Feminizm Herkes İçindir: 25 Kasım’da Neler Yaptık?

Elif Nur Karaşıklı
Su Doğa Şahan

“Ataerki değişirse, avuçlarının içi gibi bildikleri bu dünya ne hâle gelir, hiçbir fikirleri yoktur.”1

Bu yıl, 25 Kasım haftasının hemen ardından bell hooks’u kaybetmenin acısını yaşadık. Yaşamı boyunca bize ilham veren bir sürü eylemde bulundu, ardında da çok derin bir feminist bir miras bıraktı. Onunla geçirebileceğimiz herhangi bir zaman dilimi zaten bizim için yeterli olmayacaktı. bell hooks, feminizmin cinsiyet, ırk, sınıf, cinsel yönelim fark etmeksizin herkes için olduğunu söyledi. Feminizmle üzerimizdeki ataerkil baskıyı ve adaletsizliği yıkmamız, ona karşı hep birlikte durmamız için bize ilham verdi. Bildiğimiz dünyanın değişmesi, onu değiştirmek içinse bizim harekete geçmemiz gerektiğini vurguladı.

Biz de Boğaziçi Üniversitesi’ndeki feminist kadınlar olarak her yıl feminizme yönelik farkındalığı artırmak için kampüsümüzde çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyoruz. 2021 yılındaki 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü için yaptığımız çeşitli etkinlikler de bu amaçla kurgulandı.

25 Kasım haftasına, Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü (BÜKAK) olarak Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu’nun (CİTÖK) düzenlediği yürüyüşe katılarak başladık. “Ya hep beraber ya hiçbirimiz!” ve “Asla yalnız yürümeyeceksin!” gibi sloganlar eşliğinde Etiler Kapı’da başlayan yürüyüş Güney Meydan’da sonlandı.

22 Kasım’da bir özsavunma atölyesi gerçekleştirdik. Kulüp üyelerine açık olarak organize ettiğimiz atölye BÜKAK mezunu Banu Açıkdeniz ve boksör Gülcan Güven çalıştırıcılığında yine mezunlarımızdan Maral Çankaya ve Aysu Yumuşak’ın katkılarıyla gerçekleştirildi. Atölyeye özsavunmanın ne olduğu üzerine okuduğumuz metin hakkında konuşarak başladık. Özsavunmanın mental bir hazırlık gerektirdiğini ifade ettikten sonra birbirimize güvenebileceğimiz bir ortam kuracak ve beden koordinasyonumuzu sağlayacak çalışmalar yaptık. Sonrasında Gülcan Güven’in direktifleriyle kick-boks çalışması yaptık. Atölyenin fiziksel kısmına bir ara verip maruz bırakıldığımız bazı taciz anlarını birbirimizle paylaştık. Bunun ardından bu anlardan birini seçtik ve içimizden iki kişi bu an’ı konu alan bir doğaçlama yaptı. Atölyenin devamında bir saldırganla karşılaştığımızda nasıl özsavunma yapacağımız üzerine çalıştık.

23 Kasım Salı günü Demir Demirgil Salonu’nda Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü [BÜ(S)K] ile beraber Demir Çeneli Melekler2 adlı filmi izledik. Alice Paul’un hayatını konu alan filmi izledikten sonra filmle ilgili kısa bir tartışma gerçekleştirdik, filmi belli kriterler doğrultusunda analiz ettik. Karakterlerin nasıl çizildiğini, konunun nasıl işlendiğini ve nasıl bir üslupla ele alındığını, tarih anlatısıyla ne kadar uyuştuğunu ve güncelle bağlantısını tartıştık. Zor koşullar içindeki mücadelelerin kazanımlarla sonuçlandığını görmek, mücadele etmeye devam eden bizler için umut oldu.

24 Kasım Çarşamba günü Sarıtepe Kampüsü, Necmettin Tanyolaç Salonu’nda Efsun Sertoğlu ile Eşitlikçi ve Güvenli İlişkiler adlı bir sunum düzenledik. Sunumu hem Zoom üzerinden çevrimiçi gerçekleştirdik hem de katılabilenlerle yüz yüze buluştuk. İnteraktif gerçekleştirdiğimiz sunumda katılımcılar olarak deneyimlerimizi paylaştık. Bazı Türkçe pop şarkılarındaki onay inşası örneklerini inceledik. Onay kavramı, ilişkilerde sınır ihlalleri, baskı ve şiddet terimlerini tartıştık; güvenli ve eşitlikçi ilişkileri nasıl kurgulayabileceğimiz üzerine konuştuk.

Son olarak 26 Kasım Cuma günü Demir Demirgil Salonu’nda Şiddete Karşı Dayanışma Güçlendirir adlı bir panel gerçekleştirdik. Panelde BÜKAK’tan Dilruba Akdağ’ın moderatörlüğünde Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’ndan Elif Ege, Feminist Kadın Çevresi’nden (FKÇ) Büşra Karpuz ve yine BÜKAK’tan Maide Atay konuşmacıydı. Elif Ege, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı olarak bu yıl kendilerine başvuran vakalardan hareketle hazırladıkları rapordaki verileri kullanarak Türkiye’deki kadına yönelik şiddetin günümüzdeki durumunu bize aktardı. Feminist Kadın Çevresi’nden Büşra Karpuz da bize #MeToo hareketinin Türkiye’de sinema ve televizyon sektöründeki yansımalarını aktardı. Sanat alanındaki taciz ve cinsiyetçilikten, eğitim alanlarının ve amatör sanat çevrelerinin bu durumdan nasıl etkilenebileceğinden ve böyle kurumlarda olması gereken çalıştırıcı etiğinden bahsetti. Son olarak Maide Atay, kızların ve oğlanların nasıl toplumsallaştığı ve üniversiteli kadınların karşılaştığı cinsiyetçilik üzerine bir konuşma yaptı. Soru cevap kısmının ardından 2021 yılının 25 Kasım haftası etkinliklerini sonlandırmış olduk.

Hep birlikte olduğumuzda ataerkil düzenin üzerimize kurduğu baskıdan kurtulabileceğimizi biliyoruz. Bu yüzden de 25 Kasım haftasını kampüste düzenlediğimiz etkinliklerle hep birlikte, dolu dolu geçirdik. Birlikteliğimizin bu 25 Kasım gibi güçlü olduğu nice 25 Kasım’lara!

  1. bell hooks, Feminizm Herkes İçindir, Ece Aydın, Berna Kurt, Şirin Özgün ve Aysel Yıldırım (çev.), Esra Aşan, Ali K. Saysel (ed.), İstanbul: bgst Yayınları: 2012, s. 10.
  2. Katja von Garnier (yön.), Demir Çeneli Melekler (2004).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir