Duyguları İfade Edebilme Stratejisi Olarak Ninniler: “Özel Alan İçinde Özel Alan”

Duyguları İfade Edebilme Stratejisi Olarak Ninniler:Özel Alan İçinde Özel Alan”[1]*

Senem Kara

Dandini dandini dasdana, danalar girmiş bostana dizelerini çocukluğu bu coğrafyada geçmiş herkes hayatının bir döneminde mutlaka duymuştur. Bugün Anadolu’da yaşayan farklı halklara ait ve neredeyse tamamının yaratıcısı kadınlar olan ninnilerin hangi toplumsal ve siyasi bağlamda, kimler tarafından yaratıldığı ve farklı dillerde olanlarının birçoğunun anlamları üzerine yapılmış kapsamlı bir çalışma bulunmuyor. Benim ulaşabildiğim Anadolu ninnileri hakkında yapılmış en kapsamlı çalışma ninnilerin müzikal değerlerine vurgu yapan Kalan Müzik tarafından derlenmiş Anadolu Ninnileri albümü ve Melissa Bilal’in kayıp Ermeni ninnileri üzerine yazmış olduğu yüksek lisans tezi oldu.

Kalan Müzik tarafından derlenen Anadolu Ninnileri albümünde Anadolu’da yaşayan farklı halkların ninnileri yer almaktadır. Türkçe, Ermenice, Süryanice, Zazaca, Kürtçe, Lazca, Rumca, Çingenece, Yahudice olan bu ninnilerin bir kısmı ilk yaratıldığı dönemin orijinal kayıtlarından bir kısmı ise farklı kadın sanatçılar tarafından yeniden yorumlanmış. Otuz iki farklı ninninin icracılarının tümü kadın. Albümün girişinde ninnilerin edebi içeriklerine ve müzikal yapılarına dair yapılan bir çalışma da yer almaktadır.

Ninni, bebekleri uyutmak için genellikle anneleri tarafından özel bir

ezgi ve söz kalıbı ile söylenen edebi bir tür ve halk müziği örneği olarak tanım-
lanıyor.[2]

Ninnilerin sözlerinin anlamlarını ya da kadınların ninnileri çocuklarına söyler-
ken kullandıkları ez-
gilere baktığımızda ninnilerin bir anne-
nin bebeğini uyut-
mak için araç olarak kullandığı söz dizi-
ninden ötesi oldu-ğunu anlayabiliyo-ruz.

Genellikle çocukları uyutma sırasında söylenen ninniler, kadınların kamusal alanda, aile içinde; kocasına, aile büyüklerine anlatamadıklarını anlatabileceği; sevgisini, aşkını, nefretini, acısını ya da özlemini dilediği gibi ifade edebileceği bir araç olarak kullanılabiliyor.

Bu yazıda da kadınlar arasında kuşaktan kuşağa genellikle anonim şeklinde aktarılan ninnilerin ağıt ninni formunda olanlarına, kız ve oğlan bebekler için söylenen farklı ninnilerin anlamlarına bakmaya çalışacağım.

Ermeni ninnileri ile ilgili yazdığı tezde Melissa Bilal kadınların ninniler yoluyla sadece hayallerini ve arzularını değil aynı zamanda kendi hayatlarına değen kederli, üzüntülü olayları da ifade edebildiklerini söyler. Ona göre ninniler “kadınların günlükleri gibidir. İçine yazılanlar kelimeler ve melodilerle işlenmiştir. Bu ninniler konuşulabilenin çeperinde” var olmaktadır.[3]

Ağıt Formunda Ninniler

Kadınların hüzünlerinin, acılarının ninniler aracılığı ile vücut bulması bazen artık bedenen var olmayan ölmüş bebeklerine adadıkları ağıt formundaki ninniler de sıkça görülmektedir.

Alma Attım Yuvarlandı[4]

Alma attım yuvarlandı

Gitti beşiğe dayandı

Bebek uykudan uyandı

Nenni oğul oğul

Nenni yavrum yavrum

Nenni balam balam

Nenni oğul oğul

Nenni oy

Sana bebek diyemedim

Ak sütümden veremedim

Nenni oğul oğul

Nenni yavru yavru

Nenni bebek bebek

Nenni oy

Gelin kızlar çaydan geçek

Çay bulanık nerden içek

Bebek öldü kefen biçek

Nenni oğul oğul

Nenni yavru yavru

Nenni bebek bebek

Nenni oy

Anne ve çocuk arasındaki ilişki en temelde zayıf olana, muhtaç olana bakmak onu büyütmek, toplumsallaştırmak üzerine kuruludur. Carol Gilligan’ın tanımıyla bakım “ötekinin ihtiyaçlarına cevap vermek, ötekine bakmak, onunla ilgilenmek, onun zarar görmesini engellemek…”tir.[5] Bu bağlamda bakım sorumluluğunu üstelenenin anne olduğunu varsayarsak, doğan çocuğun ölümünden manevi olarak en çok yara alan da o olacaktır. Fakat bir yandan da ölenin arkasından isyan etmek, uzun süreli yas tutmak toplumsal olarak çok da hoş karşılanmaz. Allah’ın verdiğini Allah geri almıştır. Acının kabulü değil de ölçüsü burada sorun olabilmektedir. Eğer sen “alınan can” için gereğinden fazla isyankâr olursan bu bir nevi Allah’a karşı gelmek olarak algılanır. Tüm bu toplumsal bağlama baktığımızda ninni acının panzehiri, kadının acısını dilediği gibi ifade edebil-
mesinin aracı olabilmektedir.

“Boş beşik ninnisi”[6] de denilen bu ağıt-ninni formu kadınların acısını en yoğun ifade edebildiği “özel alan içinde özel alan” yaratabilmektedir. Burada en çarpıcı olan bu acının bir şekilde anonimleşmesi ve kadınlar arasında bebeğini kaybetmiş olmanın ortak bir sembolü haline gelmesidir. Mevzu tek bir kadının bebeğini kaybetmesinden öte, kuşaklar boyu kadınların farklı biçimlerde yaşadığı bir tecrübenin, bebeğini kaybetmenin, bir söz-melodi dizini üzerinden ortaklaşabilmesidir. Alma Attım Yuvarlandı ninnisinin Gelin kızlar çaydan geçek/Çay bulanık nerden içek/Bebek öldü kefen biçek dizeleri ile de ninniyi söyleyen kadın aynı zamanda bebeğinin ölümünün
verdiği ıstırabı başka kadınlarla paylaşmayı da dilemektedir.

Erkek bebekler için söylenen ninniler

Kadınlar çocukların toplumsallaştırılmasında asli sorumlular olarak görülmektedir. Bu pozisyonları itibariyle toplumsal iş bölümünde kimin neyi yapacağını aktarmak da, bir ikili kategori olarak erkek ve kadının farklı toplumsallaşmasını sağlamak da doğal olarak kadının, anne ve eş kimliğiyle, görevi olmaktadır.[7] Dolayısıyla, norma uygun kadın ya da erkek olabilmeyi birincil olarak bizi toplumsallaş
tırmaktan sorumlu annemizden öğrenmekteyiz.

Toplumsal cinsiyete dayalı işbölümüne yönelik yapılan eleştirilerde “Kadınlara uygun eşler ve anneler olmak henüz daha kundakta bebekken öğretilmeye başlanıyor.” deyişine sıkça rastlarız. Kız ve erkek bebekler için ayrı ayrı söylenen ninni örnekleri bu savı doğrular niteliktedir. Erkek bebekler için söylenen ninniler de bebeklerin gelecekte annesine bakan, onu koruyan, anneyi kocasının zulmünden kurtaran güçlü, mert, kahraman olmaları dilenir. Vurgu genellikle bebeklerin büyüyünce kamusal alandaki sorumluluklarına yöneliktir.

Benim yavrum küçücek

Gün geçtikçe büyücek

Asker olup yürücek

Ninni yavrum ninni[8]

Nenni diyem yatasın

Çabucak boy atasın

Baban beni döğende

Sen de ona çatasın[9]

Ninniler çocuklara geleneklerini, toplumsal cinsiyet rollerini, ailevi ve sorumluluklarını öğretmek için araç olarak kullanılır. Bir yandan da erkek çocuklar için söylenen ninnilerin çoğunda bir kadınla flört edecek yaşa gelince ya da evlenince beraber olacağı kadını sevmemesi, ona kötü davranması öğütlenir.

Oğlan oğlan oğlancık

Çükünün ucu gök boncuk

Almış gitmiş elin kancığı

Baka kalmış anacığı[10]

Yukarıdaki örnekte de görüldüğü gibi bir yandan da kadınların başka kadınlardan intikam alma, kadınlara kötü davranma dilekleri erkek çocuklar için söylenen ninnilerde görülmektedir. Deniz Kandiyoti, Ortadoğulu ve Müslüman toplumlarda, bu coğrafyadaki her toplumu kesinlikle homojen bir bütünmüş gibi görmememiz gerektiğini hatırlatarak, geniş ataerkil aile içerisinde kadınların ancak yaşlandıklarında; gelinleri, torunları olduktan sonra erkek meclisinde söz sahibi olabileceğinden bahseder. Yeni gelin olmak başlı başına hiyerarşik ilişki örüntüsü içerisinde en alta kalmayı beraberinde getirir. Erkek çocuk sahibi olmak bir derece onları daha güçlü kılsa da güç döngüsü içinde en kıdemli yeri kaynana olunca alacakları kesindir.[11] Ev içinde bulunan erkeklerden özellikle yaşlı kayın-
babanın sözünü dinleyen, gerekmedikçe konuşmayan gelinler aslında el kızı olarak görülürler. Her kadının en büyük hayali doğuracağı erkek çocuğun bir gün evlenmesi ve eve gelen gelinin ona hizmet etmeye başlamasıdır. Bu koşullarda yaşayan kadınların doğuracakları erkek çocukların bir gün evlenmesini ve eve gelin getirmesini hayal etmeleri tesadüfü değildir. Bir kadın ancak bu yolla söz söyleyen, sözü dinlenen ve saygın olan olabilmektedir. Kandiyoti, buna “ataerkil pazarlıklar” demektedir. Ataerkil pazarlık özellikle oğullar için söylenen ninnilerde de sıkça yer almaktadır. Toplumsal ilişkilerde olduğu gibi aile içerisinde de kadınların iktidar pozisyonları bir güç döngüsü içerisindedir. Bugünün el kızı yarının kaynanası, saygın hanımannesi olacaktır.[12]

Kız bebekler için söylenen ninniler

Kız bebekler için söylenen ninnilerin sözleri ise erkeklerinkinden çok farklıdır. Onlara ise biraz daha ev içinde üstlenecekleri sorumluluklar anlatılır, bazı ninnilerde kadınlar kendi kötü kaderlerinin kızlarında kaderi olmamasını diler Tanrı’dan.

Çift Kızlar Ninnisi[13]

Nenni de kızıma da nenni

Uyusun kızlarım neni

Büyüsün çift kızların nenni

Dandin dandin danistan

Kızlarım da babasından don ister

Patiskadan giyemez kadifede pantolon ister

Uuuu uuu u Allah kızıma da uyku ver Allah

Edasına edasına

Oturmuşlar odasına

Sıvamış beyaz kollarını

Hizmet eder babasına[14]

Yukarıdaki iki örnek ise kız bebekler için söylenen ninnilere örnek oluşturmaktadır. Kızlar için söylenen ninniler de kızların güzellik
lerine övgü, babasının, amcasının ya da dayısının ona alacağı güzel kıyafetlere, ayakkabılara vurgu yapılmaktadır. Ninnilerin birçoğunda kızların büyüyünce ev içinde yapmakla yükümlü olduğu işler anlatılmakta. Onların da büyüyüp elleri kınalı bebekleri olması dilenmektedir. Jane Bowers, Herat[15] ninnileri üzerine yaptığı çalışmasında kadınların ninnileri bebeklerine toplumsal kuralları, ailevi görevler, toplum içinde içselleştirmesi gereken roller, cinsiyet rolleri ve ilişki biçimleri gibi ve kendi ailevi geleneklerini öğretmek için bir araç olarak kullandığını söyler.[16] Anadolu ninnileri içinde özellikle kız bebeklere söylenenlerin kamusaldan ziyade özel alanın düzenlenmesine yönelik kuralları merkezine alarak yaratıldığı söylenebilir. Bir şekilde ninnilerin icracısı olan kadınlar kendilerine aktarılan tüm bu aile içi işbölümü ve kuralları kendi kızlarına kendi oluşturdukları ninniler aracılığıyla aktarmaktadır.

Bu yazıda Anadolu ninnilerine, ağıt-ninni formunda olanlar ve kız ya da oğlan bebekler için ayrı ayrı oluşturulan ninniler olmak üzere iki ayrı eksenden bakılmıştır. Yazının başında da belirttiğim gibi aslında Anadolu Ninnileri albümünde Anadolu’da yaşayan farklı halklara ait ninniler derlense de bu ninnilerin sözlerine, sözlerinin Türkçe çevirileri ve anlamlarına dair kaynak bulunamamaktadır. Dolayı-
sıyla, bu çalışma sadece Türkçe ninniler baz alınarak oluştu-
rulmuştur. Ninnilerin, çocukları sadece uyutmak için kullanıl-
masından öte oluşturulduğu toplumdaki kadınların bunları aynı zamanda bağlı oldukları toplumsal kurallardan, sosyal, politik ve tarihsel koşullardan, dönüşümlerden, yıkımlardan etkilenerek yarattıklarından ve icra ettiklerinden bahsedilmiştir.

KAYNAKÇA

Anadolu Ninnileri. İstanbul: Kalan Müzik. 2006.

Bowers, Jane. “Women’s Music and Life Cycle”. ILWC Journal. 1993.

Bilal, Melissa. “Kayıp Ninni ve Türkiye’de Ermeni Olmakla İlgili Diğer Hikayeler” yüksek lisans tezi, Boğaziçi Üniversitesi, 2004.

Çelebioğlu, Amil. Türk Ninniler Hazinesi. İstanbul: Kitapevi Yayınları.

Kandiyoti, Deniz. Cariyeler, Bacılar, Yurttaşlar. İstanbul: Metis Yayınları. 1996.

Mitchell, Juliet. Kadınlık Durumu. İstanbul: Kadın Çevresi Yayınları. 1985.

Moore, Margaret. “The Ethics of Care and Justice.” Women&Politics. 1999.


[1]“Özel alan içinde özel alan” kalıbı Melissa Bilal’in 2004 yılında Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde yazdığı “Kayıp Ninni ve Türkiye’de Ermeni Olmakla İlgili Diğer Hikâyeler” adlı yüksek lisans tezine refaransla kullanılmaktadır.

*Bu ödev, 2009-2010 Güz döneminde, Dr. Şirin Özgün’ün FA 48D Gender and Music dersi için hazırlanmıştır.

[2]Anadolu Ninnileri, İstanbul: Kalan Müzik, 2006.

[3]Melissa Bilal, “Kayıp Ninni ve Türkiye’de Ermeni Olmakla İlgili Diğer Hikâyeler”, yüksek lisans tezi,  Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü,  2004, s. 66-67.

[4]Anadolu Ninniler, İstanbul: Kalan Müzik, 2006, şarkı no: 6.

[5]Margaret Moore, “The Ethics of Care and Justice” Women&Politics 20(2), 1999.

[6]Anadolu Ninnileri, İstanbul: Kalan Müzik, 2006, s.14.

[7]Juliet Mitchell, Kadınlık Durumu, İstanbul: Kadın Çevresi Yayınları,1985, s.161.

[8]Anadolu Ninnileri, İstanbul: Kalan Müzik, 2006, s.18.

[9]Anadolu Ninnileri, İstanbul: Kalan Müzik, 2006, s.19.

[10]Amil Çelebioğlu, Türk Ninniler Hazinesi, İstanbul: Kitapevi Yayınları, 1995, s.319.

[11]Deniz Kandiyoti, Cariyeler, Bacılar, Yurttaşlar, İstanbul: Metis Yayınları, 1996, s.87.

[12]A.g.e., s.89.

[13]Anadolu Ninnileri, İstanbul: Kalan Müzik, 2006, şarkı no:15.

[14]Amil Çelebioğlu, Türk Ninniler Hazinesi, İstanbul: Kitapevi Yayınları, s.230.

[15]Herat Afganistan’ın batısında yer alan tarihi bir kenttir.

[16]Jane Bowers, “Women’s Music and Life Cycle”, ILWC Journal, 1993, s.9.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir