Tekel Direnişi[*]

Aslı Sakallı & Günce Şıralı

2008 yılının Şubat ayında TEKEL’in sigara ve tütün bölümünün British American Tobacco (BAT)’ya satılması nedeniyle iş akitlerinin feshedildiği ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/c maddesine tabi olarak başka kurumlara yerleştirilecekleri tebligatını alan TekGıda-İş Sendikası üyesi binlerce TEKEL işçisi 15 Aralık’tan beri Türk-İş Genel Merkezi önünde direniyor. AKP hükümetinin neoliberal politikalarının bir uzantısı olan ve 4/c olarak bilinen uygulama çalışanları “bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet” veren olarak tanımlayarak işçilerin statüsünde belirsizliğe neden oluyor. Özelleştirme nedeniyle işsiz kalanların Devlet Memurları Kanunu’ndaki geçici personel statüsüne (4/c) alınması öngörülüyor. Bu yöntemle özelleştirilen şirketlerde işlerini kaybedenler, eski işyerleri tarafından öngörülen koşulları kabul etmezlerse kamu sektöründe geçici personel olarak çalışmaya başlıyorlar. Bu kanuna göre işçiler bir yıl boyunca en fazla on ay ücretli çalışabiliyorlar ve sosyal güvenlik haklarından da ancak on ay yararlanabiliyorlar. İşe geri alınmalarının da garantisi, işverene bu konuda hiçbir sorumluluk yüklemediği için, kanun tarafından verilmiyor. 4/c yeni bir uygulama değil, 2004 yılından beri uygulanıyor ancak ilk defa bu kadar çok sayıda çalışanı aynı anda etkilediği için oldukça gündemleşti. TEKEL direnişi sadece muhalif basın değil, ana akım medya tarafından da sahiplenildi.

Özelleştirmenin bir diğer sonucu ise TEKEL örneğinde görüldüğü gibi işyerlerinin kapanma riskinin artması. Türkiye’nin dört bir yanındaki TEKEL sigara fabrikaların kapanma olasılığından ötürü de yaklaşık 12.000 işçi mağdur olmanın eşiğinde. Nitekim BAT Tire’deki sigara fabrikasını Samsun’daki fabrikaya taşıma kararını “firmanın verimliliğini artırmak amacıyla”[2] aldı bile. Yönetim, isteyen işçilere Samsun’da çalışmaya devam edebileceklerini söylüyor ancak çalışma koşulları hakkında tam bir bilgilendirme yapılmış değil.

Özlük haklarının korunması için günlerdir Ankara’da direnen TEKEL işçileri eylemleri boyunca birçok sendika başkanı veya siyasetçiyle de görüşerek onların desteğini aldı. Polisin yoğun baskı ve şiddetine rağmen direnişlerine devam eden işçiler sık sık “Yılgınlık yok, direniş var!” sloganları atıyorlar. Yabancı basının da ilgiyle izlediği eylem, Türkiye’nin dört bir yanındaki işçiler tarafından da destekleniyor. Bunca direnişe rağmen Başbakan Erdoğan’ın Bunlar bir grubun provokasyonuyla sokağa çıktılar.” şeklindeki sözleriyle karşılaşan binlerce TEKEL işçisi, bu sözlere yanıt olarak eylemin geniş bir işçi kitlesi tarafından desteklendiğini kanıtlamak için direnişin devam edip etmemesine dair referandum kararı aldı ve 6 Ocak’ta gerçekleşen oylamayla yol haritasını “direnişe devam” kararıyla pekiştirdi.

Türk-İş hükümetle görüşmelerden lehte bir sonuç alamayınca 20 Ocak’ta açlık grevi kararı aldı. Ancak 26 Ocak için hükümetten randevu alan yönetim açlık grevine ara verdiklerini açıkladı. 28 Ocak’ta gerçekleşen görüşmede Erdoğan 4/c’nin iyileştirilmesine yönelik çalışma için talimat verdi. Ancak 31 Ocak’ta katıldığı bir televizyon programında “Gerekirse 4/c’nin içeriğinde de bir değişikliğe gidilebilir ama kaldırmak asla. Onu da söyleyeyim.” diyerek işçilerin kesin taleplerinin kabul edilmeyeceğini belirtti.[3]

TEKEL’in özelleşmesinin bedeli büyük. Kadınlar da bu bedel-
den nasiplerine düşen büyük payı alıyorlar. Bu süreç TEKEL BAT’a satılmadan önce “özel-
leştirmeye müsait” hâle getiril-
diği dönemde başladı. 2002’de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (Ö.İ.B.) TEKEL için küçültme kararı alarak kuruluşundan itibaren yoğunlukla kadınların istihdam edildiği yaprak tütün işleme ünitelerinin on yedisini kapattı. İşsiz kalan kadınlar Tekgıda-İş’le yürüttükleri mücadele sonucu başka yerlerdeki TEKEL işletmelerine gönderildiler. Ancak naklin şartları, kadınlara özgü sosyal koşullar göz ardı edilerek tepeden bir bakışla hazırlandı. Örneğin, yaşadıkları şehirden ayrılan ve gidecekleri yerin yaşam ve barınma koşulları konusunda bilgilendirilmeyen kadınlara yeni işe başlamaları için sadece bir gün verildi. Ve bu nakil okul dönemi ortasında gerçekleşti. Yeni işyerlerindeki farklı maaş uygulaması nedeniyle daha fazla para kazanmalarına rağmen gelirlerinde reel bir artış olmadı. Çünkü bu kadınlar “daha önce memleketlerinde para ödemeden edinebildikleri bazı mal ve hizmetleri büyükşehirde dışarıdan satın almak zorunda kaldıklarından ve ayrıca memlekette kalan çocuklarına da para gönderme zorunluluklarından dolayı büyük maddi yük altına girmiş ve refah kayıplarına uğramışlardır.”[4] İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Araştırma Görevlisi Özgün Akduran’a göre bu naklin tek olumlu yanı eskiden sözleşmeli olarak çalışan kadınların yeni fabrikalardaki uygulama sonucu daimi işçi olarak sürekli iş güvencesini elde etmeleri. TEKEL’in sigara fabrikalarının özelleşmesinden sonra işçilerin 4/c’yle başka kurumlara nakledilmeleri muhtemelen benzer sorunları yaratacak, üstelik bu sefer TEKEL işçilerinin daimi işçi olamayacakları da kesin.

Tekgıda-İş Sendikası İstanbul Cevizli Şubesi Temsilcisi Songül Aydın’la 31 Ocak 2010’da yaptığımız görüşmede kendisi kadınların direnişte çok sağlam durduklarını vurguladı. Ayrıca kadınların eylemde var olabilmek için verdikleri çabanın direnişi güçlendirdiği fikrinin birçok eylemci tarafından paylaşıldığını söyledi. Kadınların direniş alanında var olabilmeleri, olsalar bile güçlü durabilmeleri evdeki sorumlulukları yüzünden erkeklere nazaran daha zordur ki birçok eylemci kadın çocuklarını annelerine, kız kardeşlerine emanet edip Ankara’ya gelmişler ve ailelerini özlüyorlar. Buna rağmen diğer birçok kadın gibi Songül Aydın da özlük haklarını almadan Türk-İş’in önünden ayrılmayacaklarını söylüyor.

Bundan sonraki süreçte hükümetle sendika arasındaki görüşmelerin nasıl sonuçlar doğuracağını, taleplerin karşılanıp karşılanmayacağını ve direnişin nasıl devam edeceğini takip edeceğiz. TEKEL direnişinin gücü, umarız, her türlü hak arayışı direnişlerine ilham verir



[*]Bu yazı 2 Şubat 2010 tarihinde yazılmıştır.

[2]“Tekeli Alan BAT, Tire Fabrikasını Kapatıyor”, Radikal Gazetesi,  (23 Ocak 2010) http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalHaberDetay&Date=23.01.2010&ArticleID=976237, 1 Şubat 2010 tarihinde erişilmiştir.

[3]“Erdoğan: Bizi Tekel İşçisi İktidar Yapmadı”, Star Gazetesi, 31 Ocak 2010, http://www.Stargundem.Com/Siyaset/88689-Erdogan-Bizi-Tekel-İscisi-İktidar-Yapmadi-Haberi.Html, 1 Şubat 2010 tarihinde erişilmiştir.

[4]“Tekelin Kadın İşçileri Cevvaldir”, Birgün Gazetesi, 4 Ocak 2010 http://www.birgun.
net/worker_index.php?news_code=1262610286&year=2010&month=01&day=04, 1 Şu
bat 2010 tarihinde erişilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir