Yoksulluk Dosyası Giriş Yazısı

Nebile Sena Başar
Su Doğa Şahan

Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü (BÜKAK) olarak 2022 yılının 8 Mart haftasında düzenlediğimiz Yoksulluk Kıskacında Kadın Dayanışması isimli panelin hazırlıklarından bu yana yoksulluk, gündemimizde olan bir konuydu. Son bir senede ekonomi gittikçe kötüleşir ve yoksulluk derinleşirken bu konuyu toplumsal cinsiyet perspektifiyle ele alarak kampüste gündemleştirmeyi amaçladık. 8 Mart haftasında düzenlediğimiz panelden sonra İpek İlkkaracan’la ekonomik kriz ve toplumsal cinsiyet üzerine bir söyleşi yaptık. Hem panelin hem de söyleşinin metinlerine 43. bültenimizden ulaşabilirsiniz. Yaz çalışmaları kapsamında ise kulüpte yoksulluk üzerine iki günlük bir okuma-tartışma çalışması yürüttük. Bu çalışmanın okuma programını hazırlarken kadın yoksulluğu üzerine teorik çerçeve çizen metinler, kadın ve öğrenci yoksulluğu üzerine yapılan araştırmalar ve haber yazılarından faydalandık. Tartışmamızın ilk gününde “Derin Yoksulluk Ağı Kadın Yoksulluğu Hakkında Bilgi Notu: Talepler”1 adlı bilgi notu, “Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Bağlamında Kadın Yoksulluğu”2 ve “Yoksulluğun Cinsiyeti: Türkiye’de Kadın Yoksulluğuna Teorik Bakış”3 adlı makaleleri tartıştık. Kadınların eğitime erişiminin önündeki engeller, kadınların çalışmasına yönelik toplumdaki yargılar, kadınlara yüklenen toplumsal roller, işe alım sürecindeki eşitsizlikler, eşit işe eşit ücret verilmemesi, iş yerinde kadınların karşılaştığı taciz, kadınların emeğinin değersizleştirilmesi ve kadınların ucuz işgücü olarak kullanılmaları… Tüm bunlar kadınların sistematik olarak yoksullaştırıldığını gözler öne seriyor. Dolayısıyla bir “kadın yoksulluğu” kavramına ihtiyacımız var. Bu kavram kadınların toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı olarak yaşadıkları yoksulluğa işaret ediyor. Aynı zamanda metinlerin de değindiği gibi yoksulluğu nasıl tanımladığımız toplumsal cinsiyet ilişkilerinden bağımsız değil.

Yoksulluk tek başına bir gelir durumunu ifade etmiyor. Aynı zamanda toplumsal bir konumu ifade ediyor. Örneğin sosyal ihtiyaçların karşılanmaması veya eğitime erişememek de yoksulluk kapsamında değerlendirilebilir. Yoksulluğu yalnızca gelir üzerinden değerlendirmeyen bir yaklaşım özellikle kadın yoksulluğunu anlamak açısından önem taşıyor. Kadınların kamusal alana eşit katılımı engellenmeye çalışılırken bu, aynı zamanda onların sosyalleşme ve eğitim hakkına erişimini de zorlaştırıyor. Dolayısıyla kadınlar hâlâ eşit işe eşit ücret alamazken tek başına bu, kadınların yaşadığı yoksulluğu anlamaya yetmiyor. Benzer şekilde, zaman yoksulluğu kavramı da yoksulluğun çok boyutluluğuna ve bu farklı boyutların birbiriyle ilişkisine dikkat çeken bir kavram. Maddi kaynaklar üzerinde kontrol sahibi olmamak bir yoksulluk biçimiyken zaman üzerinde kontrol sahibi olmamak da bir yoksulluk biçimi. Ev içi emeğin eşitsiz bölüşümü kadınların zaman yoksulluğu yaşamasındaki en büyük etkenlerden biri. Zaman yoksulluğu aynı zamanda kadınların iş hayatına katılımını da zorlaştırıyor ve maddi bir yoksulluk anlamına da geliyor. Okuduğumuz metinlerde dikkat çeken başka bir vurgu ise hane içi geliri temel alan yoksulluk tanımına gelen eleştirilerdi. Hane içi gelir paylaşımı toplumsal cinsiyet ilişkilerinden bağımsız olmadığı için böyle bir tanım kadın yoksulluğunu görünmez kılıyor. Dolayısıyla yoksulluğun feminist bir perspektiften nasıl tanımlanabileceği ve kadın yoksulluğunun arkasındaki toplumsal nedenler ilk günkü tartışmamızın ana eksenini oluşturdu.

Çalışmamızın ikinci gününde ise barınma, sağlık, eğitim, göçmen hakları gibi alt başlıklar üzerinden öğrenci ve kadın yoksulluğunu tartıştık. Tartışma öncesinde “Sığınmacı kadın yoksulluğu ve feminist mücadele olanakları”4, “Neoliberal ve Muhafazakar Sağlık Politikaları Kıskacında Kadınlar”5, “Barınmak ya da barınamamak: Tüm mesele bu mu?”6, “Diyanetin cesameti, kadınların hayatı, bizim seçeneğimiz”7, “İstanbul Sözleşmesi yoksullukla mücadele için de elzem”8, “Tarikat yurtlarında kalan genç kadınlar anlattı: Tarikat kıskacı gençlere hayatı zehrediyor”9 adlı yazıları okuduk ve İstanbul Planlama Ajansı’nın “Ekonomik Krizin Kıskacında İstanbul’da Geçim ve Dayanışma” adlı raporunu10 inceledik. İkinci gün, teorik bir tartışmadan ziyade deneyimler etrafında şekillenen bir tartışma yürüttük. İlk olarak yaşadığımız ekonomik krizle derinleşen yoksulluğu ve özellikle kadınların deneyimlerini tartıştık. Paranın yönetimi kadınlarda olmasa bile kriz koşullarında parayı en tasarruflu şekilde kullanma sorumluluğu kadınlara düşüyor. Tasarruf zorunluluğu aynı zamanda kadınlardan beklenen ev içi emek ve bakım emeğinin de artması anlamına geliyor. Ekonomik krizle birlikte çoğu şey artık lüks olarak görülürken kadınların ihtiyaçları ise çoğu zaman öncelikli görülmüyor. Okuduğumuz araştırma kadınların kendi ihtiyaçlarını ne derece ötelediğini gösteriyor. Araştırmada bir başka nokta ise yoksulluk ve şiddet ilişkisi. Yoksulluk arttıkça kadınların şiddete maruz kalma ihtimali de artıyor. İşsizliğin artmasıyla erkeklerin evde daha çok vakit geçirmesi hem kadınların şiddete uğrama ihtimallerini hem de ev içindeki iş yüklerini arttırıyor. Tartışmamızın diğer önemli noktası ise farklı sınıflardan, ırklardan, etnisitelerden veya yaşlardan kadınların yoksulluğu nasıl farklı şekillerde deneyimledikleriydi. Örneğin göçmen kadınlar hem göç sırasında hem de göçtükleri ülkede cinsel taciz veya şiddetle karşı karşıya kalıyor, yaşadıkları sorunlar karşısında devlet mekanizmalarına ulaşmalarını engelleyecek bir dil bariyeriyle karşılaşıyor, sınır dışı edilme kaygısıyla göçtükleri ülkede eğitim, çalışma yaşamına katılma gibi bazı imkânlara ulaşamıyor, çalıştıklarında ise çoğunlukla güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar. Tüm bunlar onların yaşadıkları yoksulluğu derinleştiriyor. Yoksulluğun, kadınların sağlık hizmetlerine erişimleri üzerindeki etkisi bir başka tartışma konusuydu.

Burada, neoliberal politikalarla birlikte sağlığın ticari bir sektör hâline geldiğini konuştuk. Neoliberal politikalarla beraber sağlık hizmeti devletin sorumluluğu olmaktan çıkıyor ve bireyin kendi sorumluluğu hâline geliyor. Bu, kadınların sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırırken verdikleri bakım emeğini katlayarak onları yoksullaştırıyor. Tartıştığımız bir diğer kavram ise “regl yoksulluğu”ydu. Yüksek fiyatlar ve ekonomik kriz kadınların ped, tampon gibi kişisel hijyen ürünlerine erişiminin önünde engel oluşturuyor. Diğer taraftan regl yoksulluğu kavramı bu ürünlere erişimin yanında temiz suya erişimle de ilgili. Hijyenik ürünlere veya temiz suya erişememek ise kadınlarda birçok sağlık probleminin görülmesi riskini artırıyor.

Tartışmamızın son bölümünde özellikle öğrenci ve yeni mezun genç kadınların yoksulluğu üzerine tartıştık. Burs veya krediler gençlerin geçinmesine yetmiyor. Kriz koşullarında birçok öğrenci okullarıyla eş zamanlı olarak çalışmak zorunda kalıyor, bu ise öğrencilerin işçileştiği ve eğitim haklarının ihlal edildiği bir durum yaratıyor. Öğrencilerin en önemli sorunlarından biri barınma sorunu. Ev kiralarının ve özel yurt ücretlerinin yüksekliği, devlet yurtlarının yetersizliği nedeniyle öğrenciler için barınacak yer bulmak gittikçe zorlaşıyor. Barınabilme veya barınamamanın ötesinde öğrencilerin hangi koşullarda barındıkları da tartışılması gereken bir konu olmaya devam ediyor. Öğrenci yoksulluğunu tartışırken kadın öğrencilerin özel olarak nasıl deneyimleri olduğunu da tartıştık. Örneğin kadın öğrencilerin eve çıkması daha zor olabiliyor. Bu hem güvenlik kaygısı, ev sahipleriyle iletişimde karşılaşılabilecek taciz gibi sebeplerden hem de ailelerin kız çocuklarının ayrı eve çıkmasına izin vermemesinden kaynaklanabiliyor. Bu durumda kadın öğrenciler için tek seçenek yurt fakat yurtların kotaları da sınırlı. Tartışmamızdaki diğer önemli nokta ise dışarıda zaman geçirmenin maliyetinin artmasıyla öğrencilerin sosyalleşme alanlarının daralmasıydı. Okuduğumuz araştırma gençlerin gençliklerini yaşayamadıklarını düşündüklerini, geleceğe dair ümitsiz olduklarını gösteriyor. Gençler aldıkları eğitimin onlara bir şey vaadetmediğini düşünüyorlar. Son olarak ise gençlerin yaşadıkları yoksulluğa karşı yürüttüğü “Barınamıyoruz”, “KYK Borçluları” ve “Yurtsuzlar” gibi hareketleri tartıştık. Tartışmamızın sonunda, kampüsteki öğrencilerle söyleşi yapabilmek için sorular hazırladık ve kampüste yüz yüze söyleşiler gerçekleştirdik. Aynı zamanda hazırladığımız bu sorulardan bir anket oluşturduk ve bu anketi, 2022 Ağustos ve 2023 Ocak aylarında özellikle Boğaziçi öğrencileri arasında yaygınlaştırdık. Toplam 103 kişinin cevaplarından yola çıkarak bir değerlendirme yazısı kaleme aldık. Bu yazıya bültenin ilerleyen sayfalarında ulaşabilirsiniz. Bu çalışmanın bir başka çıktısı olarak da yazın yaptığımız tartışmalar sırasında kullandığımız “derin yoksulluk”, “yoksulluğun kadınlaşması”, “zaman yoksulluğu”, “regl yoksulluğu” gibi kavramları açıklayabilmek amacıyla bilgi notları hazırladık. Onları da bu dosyanın içinde bulabilirsiniz. Şimdiden keyifli okumalar!

  1. “Kadın Yoksulluğu” isimli bilgi notuna ulaşmak için bkz. <https:// derinyoksullukagi.org/wp-content/uploads/2022/03/22164_DYA_ TaleplerBilgiNotu-copy.pdf>
  2. Şemsa Özar, Yusuf Kutlu, Gökhan Mülayım, “Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Bağlamında Kadın Yoksulluğu”, Cogito (105-106), 2022, s. 87-112.
  3. Ceren Avcil, “Yoksulluğun Cinsiyeti: Türkiye’de Kadın Yoksulluğuna Teorik Bakış”, Artuklu Kaime Uluslararası İktisadi ve İdari Araştırmalar Dergisi, 2022, s. 110-134. <https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2133725>
  4. “Sığınmacı kadın yoksulluğu ve feminist mücadele olanakları”, 11 Şubat 2022, 28 Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir. <https://catlakzemin.com/siginmaci- kadin-yoksullugu-ve-feminist-mucadele-olanaklari/>
  5. “Neoliberal ve Muhafazakar Sağlık Politikaları Kıskacında Kadınlar”, Yaz 2022, 28 Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir. <http://feminerva.com/2022/06/ neoliberal-ve-muhafazakar-saglik-politikalari-kiskacinda-kadinlar/>
  6. “Barınmak ya da barınamamak: Tüm mesele bu mu?”, 17 Şubat 2022, 28 Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir. <https://blog.insanhaklariokulu.org/ barinmak-ya-da-barinamamak-tum-mesele-bu-mu/>
  7. “Diyanetin cesameti, kadınların hayatı, bizim seçeneğimiz”, 2 Ekim 2021, 28 Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir. <https://ekmekvegul.net/dergi/diyanetin- cesameti-kadinlarin-hayati-bizim-secenegimiz>
  8. “İstanbul Sözleşmesi Yoksullukla Mücadele için Elzem”, 20 Mayıs 2021, 28 Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir <https://bianet.org/bianet/toplumsal- cinsiyet/244314-istanbul-sozlesmesi-yoksullukla-mucadele-icin-de-elzem>
  9. “Tarikat yurtlarına kalan genç kadınlar anlattı: Tarikat kıskacı gençlere hayatı zehrediyor” 12 Ocak 2022, 28 Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir. <https:// www.evrensel.net/haber/452525/tarikat-yurtlarinda-kalan-genc-kadinlar- anlatti-tarikat-kiskaci-genclere-hayati-zehrediyor>
  10. “Ekonomik    Krizin    Kıskacında    İstanbul’da   Geçim    ve    Dayanışma Araştırması” içinde “Kadınların Kriz Deneyimleri” ve “Gençlerin Kriz Deneyimleri”, Mart 2022, s. 58-69, 28 Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir. <https:// ipa.istanbul/wp-content/uploads/2022/03/Ekonomik-Krizin-Kiskacinda- Istanbulda-Gecim-Ve-Dayanisma-Arastirmasi.pdf>

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir