Merhaba,

2023 yılının 8 Mart haftasında sizleri bü’de kadın gündemi’nin 44. sayısıyla selamlıyoruz!

44. bültenimizi hazırladığımız koşullarla yayımladığımız koşullar birbirinden oldukça farklı. 6 Şubat 2023’te Maraş’ta meydana gelen ve Antep, Hatay, Adıyaman, Malatya, Adana, Kilis, Urfa, Osmaniye, Diyarbakır illerinde ve Suriye’de büyük yıkımlara ve can kayıplarına sebep olan iki büyük deprem tüm Türkiye’yi olduğu gibi bizi de derinden etkiledi. Büyük bir üzüntü içindeyiz. Depremde yakınlarını kaybeden herkese baş sağlığı, tüm yaralananlara acil şifalar diliyoruz.

13 milyon insanı etkilediğini bildiğimiz bu deprem, göçmenlerin ve çeşitli etnik grupların yoğunlukla bulunduğu bir bölgede gerçekleşti. Bütün afetlerde olduğu gibi, bu depremin de halihazırda var olan eşitsizlikleri ve ayrımcılıkları daha da derinleştirdiğini, kadınları ve çocukları farklı şekillerde etkilediğini biliyoruz. Sürecin gerektiği gibi yönetilmediğini, bölgedeki enkazlarda yapılan kurtarma çalışmalarının ve sağlanan yardımların yeterli olmadığını, devletin bölgedeki koordinasyonsuzluğunu süreç boyunca takip ettik. Depremzedelerin barınma ihtiyacını karşılamak için devletin alabileceği birçok farklı karar varken önce eğitimin feda edildiğini gördük. Hem depremden etkilenen öğrencilerin ve okulların durumu hem de depremzede ailelerin KYK yurtlarına yerleştirilmesi gerekçe gösterilerek üniversitelerin açılma tarihleri önce belirsiz bir tarihe ertelendi, daha sonra ise ülke genelindeki tüm üniversitelerde uzaktan eğitime geçilmesi kararı alındı. Yurtların depremzede ailelerin barınması için yeterli koşulları sağlamayacağını ve bu kararla yurtlarda kalan öğrencilerin de mağdur edileceğini tahmin etmek zor değil. Ülkenin dört bir yanından öğrenciler, aceleyle alınan bu kararları protesto etti. Tüm bu yaşananlar bize böyle bir afete hazırlıklı olmadığımızı gösterdi. Böyle toplumsal travmaların yaşandığı bir dönemde, bir arada durmanın ve dayanışmanın önemini bir kez daha hatırladık. Depremde kaybettiklerimizi anıyor ve yaralarımızı ancak dayanışmamızla sarabileceğimizi biliyoruz. Beraber çözüm ürettiğimiz ve dayanıştığımız alanlar kurmanın hepimiz için iyileştirici bir gücü olduğuna inanıyoruz. Bu bülten de bu süreçte bizi bir araya getiren, birbirimizden güç alarak üretmeye devam etmemizi ve birbirimize destek olmamızı sağlayan yegâne güç oldu. 44. bültenimizin içeriğini sizlerle paylaşıyoruz.

Bütenimize, uzun süredir gündemimizde olan ekonomik krizin ve giderek artan yoksulluğun kampüsteki yansımalarını aktardığımız Yoksulluk Dosyası ile başlıyoruz. Ekonomik kriz ve sonucunda yaşanan derin yoksulluğu, geçen sene 8 Mart haftasında düzenlediğimiz Yoksulluk Kıskacında Kadın Dayanışması adlı panelde ele almıştık. Daha sonrasında derinleşen yoksulluğa ve özellikle de kadın yoksulluğuna gündemimizde daha çok yer vermeye karar verdik. Böylelikle 2022 yazında iki gün süren bir yoksulluk çalışması düzenledik. Yapılan çalışma kapsamında, öğrenci yoksulluğu, kadın yoksulluğu ve derin yoksulluk konuları hakkında metinler okuduk, bunlar üzerinden tartışmalar yürüttük. Bu çalışmanın ardından kampüsteki öğrencilerin yoksulluğu nasıl deneyimlediğini daha iyi anlamak için öğrencilerle söyleşiler yaptık. Bu söyleşilerin sonucunda çıkan verileri analiz ettiğimiz, özellikle de Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrencilerin yoksulluğu nasıl deneyimlediğini anlattığımız Yoksulluk Söyleşileri Üzerine Değerlendirme adlı yazı ortaya çıktı. Ayrıca, Yoksulluk Dosyası’nda okuma ve tartışmalarımız sırasında üstünde durduğumuz ve anlaşılmasının önemli olduğunu düşündüğümüz bazı kavramlara dair bilgi notlarına da yer verdik. Burada, regl yoksulluğu, kadın yoksulluğu ve derin yoksulluk gibi kavramların tanımlarını bulabilirsiniz. Bir yandan yoksulluğun yalnızca Türkiye’den değil, birçok coğrafyadan kadının ve gencin de hayatını etkilediğini biliyoruz. Bu nedenle bültende, yoksulluğa dair güncel bir çeviriye yer vermek ve yoksulluğun nasıl farklı şekillerde deneyimlendiğini daha iyi anlamak istedik. Anam Zahra’nın yazdığı, Pakistan’daki seller sonucunda regl yoksulluğuyla karşılaşan kadınların deneyimlerini anlatan Regl Yoksulluğu ve Seller: Muhafazakâr Pakistan’daki Ölümcül Birleşim adlı yazıyı çevirdik.

BÜKAK olarak 2022 yaz ve güz dönemlerinde birçok okuma ve tartışma düzenledik. Tartışma ve okumalar kapsamında yazdığımız yazıları 2022 Yaz ve Güz Çalışmaları Dosyası başlığında bulabilirsiniz. Bu dönem düzenlediğimiz Temel Feminizm Okumaları’nda farklı kadın hareketlerini ve hak mücadelelerini tarihsel bir çerçevede ele aldık. Okumalar boyunca resmî tarih anlatılarında yer verilmeyen kadın hareketleri içinde yer alan birçok kadınla karşılaştık. Bu kadınların hak mücadelelerini, fikirlerini ve hayatlarını daha görünür kılmak amacıyla, 43. bültenimizde yer verdiğimiz “Portreler” çalışmamızı bu bültende de sürdürmek istedik. Üç farklı coğrafyadan kadın hakları için mücadele etmiş üç farklı kadına yer verdik: Suat Derviş, Huda Shaarawi ve Aleksandra Kollontay. Bu üç kadının hayatları ve mücadelelerini daha yakından tanımak için “Portreler” kapsamında yazdığımız yazıları okuyabilirsiniz. Bunlara ek olarak 2022 yılının yaz çalışmaları kapsamında kadınlara açık kamusal alanlar üzerine yaptığımız okuma tartışmalarımızdan hareketle yazılan Kadınlara Açık Kamusal Alanlar Üzerine Bir Değerlendirme adlı yazıya bültenimizde yer verdik. Yaptığımız tartışmanın içeriğine ve kaynaklarına yer vererek kulüp içinde konuyu nasıl ele aldığımızı ve kulübe gelen eleştirileri açıkladığımız yazıda bir kez daha kadınlara açık kamusal alanların neden önemli olduğunu tartışıyoruz.

Bültenimize, 2022 yılının 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında BÜKAK olarak neler yaptığımızı anlatan 25 Kasım’da Neler Yaptık Dosyası ile devam ediyoruz. Her yıl 25 Kasım haftasında kampüste gündeme ilişkin ve kadına yönelik şiddete karşı farkındalık yaratmak amacıyla çeşitli etkinlikler yapıyoruz. 25 Kasım’da Neler Yaptık yazımızda düzenlediğimiz etkinlikleri ve içeriklerini bulabilirsiniz.

2022’nin Eylül ayında Jina Mahsa Amini’nin başörtüsünü “düzgün” takmadığı gerekçesiyle öldürülmesi üzerine başlayan ve bugün hâlâ devam eden protestolar 25 Kasım’da da gündemimizdeki en önemli konulardan biriydi. İran’da kadınların öncülüğünde başlayan ve rejim karşıtı bir karakter edinen protestoları takip etmeye çalıştık. Etkinliklerimizden ilki olan, Gizem Aslantepe ile yaptığımız İran’da Kadın Hakları Söyleşisi’ni İran’daki kadınların koşullarını ve taleplerini daha iyi anlamak, bu mücadeleyi tarihsel süreci içinde değerlendirebilmek amacıyla gerçekleştirdik. Söyleşinin metnini ilerleyen sayfalarda bulabilirsiniz. İran gündemiyle alakalı olarak İran’da yapılan 1979 İslam Devrimi’nin kadın hareketine yansımalarını inceleyen Behrooz Ghamari Tabrizi’nin yazdığı İslam Devrimi İran’da Nasıl Kitlesel Bir Kadın Hareketine Yol Açtı? ve Elaheh Pooyandeh’in yazdığı, İran’da bugüne kadar kadınlar üzerinde uygulanan tahakkümün ve sonuçlarının bir çerçevesini çizen İran’daki Protesto Hareketi Feminist Bir Ayaklanmadır adlı çevirilere bültenimizde yer veriyoruz.

25 Kasım haftasında Psikolog Gizem Sürenkök ve CİTÖK üyesi Senem Yıldız’ın katılımlarıyla Flört Şiddeti: Eşit ve Güvenli İlişkiler Mümkün adlı paneli düzenledik. Flört şiddetinin temel kavramlarını tartıştığımız panelde aynı zamanda CİTÖK’ün genel yapısı, işlevi ve güncel durumu üzerine konuştuk. Etkinliğin ardından flört şiddeti üzerine bir anket yapılmasının, kampüsteki flört şiddeti farkındalığını görmemize yardımcı olacağını düşündük. Bu anketten edindiğimiz verilerle yaptığımız analizlere yer verdiğimiz Bir Durum Analizi: Kampüste Flört Şiddeti adlı yazıyı sizlerle paylaşıyoruz. Bununla beraber bültende, dünya genelinde flört şiddeti ve cinsel taciz üzerine yasal kazanımlara bir örnek olarak İspanya’da yakın zamanda yasal çerçevede tanınan “rıza/onay” kavramının önemini ve yasallaşma sürecini anlatan Dearbhla Crosse’nin yazdığı Rızaya Giden Yolu Yasallaştırmak: İspanya’nın “Evet, evet demektir” Yasası adlı yazının çevirisine yer veriyoruz.

Bu yazıların yanında, Türkiye ve dünyadaki kadınların tek gündemi yoksulluk da değildi. Bu dönemde de gündemimize giren, tartışmalarımızı şekillendiren olaylara ve gelişmelere yer verme amacıyla gündemden haberleri derledik. Hem güz döneminde yaptığımız okumalar kapsamında üzerine konuştuğumuz hem de son zamanlarda gündemimize sık sık giren Afganistan’daki kadınların durumuna bültenimizde yer vermek istedik. Sakhi Khalid’in yazdığı Afganistan’daki kadınların deneyimlediği ayrımcılığı ve yoksulluğu anlatan Yoksulluk Travması ve Taliban’ın Kadın Düşmanlığı isimli yazının çevirisini ilerleyen sayfalarda okuyabilirsiniz.

Bültende yer verdiğimiz öğrenci ödevleri ile Boğaziçi Üniversitesi’nde 2022 yılının Güz döneminde açılan sinema ve politika konulu ders için yazılan özgürlükten ev içi emeğe, kız kardeşlikten seks işçiliğine çeşitli konuların feminist teoriyle değerlendirildiği yazıları bulabilirsiniz. İlerleyen sayfalarda kızkardeşliğin çeşitli yönlerini ve formlarını tartışan Bir Hayatta Kalma Yöntemi Olarak Farklı Şekillerde Kız Kardeşlikler Kurmak adlı yazıyı, ev içi işleri feminist bir perspektifte ele alan Jeanne Dielman ve Ev İçi Emek Tartışması adlı yazıyı ve Özgürlüğe Feminist Yaklaşım: Teorik Tartışma ve Film Değerlendirmesi adlı yazıyı okuyabilirsiniz.

Bültenimizde kadın yazınını ve emeğini görünür kılmaya önem veriyoruz. Bu nedenle, 44. bültenimizde birçok serbest yazıya yer verdik. Kendi deneyimlerimizden ve ilgi alanlarımızdan yola çıkarak yazdığımız bu yazıları hem çeşitli tartışmalar açmaları hem de bu tartışmaları yaygınlaştırmaları açısından değerli buluyoruz. Kulüpteki öğrenciler, sanattan edebiyata, kadınlık deneyiminden kadın mücadelesi tarihine birçok farklı konu hakkında yazılar yazdılar. Sanatın Eril Tarihi, Terapi Masraflarımı Beni Delirten Erkekler Ödesin, Geçmişimiz Bize Düşündüğümüzden Daha Yakın ve Amerikan Kadınların Sufrajet Karşıtı Hareketi isimli serbest yazıları bültenimizde sizlerle paylaşıyoruz.

Barış ve dayanışma talebimizi bir kez daha yükselterek keyifli okumalar diliyoruz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir