Üniversitede Cinsel Tacizi Önleme Çalışmalarına Dair: Ankara Üniversitesi ile Söyleşi

Berfin Elif Binbay

Özge Sever

Bu dönem, Üniversitede Cinsel Taciz çalışmamıza Boğaziçi Üniversitesi Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu’nun kurulmasıyla beraber, diğer üniversitelerde kurulan komisyonların yönergelerini ve çalışmalarını inceleyerek devam ettik. Bu süreçte, yaptıkları çalışmalara dair ayrıntılı bilgi edinebilmek ve kendi çalışmalarımıza örnek teşkil edebilecek süreçleri görebilmek adına Ankara Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nden komisyon koordinatörü Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülriz Uygur’la bir söyleşi gerçekleştirdik. Bize komisyonun yapısını/ kurulma sürecini, vakaları nasıl değerlendirdiklerini, komisyon kurulduktan sonraki beklentilerini ve gelişen süreci anlattı.

BÜKAK: Komisyonun/ ofisin kurulma sürecinden kısaca bahseder misiniz? Komisyon/ ofis kimlerin öncülüğünde kuruldu; öğrenciler, hocalar, idareciler sürece dahil oldular mı? Bu süreçte kampüs kamuoyundan ne gibi tepkiler alındı?
Doç. Dr. Gülriz Uygur: Ankara Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde (KASAUM) yer alan öğretim üyeleri olarak üniversitede cinsel taciz konularını araştırıyorduk. Ancak birimin kuruluşuna üniversitede yaşanan bir taciz olayı neden oldu. Belirli sayıda kadın akademisyen olarak bu tacize karşı rektörlüğe dilekçe yazdık. Bu dilekçemizin karşılığında rektör bizi davet edip, üniversitede tacize karşı yapılacaklar konusunda destek vereceğini söyledi. Biz de bunun üzerine politika belgesi ve birimin kuruluşuna dair yönergeyi hazırladık. Bu belgeler üzerinde daha sonra rektör, rektör yardımcısı ve üniversitenin hukuk müşaviriyle birlikte çalışıp son hâlini verdik. Eylül 2011 tarihinden itibaren de birim resmen çalışmalarına başladı. Kuruluş aşamasında idari memurlar ve öğrenciler yer almadı.
Komisyonun/ ofisin nasıl bir yapısı var? Vakaları değerlendiren yapıyla önleyici-bilgilendirici yapı farklı mı, birlikte mi, kimlerden oluşuyor?

Birim Kurulu üyeleri içinden KASAUM Müdürünün önerisiyle Ankara Üniversitesi Rektörü tarafından atanan birim koordinatörü ve Cinsel Tacize ve Cinsel Saldırıya Karşı Destek Birimi Kurulu Rektör tarafından görevlendirilen yedi üyenin bulunduğu yönetim kurulundan oluşuryor. Üyelerden en az dördü Hukuk Fakültesi, Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı, Siyasal Bilgiler Fakültesi Toplumsal Cinsiyet Anabilim Dalı, Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü, DTCF Psikoloji Bölümü öğretim üyeleri arasından seçilir. Kadın üye sayısı erkek üye sayısından az olamaz. Birim Kurulu, Birim Koordinatörünün çağrısıyla toplanarak birimle ilgili görevleri yerine getirir. Vakaların değerlendirmesini ve bilgilendirici çalışmaları koordinatör hazırlayıp yönetim kuruluna sunuyor. Vaka değerlendirmede henüz uzmanımız olmadığı için ilk görüşmeyi koordinatör olarak ben yapıyorum. Ardından koordinatör veya yönetim kurulu üyelerimizden biri vakayı takip ediyor. Bilgilendirici çalışmaları yaparken öğrencilerle birlikte hareket ediyoruz. Öğrencilerden beş veya altı kişiden oluşan üç veya dört grup oluşturuyor, onlara önce eğitim veriyor ve ardından yönetim kurulu üyelerimizden birinin eşliğinde bilgilendirme çalışmaları yapıyoruz. Bugüne kadar üniversitenin farklı yerleşkelerinde on iki bilgilendirme toplantısı yaptık. Bunlar sürekli yapılacak.

Komisyon kurulmadan önce kampüste cinsel taciz vakalarıyla ilgilenen bir kurum var mıydı? Öyleyse, buraya yapılmış olan başvurularla şu an komisyona yapılan başvurular arasında gözlemlediğiniz sayısal bir değişim var mı?

Üniversitenin etik kuruluna başvuru yapmak, birim kurulmadan önce de mümkündü, şimdi de mümkün. Ayrıca cinsel taciz ve saldırıya uğrayanların faillere yönelik olarak disiplin soruşturması açılmasını istemeleri yolu her zaman mevcuttur. Cinsel taciz ve saldırıyla ilgili disiplin soruşturmaları hep olmuştur ve olmaktadır. Birimin kurulması neyi değiştirdi? Bu tür soruşturmalarda İstanbul Sözleşmesi[1] gereğince konuda deneyimli ve toplumsal cinsiyet bakış açısına sahip soruşturmacıların olması gerekmektedir. Birim, kurulmasıyla bu anlamda İstanbul Sözleşmesi’ni hayata geçirmiştir. Birim kurulduktan sonra başvuru sayısı arttı mı? Bunu söylemek mümkün değil. Ancak birimle birlikte şikâyette bulunanların eskisine göre daha güvende oldukları, yalnız bırakılmadıklarını söylemek mümkündür. Bir de şu noktanın altını çizmek gerekir; birimlerin kurulması ve politika belgelerinin yayınlanması şikâyetçi sayısını hiçbir zaman arttırmaz veya çok az arttırır. Bunun anlamı ise; birim kurulmasıyla birlikte üniversitede cinsel taciz kalmadı demek kesinlikle değildir. Bu, sadece bir yalan olur. İnsanlar eskiden neden başvurmuyorsa, şimdi de o yüzden başvurmuyor. Bu tür birimler, sürekli olarak şikâyette bulunmayı sağlayıcı çalışmalar yapmak zorundadır. Sürekli çalışmak, akademik kültürü değiştirici çalışmalar yapmak gerekir. Şayet akademik kültürde bu yönde bir değişiklik yapılırsa, en büyük başarı budur.
Bir vaka geldiğinde komisyon nasıl bir değerlendirme süreci işletiyor? Yaptırım gücü var mı, varsa nedir?
Birime bir başvuru olduğunda, cinsel taciz ve saldırının boyutuna göre farklı çözüm yolları benimsenmektedir. Öncelikle mağdurla ön görüşme yapılmaktadır. Bunun ardından nasıl davranılacağına göre görüş hazırlanıp Birim Yönetim Kurulu’na sunulmaktadır. Birim, yaptırım uygulamak gücüne doğrudan doğruya sahip değildir. Birim, kendisine başvuranları hakları konusunda bilgilendirmekte ve nasıl davranacağı konusunda çeşitli seçenekler sunmaktadır. Bu seçenekler doğrultusunda ilgili konu suç teşkil etmekteyse disiplin soruşturması ve ceza davası açılması konusunda mağdurla birlikte hareket etmektedir. Mağdura hukuki, psikolojik ve gerektiğinde maddi destek ve hatta barınma bakımından da destek verilmektedir. Yargı ve/veya soruşturma süreci boyunca mağdurla birlikte hareket edilmektedir.

Komisyona genelde ne tür başvurular geliyor; öğrenci ağırlıklı mı, yoksa çalışanlardan da başvurular geliyor mu?

Komisyona öğrencinin uğradığı taciz yanında, akademisyenin ve idari memurun uğradığı taciz vakaları da gelmiştir. Sayıları henüz bir kıyaslama yapacak kadar fazla değildir.
Hiyerarşik konumda bulunan iki kişi arasında bir taciz olayı gerçekleştiğinde değerlendirme ve yaptırım süreçleri nasıl işletiliyor? Diğer vakalara kıyasla farklılaşıyor mu?
Taciz eden kişi, üniversitede hiyerarşik bakımdan daha üst konumda bulunan bir kişi ise işler zorlaşmaktadır. O kişinin hakkında disiplin soruşturması açılsa ve sonucunda ceza alsa bile zorluk değişmemekte; tacize uğrayan kişinin bir tür mobbingle karşılaşması söz konusu olabilmektedir.
Formel ya da enformel başvurularda arabuluculuk süreci işletiliyor mu? Eğer işletiliyorsa, nasıl?
Arabuluculuk, İstanbul Sözleşmesi’yle yasaklanmış bulunmaktadır. Bu nedenle biz de politika belgesi ve yönergemizden arabuluculuğu çıkardık. Bunun yerine arabuluculukla ilişkisi olmayan, mağdur odaklı onarıcı adalet yaklaşımını uygulamaya yönelik çalışmalar hazırlıyoruz.
Acil durum için komisyonun/ ofisin ya da üniversitenin sağladığı bir hizmet var mı? Yoksa kişi direkt polise mi yönlendiriliyor?
Acil durumda birim üyeleriyle doğrudan doğruya kişilerin ilişkiye geçmesini öneriyoruz. Bizim vasıtamız ve gözetimimizle polisle ve diğer ilgili makamlarla ilişkiye geçilmesini sağlamak istiyoruz.
Komisyon/ ofis çalışmaları raporlanıyor mu ve bunlar gizlilik ilkesi esas tutularak nasıl duyuruluyor?
Birim çalışmaları raporlanıyor. Bu raporlarda elbette gizlilik ilkesini uyguluyoruz.
Komisyonu/ ofisi tanıtan ne gibi etkinlikler düzenleniyor, üniversite bileşenleri bu kurulun varlığından nasıl haberdar oluyor? Yapılan bilgilendirme çalışmalarının ardından başvuru sayısında herhangi bir artma ya da azalma gözlemlediniz mi?
Birim daha önce de belirtildiği gibi kurulduğu günden bu yana bilgilendirme toplantıları yapıyor. Bunlar şikâyette bulunmayı sağladı mı? Olmadı veya olduysa bile çok az oldu denebilir. Ancak bu bilgilendirme toplantıları nerelerde sorunlar olduğunu görmemiz konusunda bize çok yardımcı oluyor. Sorunlu olan yerlere özgü farklı eğitim çalışmaları yapıyoruz.
Komisyonun/ ofisin cinsel tacize dair nasıl bir duyarlılık yarattığını veya kampüsü nasıl dönüştürdüğünü düşünüyorsunuz?
Henüz çok yeniyiz. Bildiğiniz gibi bu tür konularda direnç yapıları çok güçlüdür. Bebek adımlarıyla ilerleme kaydedilir. Bu adımlar da hep ileriye atılmaz, bazen geriye gider. Dolayısıyla henüz bir dönüşüm yoktur. Ancak bilgilendirme toplantıları sayesinde birlikte çalıştığımız öğrenci arkadaşlarımızda, hepsinde olmasa bile, dönüşümün olduğunu, hepsinin konuyla ilgili bilgi sahibi olduğunu söyleyebiliriz.

Komisyonun/ ofisin değerlendirme sürecinde en çok zorlandığı vakalardan birini kabaca anlatabilir misiniz?

En çok zorlandığımız değil de en kolay çözümler getirdiğimiz vakaların, öğrenciden öğrenciye veya üniversite dışından birinin öğrencilerimizden birine karşı yönelttiği cinsel saldırıların olduğunu belirtebilirim.


[1] bkz.: http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/20120308M1-1.pdf., 28 Ocak 2013 tarihinde erişilmiştir.