İran’daki Protesto Hareketi Feminist bir Ayaklanmadır*

Elaheh Pooyandeh

Çev.: Maide Atay
Nur Kaya

Tahran’da yaşayan İranlı bir hukukçu ve çatışma uzmanı olan Elaheh Pooyandeh İran’daki güncel protestolar ve protestoların ülkedeki toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda uzun yıllar süren memnuniyetsizliği nasıl yansıttığı hakkında yazıyor.

16 Eylül’den beri İran’ı ayağa kaldıran protesto hareketinin feminist bir ayaklanma olduğuna inanıyorum.

Her şey 22 yaşındaki İranlı bir kadın olan Mahsa Amini’nin başörtüsü “uygunsuz” olduğu, yani İran’ın zorunlu başörtüsü yasasını çiğnediği gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra ölmesiyle başladı. Mahsa Amini, 13 Eylül’de ahlak polisi olarak bilinen kolluk kuvveti olan İrşad Devriyeleri (Geşt-i İrşad) tarafından gözaltına alındı. Üç gün sonra hastanede öldü.
Yetkililer Mahsa Amini’nin ölümünün süregelen bir sağlık sorunuyla ilgili olduğunu belirtti. Fakat ailenin, onunla gözaltına alınan diğer kadınların ifadelerine de dayanarak bu iddiayı reddetmesi kamuoyundaki öfkeyi artırdı.

Bu yazıda, İran’ın tartışmalı zorunlu örtünme politikalarının yakın tarihini, Mahsa Amini örneğinde olduğu gibi tutuklanmaların etrafında şekillenen durumları ve İran hukuk sistemindeki diğer sistematik kadın hakları ihlallerini inceleyeceğim.

İran’daki Başörtüsü Zorunluluğunun Yükselişi

İran’da 1979 devriminden² sonra her şeyi İslami hâle getirmek önemli bir ulusal öncelik hâline geldi. İslamcılar devrime katılan tek kesim değildi fakat muhtemelen en güçlü gruptu dolayısıyla iktidara gelen kesim oldu. Devrimin ardından iktidara gelen Ayetullah Humeyni, iktidara geldikten sadece birkaç gün sonra zorunlu başörtüsü³ düzenlemesi hakkında konuşmaya başladı. O dönemde birçok kadın başörtüsü kullanmayı tercih ederken bu her kadın için geçerli değildi. Dolayısıyla bu tartışmalar meşhur 8 Mart 1979 Dünya Kadınlar Günü’nde yapılan protestolar⁴ da dahil olmak üzere geniş çapta protestolara yol açtı. Bu kargaşanın sonucunda yasa tartışmaları geri çekildi ve yetkililer kadınları yalnızca başörtüsü kullanmaya davet etmek istediklerini açıkladılar.

Fakat iki yıldan daha kısa bir süre sonra, ceza hukuku başörtüsü zorunluluğunu yasalaştıracak şekilde değişti.

Bugün başörtüsü, ceza hukukunun haramla ilgili olan yani İslam hukukunda yasaklanan ve bu nedenle ahirette cezalandırılacak eylemleri ve ihmalleri içeren 638. maddesinde⁵ ele alınıyor. Maddenin ilgili bölümünde şu ifade yazılı: “Kamusal alanda belirlenen İslami giyim kurallarına (hijab e ijbari) uymayan kadınlar, 10 gün ile 2 ay arasında hapis cezasına ya da 50.000 ile 500.000 riyal arasında para cezasına çarptırılırlar.”

İran Anayasası’nın 36. maddesinde “Bir ceza hükmünün kararı ve yürütülmesi sadece yetkili bir mahkeme tarafından ve yasaya uygun şekilde yapılmalıdır.” yazsa da zaman içerisinde mahkemeler yerine çeşitli polis güçleri başörtüsü zorunluluğunu uygulamak için göreve getirildi.

Bu sorumluluk artık İrşad Devriyeleri’ne devredilmişe benziyor. Bu memurlar kamusal alanlarda yer alacak; sözde uygunsuz örtünmüş bir kadın görürlerse onun önünü kesip ya giysilerini iffetli hâle getirmesini söyleyecekler ya da onu merkeze götürüp bir aile bireyi uygun bir giysi getirene kadar bekletecekler.

Her ne kadar bu gözaltılar kadınlar için sabıka kaydı tutulmasına yol açmasa da aşağılanma, korku ve ailenin işin içine karışması tehdidini içerdiği için güçlü bir caydırma aracı olarak kullanılıyor. Dolayısıyla, bu sürecin altında yatan yasal gerekçeler uzun süredir birtakım sorgulamalara tabi tutuluyor. Raporlar, bu uygulamanın görece muhafazakâr hanelerde ev içi şiddete yol açmasının yanı sıra travma sonrası stres bozukluğu⁶ gibi birtakım psikiyatrik rahatsızlıkların artışına da sebebiyet verdiğini gösteriyor.

Yıllar Süren Ayrımcılıktan Sonra Bardağı Taşıran Son Damla

Çeşitli sebeplerle halk büyük ölçüde, resmî ölüm nedeni raporları yerine Mahsa Amini’nin ailesinin ve gözaltında polisten kötü muamele gördüğü yönündeki tanık beyanlarının yanında yer almış gibi görünüyor.

Öncelikle Mahsa Amini’nin sağlık sorunlarından dolayı öldüğünü iddia eden tıbbi raporlar, adalet sisteminin organları ve resmî makamların kontrolü altına girmiş adli tabip büroları tarafından hazırlanmıştı. Bunların adalete ve hakikate olan gerçek bağlılıkları; İran’ın göstermelik duruşma, peşin hükümlü savcılık kararları ve örtbas tarihi göz önünde bulundurulduğunda sıkça sorgulandı.

Ek olarak, Mahsa Amini’nin ölümü bardağı taşıran son damla olabilir ancak bu münferit bir olay değildi. İranlı kadınlar senelerce ayrımcılık ve insan hakları ihlalleriyle karşılaştılar. Bu onları eğitim, farkındalık artırma, lobicilik, siyasal eylem, sivil toplum inisiyatifleri, basın kuruluşları, sosyal medya ve potansiyel olarak elverişli başka herhangi bir yol üzerinden eşitlik için mücadele etmeye teşvik etti.

Savunucuların çözmek için mücadele verdiği bir eşitsizlik örneği, kadınların erkek futbolu izlemesi konusundaki gayriresmî yasaktı. Bu konuda resmî ve yasal bir düzenleme olmamasına rağmen yakın zamana kadar erkek egemen çevrelerin kadınlar için uygunsuz olduğu düşüncesiyle, kadınların erkek futbolu stadyumlarına erişimi sürekli engellendi. Kadınların bu spordan keyif alma haklarını tekrar elde etmeleri⁷ yıllar süren bir çaba gerektirdi.

Başka bir örnek İran’ın cezai menfaat sisteminde bulunabilir. Diyet, İslami bir kurumdur ve belirli suçların faillerinin mağdurlara belirli bir meblağ ödemesini gerektiren bir ceza yöntemidir. İslam’da ve akabinde İran’ın ceza hukukunda yürürlüğe girdiği üzere, kadınlar erkeklerin aldığı diyetin yarısını alma hakkına sahipti. Geçmişte bu, erkeklerin eve asıl ekmek getirenler olması iddiasıyla gerekçelendirilse de artık genelgeçer bir doğru değil. Dolayısıyla bu eşitsizlik yıllar boyu ateşli bir muhalefete sebep oldu. Mayıs 2019’da Yargıtay Genel Kurulu diyet ödemelerinin tüm İranlılar için eşit olmasına karar verdi. Dikkat çekici biçimde, bu karar kanunlaştırılmadı ve mükemmel bir çözüm de değildi. Bunu açmak gerekirse, bir kadına ödenecek diyetin eksik yarısını fail değil, hükümet tamamlamakla mükellefti. Dolayısıyla bu mükemmel bir çözüm olmasa da yine de doğru yönde bir karardı.

Daha verilecek çok savaş var. Bekar kadınların hâlâ babalarının ya da bir mahkemenin rızası olmadan evlenmeleri yasak. Evli kadınlar boşanmak isterlerse ciddi yasal engellerle karşı karşıya kalıyorlar. Kocaları eşlerini yasal olarak çalışmaktan alıkoyabiliyor. Evli bir kadın kocasının izni olmadan pasaport alamıyor ve yasal olarak kocası eşini yurt dışına gitmekten alıkoyabiliyor. Bu sorunlar çözülmemişken İranlı hak savunucuları bunlara karşı koymak için sayısız yaratıcı yöntem buldular ve çoğunlukla bunlar için hatırı sayılır bedeller ödediler.

Bugün İran sokaklarında gözler önüne serilen şey feminist bir ayaklanmadır. Kadınlar ve erkekler birlikte hükümeti ve toplumun daha muhafazakâr kesimlerini karşılarına alarak eşitlik talep ediyor.

Toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik yaygın desteği küçük şehirlerden büyük şehirlere tüm ülke çapında görmek mümkün. Protestoların da ötesinde, pek çok kadın başörtüsü olmadan kamusal alanlarda boy göstermeye başladıkça İrşad Devriyeleri gözle görülür biçimde yok oldu.

Bu bir toplum olarak zihniyetimizin değiştiğinin tartışılmaz bir kanıtı. Artık geriye bakmak yok. Bazen yasalar, insanlara belli yollarda rehberlik etmek ve daha iyi yönde değişimler meydana getirmek için yapılır. Bazense yasalar yönetmeye çalıştıkları insanlara ayak uyduramaz ve kararlı politika değişiklikleri gerekir. İranlılar şimdi bu noktada ve ben umutluyum.

  1. Metnin İngilizce orijinali için bkz. Elaheh Pooyandeh, “Iran’s Protest Movement is a Feminist Uprising”, JURIST – Academic Commentary, 26 Ekim 2022, 20 Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir. https://www.jurist.org/commentary/2022/10/elaheh-pooyandeh-iran-feminist-movement/ Yayıncının ve yazarın izniyle çevrilmiştir. Metindeki vurgular yazar tarafından değil, JURIST Legal News tarafından tarafından seçilip eklenmiştir. (ç.n.)
  2. Suzanne Maloney ve Keian Razipour, “The Iranian Revolution – A Timeline of Events”, 24 Ocak 2019, 28 Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir. https://www.brookings.edu/blog/order-from-chaos/2019/01/24/the-iranian-revolution-a-timeline-of-events/
  3. Rafiah Al Talehi, Sara Bazoobandi ve Nima Khorrami, “Hijab in Iran: From Religious to Political Symbol”, 13 Ekim 2022, 28 Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir. https://carnegieendowment.org/sada/88152
  4. Haleh Esfandiari, “Iran: A Contested International Women’s Day”, 8 Mart 2019, 28 Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir. https://www.wilsoncenter.org/blog-post/iran-contested-international-womens-day
  5. “Iran – The Islamic Penal Code of 2013, Books I, II and V”, Equality Now, 3 Kasım 2021, 28 Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir. https://www.equalitynow.org/discriminatory_law/iran_the_islamic_penal_code_of_2013_books_i_ii_and_v/#:~:text=Article%20638.,illicit%20sex%20outside%20of%20marriage
  6. Elaheh Mohammadi, “اضطراب ارشـاد”, 20 Eylül 2022, 28 Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir. https://hammihanonline.ir/news/society/%D8%A7%D8%B6%D8%B7%D8%B1%D8%A7%D8%A8-%D8%A7%D8%B1%D8%B4%D9%80%D8%A7%D8%AF?highlight=WyJcdTA2YWZcdTA2MzRcdTA2MmEiLCJcdTA2MjdcdTA2MzFcdTA2MzRcdTA2MjdcdTA2MmYiXQ==
  7. “Iranian women allowed to attend domestic football match for first time in over 40 years”, 26 Ağustos 2022, 28 Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir. https://edition.cnn.com/2022/08/26/football/iran-women-domestic-football-attendance-intl-spt

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir