Sendikaların Kadın Politikaları:
Necla Akgökçe ile Söyleşi

Begüm Aydın

Burcu Tokat

Damla Özakay

Necla Akgökçe, Petrol-İş Kadın Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini yürütüyor. Mesleği gazetecilik olan ve uzun yıllar feminist hareket içinde yer alan Necla Akgökçe ile sendikaların kadın politikaları, sendikalı kadınların sorunları ve talepleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

necla_akgokce

BÜKAK: Petrol-İş Sendikası neden bir kadın dergisi çıkarmak istedi?

Necla Akgökçe: Bu dergi sendikal politikalar çerçevesinde, sendikanın aileye bakışı ile ilgili bir karar neticesinde çıkarılmak istenmiş. Tartıştığımız ilk toplantıda, biz üye eşlerine yönelik bir kadın dergisi çıkarmaya karar verdik, çünkü Petrol-İş genel olarak erkek örgütlenmesini barındıran bir sendikaydı. Sonra süreç içerisinde dergi kadın üyelere ve kadın örgütlerine yöneldi. Devamında ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar doğrultusunda içerik yeniden düzenlenerek bugünkü haline geldi. Şimdi dergi sadece Petrol-İş’te çalışan kadınlara yönelik değil. Kriz nedeniyle pek çok kadın işten atılıyor, kadınların sendikalara üye olmaları önemli bir problem. Bu düşüncelerle dergi tüm sendikalı kadınlarla ilgilenmeye başladı. Tabii ki Petrol-İş içinde çalışan kadınlar temel hedefimiz. Diğer yandan Türkiye’deki en muhalif hareketlerden biri olan kadın hareketinin mücadelesi de ister istemez dergiye yansıyor.

Derginin yayımlanmaya başlaması sendikadaki kadın üye sayısında bir artışa neden oldu mu?

Mesela Novamed örgütlenmesi sırasında, Petrol-İş Kadın Dergisi önemli bir işlev gördü. O mücadelede dergi manevi bir değer kazanmış. Bir başka örneği Düzce’de, DESA’da çalışan Dilek adlı bir arkadaşımız anlattı. Kocası Petrol-İş Sendikası üyesiymiş. Bana Petrol-İş Kadın Dergisi’ni okuduğunu ve dergiden çok yararlandığını söyledi. O kadın orada DESA örgütlenmesinin elebaşı olarak görülüyor ve bu bizim için önemli bir ölçü diye düşünüyorum. Petrol-İş Kadın Dergisi okuyor ve bir biçimde kendi bulunduğu yerde şartlarını değiştirmek için çalışıyor. Ama tek tek örneklerden de genel bir sonuç çıkaramayız. Örneğin hiç örgütlenmemiş kadınlara ulaşma konusunda sorun yaşıyoruz. Aslında hedef kitlemiz onlar. Ancak onlara ulaşmak zor bir şey.

Sendikalarda karar alma mekanizmalarında kadınlar yer alıyor mu?

Petrol-İş’in 22.000 üyesi var, 1670’i kadın. Burada sendikanın politikası önemli, eğer sendikanın kadın politikası varsa kadınların karar alma mekanizmalarında yer alması gerekiyor. Petrol-İş’te böyle bir politika olduğunu söyleyemeyiz. Ama Petrol-İş Kadın Dergisi’nin bu kadın politikasını yaratmada önemli bir yeri var diyebiliriz. Konuştuğum kadın üyeler temsilci olmak, karar alma mekanizmalarında yer almak, toplu sözleşmelerde dikkate alınmak istiyorlar. Uzun süredir kadın mücadelesi içindeyim, ataerki yüzünden ezilmek, kapitalizm yüzünden ezilmeye yahut başka ezilme biçimlerine benzemiyor. Yavaş yavaş yol aldığımızı, önemli adımlar attığımızı düşünüyorum. İdeal bir portre de çizmek istemiyorum ama ufak ufak ilerliyoruz. Petrol-İş Sendikası içinde bir kadın politikası oluşturmaya çalışıyoruz ve devamının geleceğine inanıyoruz.

Sendika dışında  kadın meselesiyle ilgili neler yapıyorsunuz? Bildiğimiz kadarıyla DESA ve Novamed eylemlerine de destek veriyorsunuz.

Novamed grevinde önce sendika içinde bir örgütlenmemiz oldu. DESA’ya destek veriyoruz, çünkü sendikal bir mücadele veriliyor ve desteklememiz gerekiyor. DESA’da çalışan kadın işçiler ve dışarıdaki feminist hareketle iyi bir bağ kurulduğunu ve bunun gelişmesi gerektiğini düşünüyorum. DESA, Novamed, Tüpraş gibi örnekler artmalı ki işçi kadının deneyimi Türkiye’deki feminist hareket içinde yer bulsun. Diğer yandan Kadın Emeği İstihdamı Girişimi içindeyiz. Mor Çatı’ya destek veriyoruz. Türkiye’de kadın hareketini ilgilendiren her konuya gücümüz yettiğince, her yerde destek vermeye çalışıyoruz. Kadın örgütleriyle de birlikte hareket etmeye çalışıyoruz.

Sendikalarda kadın olmak ne anlama geliyor? Türkiye’deki sendikaların kadın politikaları var mı?

Sendikanın görünmeyen yüzü kadınlar. Türkiye’de kadın olmak, parlamentoda kadın olmak, hukukta kadın olmak vs. ne kadar zorsa sendikada da o kadar zor. Türkiye’deki sendikalar, özellikle işçi sendikaları, kadın meselesi konusunda olması gereken yerde değiller bence. Türkiye’de iki büyük konfederasyon var: Türk-İş ve DİSK. Bunların içerisinde kadın yapılanması yok ve bu durum sendikalar için kelimelerle anlatamayacağım kadar olumsuz bir durum. Üstelik bu tartışılmıyor. Bu durum kadın üye sayısının artmasıyla ya da kadın komisyonlarıyla çözülecek bir sorun değil, bu konuda sendikaların bir politikası olmalı.  Sendikalar kadın işçileri karar alma sürecine dahil etmeyi, sendikal yaşam içerisinde kadınların yer almasını sağlamayı ve kadınların sendikalaşmasını sendikanın demokrasi anlayışının gereği olarak görürlerse sendikadaki kadın üye sayısı beş dahi olsa, bir biçimde o kadınları dikkate alarak bir örgütlenme modeli, bir çalışma modeli ortaya koyabilirler. Maalesef Türkiye’de işçi sendikalarında böyle bir şey yok. Ne yapılmalı diye sorarsanız ilk olarak, her sendikanın kadına yönelik politikası olması gerekir. Kadınların da sendikalar içinde kadın yapıları oluşturulması için sendikayı zorlamaları gerekiyor.  Kadın sekreterlikleri, kadınların kendi sorunlarından hareketle eşitlik politikaları üretebilecekleri kadın komisyonları olmalı. Mesela bizim Avrupa örgütümüz de var, onlar o sendika içerisinde aşağıdan yukarıya doğru kadın politikalarını oluşturuyorlar. Bununla da kalmıyorlar, bu kararları sendikanın genel politikasına bir biçimde yansıtıyorlar. Bir başka konu da sendikalardaki kadın yapılarına materyal, yayın, basın, bilgi ve politika üretme konusunda hizmet veren kadın sekreterlikleri. Yani ideal bir sendika içinde kadın örgütlenmesi ve kadın sekreterliği beraber bulunmalı. Türkiye’de DİSK ve Türk-İş’te kadın sekreterlikleri var. Ama 25 Kasım ve 8 Mart’larda etkinlikler düzenlemekten ya da fon alıp eğitim yapmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Bazı sendikalar da dış işlerde çalışan kişiyi Kadın Sekreteri olarak görüyor. Kadın politikası böyle olmaz!

Bu tepeden bir örgütlenme değil mi? Yani kadınların talep ettikleri bu tip bir örgütlenme değil.

Aslında bu AB süreciyle ilgili bir durum. Bazı sendikalar AB teşvikiyle komisyon kurmuşlar. Bu komisyonlar genel merkezden bölgelere yayılan, her bölgeden üçer kadın seçilerek oluşturulmuş hiçbir işlerliği olmayan komisyonlar. Ancak tabii ki asıl olan, demokratik olan taban örgütlenmesidir.

İşçi kadınların ne gibi sorunları var? Mesela toplu sözleşmelerde neler oluyor?

Sendikaların hemen hemen hepsinde sanki kadınların hepsi hamile veya çocukluymuş gibi hamile, çocuklu kadınlara yönelik bir politika izleniyor. Uluslararası kuruluşlarda da böyle. Türkiye’de zaten her şey aile üzerinden tanımlanmış, sadece kadınların haklarına yönelik bir şey yok. Bu hem sendikalar açısından, hem kadın hareketi açısından feci bir şey. Ne yani bekar kadınların sorunları olmuyor mu? Türkiye’de çalışan kadınların büyük bir bölümünü bekar kadınlar oluşturuyor ve onlara yönelik, uluslararası mevzuat da dahil, hiçbir düzenleme yok. Kadınların talepleri arasında ise en başta kreş ve süt izni geliyor. Ancak kreş sayısı kadın sayısı üzerinden hesaplanıyor ve kadınlar buna tepkili. Başka bir sorun da erkeklerle aynı özelliklere sahip olmamıza rağmen terfi alamamamız. Bir de taciz var tabii. Tacizin tanımı çok dar yapıldığı için Türkiye’de bu sorun hiç gündeme getirilmiyor. Tacizi ifade etmek güç. Taciz edilen kadının eğer evliyse kocası devreye giriyor ya da evli değilse babası devreye giriyor, onu işten çıkarıyor. Bir de çocuk bakımı meselesi var. Kadınlar sendikalarda, sendika çalışmalarında yer almak istiyorlar ama çocukları kime bırakacaklar? Hiçbir sendika bu sorunu çözmüş değil. Mesela sendikada eğitim oluyor ama kadına çocuğunu bırakması için herhangi bir imkan sağlanmamış. Bu yüzden de kadın sendikal eğitimlerden faydalanamıyor, dolayısıyla yükselemiyor. Bunun tek açıklaması cinsiyetçilik. Anlattıklarım, yani çocuk bakımı, kreş ve kadının üzerine yüklenen ev işi meselesi Trakya’dan Batman’a kadar birçok kadının ortak sorunu. En çok şikayet edilen sorunlardan bir diğeri de düşük ücret. Bazı işyerlerinde yapılan iş, sadece kadınlara verildiği için o işin ücreti düşük oluyor.  Kadınlar arasında geçici işçilik de yaygın. Devlette olmasa da özel sektörde geçici işçilik, mesela on bir ay çalıştırıp on ikinci ay işten çıkarma, çok yaygın. Kadınlar çağrıya bağlı çalışıyorlar, oysaki daimi işçi olmak istiyorlar.