Bilerek İncitme: İfade Özgürlüğü Olarak Gökkuşağı Haleli Meryem Ana

Bu yazının orijinali verfassungsblog.de sitesinde yayımlanmıştır.1

Dominika Bychawska-Siniarska2
Çev.: Yaren Öztürk

51 yaşındaki aktivist Elżbieta Podleśna’nın Polonyalı yetkililer tarafından gözaltına alındığı ve sorgulandığı haberi halkı şok etti. Beş saat boyunca sorgulanıp evi ve arabası arandı ve dinî duyguları incitmekten suçlu bulundu. Polisin arama sonucu dizüstü bilgisayarını, cep telefonunu, hafıza kartlarını ele geçirdiği ve oturduğu binanın güvenlik kamerası kayıtlarını istediği söyleniyor. Suçlu olduğunu kanıtlayan unsurlar Płock şehrinin sokaklarında ortaya çıkan ve halesi gökkuşağı bayrağının renklerinde boyanmış Meryem Ana görüntüsünü taşıyan poster ve rozetler olacaktı. Diğer aktivistlerin söylediğine göre posterlerin Płock şehrinde yer alan St. Dominic Kilisesi’ndeki kışkırtıcı bir Paskalya dekorasyonuna verilmiş bir yanıt olduğunu belirtmekte fayda var. Bu kilisede İsa’nın mezarında çeşitli günahların yazılı olduğu karton bloklar vardı ve bu bloklarda “LGBT” ve “Toplumsal Cinsiyet” ibareleri de geçiyordu. Polonyalı yetkililerin dine hakaret davalarındaki kovuşturmalarının bu son örneği, Polonya’nın “dine küfür yasası”nın Avrupa’nın garantilediği insan haklarıyla özellikle de ifade özgürlüğüyle uyumsuzluğunu gözler önüne seriyor.

Polonya Ceza Kanunu’nun 196. Madde’sine göre bir başkasının dinî inançlarını incitmek bir suç ve en fazla iki yıllık hapis cezasıyla cezalandırılabilir. Geçmiş yıllarda bu madde, sanatlarında dinî sembollere atıfta bulunan sayısız sanatçıyı cezalandırmak için düzenli olarak kullanılıyordu. Bu davalardan biri 2015 yılında Anayasa Mahkemesi’nde görülmüş ve mahkeme, Ceza Kanunu’nun 196. Madde’sinin Anayasa’yla özellikle de ifade özgürlüğü garantileriyle uyumlu olduğu kararını vermişti.

Ateistlerin, azınlık din veya inançlara mensup olanların ve din içindeki muhaliflerin ifade özgürlüğü üzerindeki ayrımcı etkisi yüzünden Madde 196’nın (yaygınlıkla dine küfür yasası olarak biliniyor) Polonya Ceza Kanunu’nda tutulması, uluslararası ve Avrupa İnsan Hakları Yasaları ışığında hâlâ problematik. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı3 (AGİT), Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi4 (AKPM) ve Venedik Komisyonu5 tarafından dine küfür yasalarının kaldırılmasıyla din ve dinî inançları ilgilendiren konularda açık tartışmalara izin verilmesini öneren bağlayıcı olmayan bir dizi hukuk yönergeleri verildi. Bazı Avrupa Konseyi üyesi ülkeler -Danimarka, Birleşik Krallık, İzlanda, Norveç ve Malta- bu önerilere dayalı olarak dine küfre ilişkin cezai yasakları kaldırdı. Polonya ise bu yönde ilerlemeye istekli değil; aksine Polonya’da geçtiğimiz aylarda yasaya dayanarak gazeteciler, yayıncılar ve sanatçılara karşı çok sayıda dava açıldı.

“Gökkuşağı Haleli Meryem Ana” davası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatıyla ters düşüyor. Mahkeme; geleneksel olarak dine küfür davalarında -özellikle de sanat dünyasını ilgilendirenlerde (“büyük üçlü” davaları: “Müller ve İsviçre”6, “Otto Preminger Enstitüsü ve Avusturya”7, “Wingrove ve Birleşik Krallık”8)- ulusal yetkili makamlara değerlendirme için daha geniş bir alan tanırdı. Bununla birlikte dinî sembollerin kullanımı, protesto veya kamusal tartışma bağlamında olduğunda bu yaklaşımın tersine döndüğü anlaşılıyor.

Ancak Polonyalı iddia makamları, çok sayıda aktivistin cezai olarak suçlanması için Gökkuşağı Haleli Meryem Ana davasını açmaya karar ver- diklerinde yakın zamana ait birçok Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi standardını görmezden gelmişler gibi görünüyor. AİHM, “inciten, şoke eden veya rahatsızlık verici” söylemlerin de ifade özgürlüğü kapsamında korunmakta olduğuna dair çok sayıda hatırlatmada bulundu. Yargıçlar Ganna Yudkivska, Iulia Motoc ve Péter Paczolay’ın “Sinkova ve Ukrayna” davasındaki muhalefet şerhlerinde belirttikleri şekilde9 “hızlı hareket eden bir dünyada; belirli bir amacı vurgulamak veya bir görüşü dile getirmek isteyenlerin, daha geleneksel ve yerleşik protesto biçimleri yerine daha çok dikkat çekmesi ve daha geniş bir tartışmayı tetiklemesi, olası bu sembolik eylem ve gösterilere başvurmaları şaşırtıcı değildir”. “Alekhina, diğerleri ve Rusya”10 ve “Mătăsaru ve Moldova”11 davaları, sembolik söylemin AİHM Sözleşmesi kapsamında korunması için kapıyı açtı. Birinci dava, Pussy Riot adlı müzik grubu üyelerinin dinî nefret ve düşmanlıktan mahkûm edilmesiyle ilgiliydi. Grup üyeleri Rusya’daki siyasi durum ve Aralık 2011’deki Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle yaygınlaşan protestoların üzerine Rus Ortodoks Kilisesi’nin yaptığı yorumları protesto etmek amacıyla Moskova’daki Kurtarıcı İsa Katedrali’nin sunağında “Punk Prayer–Virgin Mary, Drive Putin Away” şarkısını seslendirmişti. İkinci davadaki davacı, bir kişinin iki heykel (penis ve vulva) ile dönüşümlü olarak politikacıları ve savcıları temsil ettiği “müstehcen” bir gösteri yapmaktan mahkûm edilmişti. Yukarıda bahsedilen davaların sonuçlarına dayanarak devlet politikalarına ve Kilise’nin devlete müdahalesine yönelik eleştiri getirmek için dinî sembolleri alışılmadık bir biçimde kullanan söylemlere yaklaşımda aynı ilkelerin geçerli olduğu varsayılabilir. ABD Yüksek Mahkemesi tarafından sembolik söyleme koruma verilmesine benzer biçimde bu iki davada da AİHM’in korunan sembolik söylemi tanımasının yolunu açmıştı.

Dahası Komisyon (AİHM’in geçmişteki karşılığı) 1996’daki “Skup, Dubowska ve Polonya”12 davasındaki kabul edilemezlik kararıyla Częstochowa Meryem Ana13 imgesinin “kullanımı” hakkında hüküm verme imkânı bulmuştu. Haftalık Polonya gazetelerinden biri ön sayfasında Meryem Ana’nın yüzünün gaz maskesiyle kısmen kapatılmış biçimde bu kutsal imgeyi kullanmıştı. Resim, Częstochowa bölgesindeki hava kirliliğine dair bir makaleyle ilgiliydi. Davacılar dine hakaret yasasına dayanarak -başarısız olsalar da- yayıncıya karşı cezai işlemler başlatmaya çalışıyorlardı. Komisyon dinî bir topluluğun üyelerinin, dinî inançlarının başkaları tarafından reddedilmesine ve hatta kendi inançlarına düşman doktrinlerin yayılmasına tahammül etmeleri gerektiğini hatırlattı. İnanç özgürlüğü hakkı (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. Madde’sinde güvence altına alınmıştır.) zorunlu olarak ve her koşulda, bireyin veya bir grubun hassasiyetlerini yazarlık veya yayın yoluyla inciten kişilere karşı herhangi bir özel dava açma hakkı anlamına gelmez. Komisyon, ifade özgürlüğüne öncelik vererek soruşturma açmayı reddeden Polonyalı yetkililerle aynı fikirdeydi.

AİHM, gereklilik ve orantılılık ilkeleri göz önünde tutularak cezai yaptırımların yalnızca son çare olarak kullanılması gerektiğini sürekli olarak hatırlatır. Ayrıca daha az kısıtlayıcı araçların hoşgörüsüzlük ve ayrımcılıkla mücadelede gerçekten daha etkili olması olasıdır. Bu yüzden cezai kanunların dışındaki çok sayıda mecburi olmayan önlemin varlığı da dikkate alınmalıdır. Din özgürlüğü alanında çalışan Birleşmiş Milletler Özel Raportörü şiddet ve ayrımcılığın, bunların yanı sıra bu eylemlere tahrik oluşturan nefret savunuculuğunun sansür yerine açık diyalog yoluyla daha iyi önlenebileceğini belirterek “Rabat Eylem Planı’nda”14 AİHM’in yaklaşımını destekledi.

Bu davada dinî bir sembolün kullanılması, LGBT haklarına ilişkin kamusal bir tartışmanın parçasıydı. Kamu yararı ve kamusal tartışma çerçevesindeki ifade özgürlüğü AİHM tarafından korunur. Geçtiğimiz aylarda Polonya’daki cinsel azınlık hakları, parlamenter çoğunluk ve iktidardaki parti tarafından sürekli bir saldırı altındaydı. Gökkuşağı Haleli Meryem Ana posterleri, hararetli bir siyasi tartışmaya yanıt veriyordu.

Görünen o ki AİHM, “Norwood ve İngiltere” davasında15 dinî eleştiriye bir çizgi çekiyor. Mahkeme, mesajı okuyan herkesi İslam dini mensuplarının Birleşik Krallık’taki varlıklarının İngiliz halkı için bir tehdit veya tehlike olduğu konusunda uyaran ve İngiltere’den gönderilmeleri gerektiğine ikna etmeye çalışan bir söylemi ifade özgürlüğü koruması altına almayı reddetti. Polonyalı aktivistlere göre gökkuşağı haleli Meryem Ana posterleri din nefreti tarafından tetiklenmemiş, yalnızca yerel rahibin kışkırtıcı bir eylemine cevap oluşturmuştu. Posterler herhangi bir slogan veya hakaret içermiyordu; sadece kutsal resmin, üzerine gökkuşaklı bir hale eklenmiş yeniden çizimiydi. Aktivistlerin eylemi, LGBTİ+ların aylar boyu din görevlilerinin de eşlik ettiği yöneticilerin sürekli siyasi saldırısı altında olduğunu gösterecek daha geniş bir perspektifle de incelenmelidir. Bu bakımdan resimdeki eklemenin yapılması kamuoyu tartışmasında bir söz üretmişti.

Polonyalı yetkililer (politikacılar ve savcılık) AİHM standartlarını dikkate almış olsaydı bir başka ciddi insan hakları ihlali önlenebilirdi. Elżbieta Podleśna’nın gözaltına alınması ve sorgulanması daha fazla gösteri yapılmasını ve protestocular arasında çatışma yaşanmasını da körüklemişti. Bu, yetkililerin bu tür tartışmalı eylemlerinin Polonya toplumundaki bölünmeleri artırdığını gösteriyor. Din veya inanç temelindeki hoşgörüsüzlük herhangi bir demokratik toplum için -özellikle de çoğulcu olanlar için- bir zorluk olsa da bu durumdan, hoşgörüyü teşvik etmenin tüm hoşgörüsüz söylemleri kısıtlamaya başvurmayı gerektirdiği sonucu çıkarılamaz. Dine hakaret olarak algılanabilecek olan din veya inanç temelindeki diyaloglar da dahil olmak üzere, kapsayıcı diyaloglar için alan yaratmak nefrete karşı koymanın en etkili yolu gibi görünüyor.

  1. Metnin İngilizce orijinali için bkz. Dominika Bychawska-Siniarska, “Offence Intended – Virgin Mary With a Rainbow Halo as Freedom of Expression”, 14 Mayıs 2019, 1 Şubat 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://verfassungsblog.de/offence-intended-virgin-mary-with-a-rainbow-halo-as-freedom-of-expression/> Yazarın izniyle çevrilmiştir. Metindeki vurgular yazara aittir. Çevirmenler lehçe olan bazı dava kararlarına dipnotta yer vermemiştir. Bu kararları incelemek için orijinal metne bakabilirsiniz. (ç.n.)
  2. Dominika Bychawska-Siniarska; Polonya ile Orta ve Doğu Avrupa’da ifade özgürlüğü konusunda uzmanlaşmış bir insan hakları avukatı, ayrıca Helsinki İnsan Hakları Vakfı yönetim kurulu ve Avrupa Uygulama Ağı üyesi.
  3. Andrew Smith, “Third-party intervention submissions by ARTICLE 19 In the European Court of Human Rights (the case of Dorata RABCZEWSKA/ Poland)”, 6 Nisan 2018, 1 Şubat 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.article19.org/wp-content/uploads/2018/04/06.04.18-ARTICLE-19-Amicus-Brief-on-Religious-Insult.pdf>
  4. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, “Blasphemy, religious insults and hate speech against persons on grounds of their religion (Recommendation 1805)”, 29 Haziran 2007, 1 Şubat 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.kisa.link/PJEY>
  5. Venedik Komisyonu, “Blasphemy, insult and hatred: finding answers in a democratic society”, Mart 2010, 1 Şubat 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.venice.coe.int/webforms/documents/?pdf=cdl-std(2010)047-e>
  6. İlgili dava için bkz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 24 Mayıs 1988, 1 Şubat 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.kisa.link/PJFb>
  7. İlgili dava için bkz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 20 Eylül 1994, 1 Şubat 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.kisa.link/PJFa>
  8. İlgili dava için bkz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 25 Kasım 1996, 1 Şubat 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.kisa.link/PJF7>
  9. İlgili dava için bkz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2 Temmuz 2018, 1 Şubat 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.kisa.link/PJF6>
  10. İlgili dava için bkz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 17 Temmuz 2018, 1 Şubat 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.kisa.link/PJFc>
  11. İlgili dava için bkz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 15 Nisan 2019, 1 Şubat 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.kisa.link/PJFd>
  12. İlgili dava için bkz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 18 Nisan 1997, 1 Şubat 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.stradalex.com/en/sl_src_publ_jur_int/document/echr_33490-96_001-3654>
  13. Częstochowalı Kara Madonna ya da Częstochowa’nın Meryem Anası, Polonya’nın Częstochowa kentindeki Jasna Góra Manastırı’nda bulunan Kutsal Meryem Ana’nın saygı duyulan bir simgesidir. (ç.n.)
  14. “Freedom of expression vs incitement to hatred: OHCHR and the Rabat Plan of Action”, 29 Ocak 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.ohchr.org/EN/Issues/FreedomOpinion/Articles19-20/Pages/Index.aspx>
  15. İlgili dava için bkz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 16 Kasım 2004, 1 Şubat 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.kisa.link/PJFg>

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir