İran’da Hip hop, Sansür ve Alternatif Mecralarda bir Kadın Repçinin Ortaya Çıkışı: Salome

İran’da Hip hop, Sansür ve Alternatif Mecralarda bir Kadın Repçinin Ortaya Çıkışı: Salome*

Sümeyye Kavuncu

Giriş

Bu makalede İran’daki bilinen ilk kadın repçi olan Salome’nin içinde bulunduğu hem ataerkil, hem de yasakçı koşullarda nasıl yükseldiğinin, ne gibi sorunlarla karşılaştığının ve alternatif olarak sunduğu sanatının kadınlık ve yerellik boyutlarının tartışılmasını amaçladım. Öncelikle yasağın arkasındaki kültürel, sosyolojik ve tarihsel sebepleri incelemek ve bugüne nasıl yansıdıklarını görmek için İran’daki İslam kültürünü ve bu kültürün tarihten beri müzikle kurduğu temkinli ilişkiden söz ederek başlamak bugünü anlamak açısından önemliydi. Türkiye’de de sanatçıların benzer bir muhalefetle karşılaştıklarını düşünürsek İran ve Türkiye batılılaşma süreçlerini karşılaştırmak ve müziğe bu açıdan bir yorum getirmek istedim. İkinci olarak İran’ın Türkiye’den farklı olarak 1979 İslam devriminden getirdiği bir takım spesifik koşullarından ve bu dönemde müzikle kurulan problemli ilişkiden bahsederek ele aldığım kadın repçi Salome’nin bu özel bağlam içinde nereye oturduğunun sosyolojik bir analizini yaptım. Salome’yi kendinden dinlemem gerektiğini düşündüğüm için yaptığım araştırmanın yanı sıra bu bölümde kendisiyle yaptığım kısa röportajdan faydalandım. Metodolojik olarak birinci bölümde Michel Foucault’dan öğrendiğimiz tarihselleştirme ve genealojik[1] gelişimin incelenmesi metotlarını kullanırken, ikinci bölümde de antropolojik olarak sosyal yapı içindeki bir öznenin koşulları ve içinde bulunduğu farklı güç ilişkileriyle hangi yollardan bağlantı kurduğuna, nasıl etkilendiğine bakarken, öznenin öznellik durumunu nasıl oluşturduğunu ve kişisel alternatif stratejilerini anlamak açısından hayat hikâyesini ve öznel tecrübelerini dinlemeye çalıştım.[2]

Tarihinden Bugüne İran’da Müziğe Yüklenen Anlamlar

Ameneh Youssefzadeh’nin bu konuda yazdığı makalesinde de dediği gibi “İran’da müziğin resmi ve sosyal statüsü sürekli bir değişime uğruyor ve uğrayacaktır da. Müzik İran’da hâlâ arzu ve yozlaşmanın sebebi olarak çeşitli değişim ve tehditlerin nesnesi halinde.”[3] Öncelikle halkın dindar kesiminin müzikle ilişkilerinin her zaman temkinli ve şüpheci bir boyutta ilerlediğini görüyoruz. Müzik “…sadece kutsal savaşlar için, kutsal tabiat olaylarını kutlamak için ve Kur’an-ı Kerim ayetlerinin bestesinde kullanıldığında”[4] dini liderlerin ve dindar halkın gönlü rahat ediyordu. Kadınların şarkı söylemesi zaten ulema tarafından içeriğe bakılmaksızın arzu uyandırıcı kabul ediliyor ve tartışılması söz konusu bile olmuyor. İran’da da müzik fazla bir değişime uğramamakla birlikte, sadece dini ve milli yönlerde gelişen bir alan oluyor.[5] 2000li yıllara geldiğimizde parlamentodaki Sanat Yönetimi Konseyi üyelerinden birinin söyledikleri sanat ve siyaset ilişkisini anlamak açısından dikkate değer:

Bazı folklorik şarkıların söylenmesi uygunsuz ve batılı yönelişten geliyor. Mesela Bahriyari’nin şiirlerini de biz çok problemli görüyoruz. Şiirlerinden birinde kendisi “Âşık maşuku nehir kıyısında çıplak gördüyse, işte bu en büyük sevap sayılmalıdır” diye bir yargıda bulunuyor. Bizim dini kuralları saptıran bu gibi yargılara izin vermemiz mümkün değil.[6]

Birinci Dünya Savaşı sonrası Şah dönemine geldiğimizde İran’da bambaşka bir rejimin hakim olduğunu görüyoruz. Ortadoğu’nun Üçüncü Dünya ülkelerinde egemen olan bu sosyolojik durum Batı karşısında yenilmişliğin ve yeni güç arayışlarının bir göstergesi olarak batılılaşma çabalarının başladığı bir dönem. Bu dönemde Şah ve devlet yönetimi halkı batılılaştırmak için batı müziğini içeriği ve tarzıyla tüm yönlerden teşvik ediliyor. Bu dönemde kadın ve erkek şarkı söylemekte bir kısıtlanmayla karşılaşmıyor, tam tersine İran halk müziğinin oluşumu milliyetçi saiklerle devlet tarafından destekleniyor ve Türkiye Cumhuriyet tarihinde de bir örneğini gördüğümüz gibi halk müziği derleme çalışmalarına hız veriliyor.[7]

1979’da İslam devrimi yapıldıktan sonra ise batılılaşmaya ve modernleşmeye büyük bir mesafeyle bakılıyor ve şah döneminden kalan toplumsal hafızanın da verdiği tepkisel kuvvetle ilahiler ve dini müzikler de dahil müziğin her türlüsü yasaklanıyor, tüm müzik aletleri toplanıyor ve imha ediliyor.[8] Bu dönemde müzik yeraltında hızlı bir gelişim göstermeye başlıyor.[9] Gençler evlerde toplanıp, illegal yollarla satın aldıkları müzik aletleriyle gruplar kuruyor ve müzik yapmaya başlıyor. Reformist kanatın güçlenmesiyle birlikte dini içerikli müzik ve bazı müzik aletleri tekrar serbest bırakılıyor, ancak müziğin içeriği ve tarzına yönelik sınırlamalar varlığını koruyor.[10] Bugün ise gelişen internet ve uydu teknolojileri aracılığıyla müzikte sansür uygulaması büyük ölçüde aşılmış durumda. Yeraltı müziğinin yaklaşık otuz yıllık tecrübesinden sonra artık müzik ve yeraltı birbirinin ayrılmaz iki parçası haline geliyor.

Tarihi Bir Özne Olarak İlk Kadın Repçi Salome’nin Tecrübeleri Üzerine

Hip hop, rock, metal ve alternatif tarzlardaki müzikler İran yeraltına hâkim tarzlar. Onlardan biri de kadın repçi Salome. Salome’yle yaptığım görüşmede ilk defa on altı yaşında ciddi olarak hiphop dinlemeye başladığını söylüyor. Toplumsal olaylar hakkında söyleyecek sözü olan, şarkılarında iktidarı eleştiren ve kendini ifade etmeden duramayan zeki bir kadın Salome. Şiir yazma yeteneğine sahip olduğu için önünde rep dünyasının kapıları açılıyor birden. 1985 doğumlu Salome, İran’ın bilinen ilk kadın repçisi ve hala da az sayıda birkaç kadın repçiden biri. İranlı gençler arasında ve dünyada çok popüler olmasına rağmen kadın sesi yasak kabul edilen İran İslam Cumhuriyeti’nde şu anda resmi olarak albüm çıkarma şansı yok. Kendisini politikadan uzak tutmak istediğini söylüyor ve politikanın kirli bir iş olduğuna vurgu yapıyor politik sorular sorduğum zaman. Toplumsal olayları eleştirdiği, aşktan ve kendinden söz ettiği şarkılardan oluşan iki albümü internette dinleyicinin beğenisine sunulmuş durumda. İranlı ve Alman repçi Şirali ile 2006’da Amsterdam’da İran İntergalaktik Müzik Festivali’nde düet yaptıktan sonra geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmış oluyor. Ünlü olsa da müzik yaparak para kazanması mümkün görünmüyor. Kendisine bu soruyu yönelttiğimde para kazanmayı tercih etmeyeceğini ve yalınlığını bozacağını söyleyecek kadar da idealist bir repçi Salome.

Underground rep yapan biri olarak sansür ve sanatın büyük bir çatışma alanı olduğunu doğrudan tecrübe eden Salome’nin son klibinde başının açık olmasının çok cesur bir kadın olduğu yorumlarına sebep olduğunu öğreniyorum araştırmalarımda. Sansü
rün Salome’nin hayatını nasıl etkilediğini ve başına bir şey gelme
sinden korkup korkmadığını sorduğumda “Başın açık olması o kadar da büyük bir problem değil. Önemli olan ağzımızın kapalı olması.” gibi net bir cevap veriyor. İran’daki asıl sorunun İslami kaygılar değil otoriter kaygılar olduğunu açıklamak için aşk, meşk, eğlence gibi konularda şarkılar yaparsan hiçbir tehdit almayacağını tam tersine gençleri oyaladığın için devletten gizli destek bile alabileceğini söylüyor. “Önemli olan devleti eleştiren sosyal içerikli şarkı sözleri yazmamak ve her zaman mutlu şeylerden bahsetmek.” diyor ve kendi şarkılarının bu yüzden problemli görüldüğünü söylüyor.

Sansürle mücadele etmekte farklı yollar da deniyormuş Salome. Örneğin, İran’daki son seçimlerde Ahmedinejad’ın seçilmesinin adaletsiz olduğunu düşünen birçok reformist İranlı’nın sokaklara dökülmesi ve kendisinin de o eylemlerde bizzat polis şiddeti görmesi Salome’yi İranlı bir kadın olarak fazlasıyla etkilemiş ve bu konuda bir şarkı yazmış. Birçok İranlı kadın sanatçı gibi yurt dışında değil de İran’da yaşıyor olması tehlike arz ediyor olduğundan şarkısını başka bir isimle ve yüzü hiçbir şekilde gözükmeyecek şekilde yayınlamış. Klibi izlediğinizde ağzına kırmızı bir çizgi çekilmiş bulanık bir kadın yüzünden başka bir şey görmüyorsunuz şarkıcıya dair. Geriye kalan kısmı da İran seçimleriyle ilgili farklı kaynaklardan görüntülerden oluşuyor. Böylece hem Salome seçimlerin taraflılığını ve seçim sonuçlarının adaletsizliğini vurgulayan son derece eleştirel sözlerini söylemiş ve dinleyicilerine duyurmuş oluyor, hem de muhtemel tehlikelere karşı kendini korumuş oluyor. Klipte gördüğümüz polis şiddetine uğrayan eylemciler normalde resmi kanallarda gösteril
meyen görüntüler olması nedeniyle klibin bu kısmı da bir direnişi simgeliyor.[11] Klipte kalabalık eylemci gruplardan kareler gösterilirken Salome de “Tüm millet, tek bir millet oldu. Bu millet otoriteye hayır diyor. Bu millet sansüre hayır diyor. Bu millet şiddete hayır diyor. Bu millet sadece demokrasiye evet diyor.” sözlerini söylüyor. Sansürle mücadelede geliştirilen farklı bir strateji olarak bu tarz kliplerin yayınlanmasının oldukça önemli olduğunu söylemek gerek. Bu şekilde bir klip izlediğinizde otosansürle üstü kapatılmış bir kadın portresinden çok sansürle dalga geçen ve sansürü estetik bir biçimde eleştiren bir kadın imajı da çizildiğini görüyoruz. Buna rağmen, bu klip yüzünden başının belaya girmesi ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığını da ekliyor Salome röportajında.

Kadın olmanın getirdiği en göze çarpan sorunlardan biri tahmin edileceği üzere kadının sesine ve şarkı söylemesine yüklenen anlamlar. Makalenin başında da bahsedildiği gibi Türkiye’de yaşayan kadınlar olarak İslam dininde müziğin günah olduğuyla ilgili birçok söyleme biz de şahit oluyoruz. Fakat müzik bir yere kadar kabul görse de kadın sesiyle ilgili tartışmalar bitecek gibi görünmüyor. Salome repçi kimliğinin yanı sıra Müslüman kimliğine de sahip çıkan ve dini pratikleri yerine getiren bir kadın. Bu bağlamda kadın, ses, arzu ve günah ekseninde dönen tüm bu tartışmaların içinde sanatçı kimliğini oluşturabilmiş Müslüman bir kadın olmayı nasıl başardığını, ne gibi alternatif söylemler ve pratiklerle bu duruma cevap verdiğini soruyorum kendisine. Kuran’da sadece tahrik edici bir tonda konuşmamak diye bir ayet olduğunu söylüyor ve sözlerine şu şekilde devam ediyor:

…o da bayağı güzel bir ayet. Buna ben de katılıyorum. Ama aynı şekilde her türlü kadın sesinden tahrik olduğunu iddia eden, aklı bel altında erkeklerden de tiksiniyorum. Bu insanların varlığı yüzünden bu dünyadaki var olma nedenimden kendimi mahrum edecek değilim.

Muhalif olmanın yanında kadın olmanın getirdiği ayrıca sorunlar olup olmadığını sorduğumda yine Salome’nin kendine güveniyle ve nasıl alternatif yollar bulunabildiğiyle ilgili bir cevapla karşılaşı
yorum. Şarkılarını ismini değiştirerek başka bir kimlikle dağıtmak, kendini şarkıyla değil kadınlara yasaklanmamış olan şiir yazma yoluyla ifade etmek gibi birçok çözümü var Salome’nin. Kadınların stüdyoda kayıt yapmasını yasaklayan rejime karşı kendi home-stüdyosunu kurarak müziğe yine devam ettiğini söylüyor. Yine de kadın olmakla ilgili sorunların değil, muhalif olmakla ilgili sorunların kendisi için daha büyük bir risk oluşturduğunu söylüyor. İran’da bilinen ilk kadın repçi olarak, İran’da çoğunluğunu yine erkek sanatçıların oluşturduğu underground hip hop camiasında kabul görmüş ve başka kadın repçilere de yol açan bir pozisyonu var Salome’nin. Öyle görünüyor ki tüm bu sorunlara rağmen çözümsüz kalmak veya müzikten vazgeçmek Salome’ye göre değil. Kendisi hip hop camiasına girişini ve kabul görmeye başlamasını şu şekilde anlatıyor bize:

Kadın olarak da, ilk başlarda her zaman kadının varlığından korkan senin ataerkil dediğin tiplerden her türlü aşağılayıcı laf yedim ama artık kendi yerimi buldum ve kimse kadın olmamdan dolayı dalaşmıyor bana. Etrafımı, tecrübe-
lerim, ailemi, işimi, aşkımı ve kendimi yazıyorum, doğal olarak kadın bakış açısıyla oluyor bu ve daha çok erkeklerin oluşturduğu bu camiaya farklı bir yön katıyor.

Sonuç

Son olarak İran’da hip hop müzikle uğraşırken tüm bu batılılaşma ve yozlaşma eleştirileri arasında nasıl bir pozisyonda durduğunu, gelen tepkileri sordum Salome’ye. Avrupa’dan da birçok dinleyicisi ve seveni var Salome’nin. Avrupalı olmayan sanatçıların, özellikle doğulu kadın sanatçıların mistik ve otantik algılanarak yükselmekten veya dikkate alınmak için tamamıyla batılılaştığına dair kendini kanıtlamak zorunda olmaktan başka seçenekleri de var. Hip hop müziğin yükselişinde Amerika kültürünün ve küreselleşen dünyanın etkilerinin olduğu tartışılmayacak kadar açık. Hip hop dünya popüler kültürünün bir parçası olarak uzun yıllar gençler üzerinde etkisini sürdürüyor. Bana göre hip hop tarzı içinde alternatif yerellikler kurmak da mümkün mü sorusunu cevaplamak için post kolonyal dönemi tam manasıyla tecrübe etmek gerekiyor, bunu yapmak ise şu koşullarda henüz mümkün değil. Yazılan sözlerin içeriğinde değinilen konuların, duygu ve düşüncelerin yerelliği kaçınılmaz olsa da hip hopta dikkat çeken öfkeli ve saldırgan dil ve tonlama Eminem’de, Ceza’da, Sagopa’da, Kolera’da veya Salome’de bir değişiklik göstermiyor. Bu bağlamda ataerkil rep müzik formatının kadınlar tarafından icra edilirken ne kadar değiştiği ve ne gibi alternatif kadınlıklar kurulduğu sorunsalı da feminist bir soru olarak akıllarda yer etmeye devam ediyor. Her şeye rağmen, Salome kadınların yer almadığı bir alanda kadın kimliğiyle yer edinmesiyle ve agresif denebilecek bir müzik yapmasıyla hem İran’da yaşayanlar için, hem diğer Müslüman kadınlar için, hem de Avrupa merkezli düşünmeye alışık batılı zihinler için takip edilmesi gereken ender bulunacak bir sanatçı.

Kaynakça

Foucault, Michel “Governmentality”. The Foucault Effect, Studies in Governmentality. Ed. G.Burchell, C.Gordon and P.Miller. Chicago: Chicago UP. 1991.

Nettl, Bruno. “Musical Values and Social Values: Symbols in Iran”. Asian Music, 12(1). 1980.

Youssefzadeh, Ameneh. “The Situation of Music in Iran Since the Revolution: The Role of Official Organizations”. British Journal of Ethnomusicology 9(2). 2000.

Zonis, Ella. “Contemporary Art in Persia”. University of Chicago Center for Middle Eastern Studies Reprint Series 51(4). 1965.

Hasgül, Necdet. “Cumhuriyet Dönemi Müzik Politikaları”. Anadolu’nun Kayıp Şarkıları. Dans Müzik Kültür Folklora Doğru (56).



*Bu ödev 2009-2010 güz döneminde, Dr. Şirin Özgün’ün FA 48D Gender& Music için hazırlanmıştır.

[1]Michel Foucault, “Governmentality.”, The Foucault Effect, Studies in Governmentality, ed. G.Burchell, C.Gordon and P.Miller eds., Chicago: Chicago UP, 1991, s.87.

[2]Röportaj 16 Ocak 2010 tarihinde internet üzerinden yapıldı.

[3]Ameneh Youssefzadeh, “The Situation of Music in Iran Since the Revolution: The Role of Official Organizations,” British Journal of Ethnomusicology 9(2), British Forum for Ethnomusicology tarafından basıldı, 2000, s.35

[4]Ella Zonis, “Contemporary Art in Persia,” University of Chicago Center for Middle Eastern Studies Reprint Series 51(4), The Musical Quarterly tarafından yeniden basıldı, October 1965, s.637

[5]A.g.e, s.637.

[6]Ameneh Youssefzadeh, “The Situation of Music in Iran Since the Revolution: The Role of Official Organizations,” British Journal of Ethnomusicology 9(2), British Forum for Ethnomusicology tarafından basıldı, Cilt.9, No.2, 2000, s.46.

[7]Necdet Hasgül, “Cumhuriyet Dönemi Müzik Politikaları,” Anadolu’nun Kayıp Şarkıları, Dans Müzik Kültür Folklora Doğru (56), s.31.

[8]Ameneh Youssefzadeh, “The Situation of Music in Iran Since the Revolution: The Role of Official Organizations,” British Journal of Ethnomusicology 9(2), British Forum for Ethnomusicology tarafından basıldı, 2000, s.38

[9]A.g.e, s.38.

[10]A.g.e, s.39

[11]http://www.myspace.com/salomerap adresinden, bahsedilen kliplere ve Salome’
nin diğer albümlerine ulaşılabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir