Dosya Giriş Yazısı

İlayda Habip

Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü (BÜKAK) olarak 2021 bahar döneminde, kulüpte derinleşmeye ihtiyaç duyduğumuz konular çevresinde altı haftalık bir okuma programı oluşturduk. Bu programda yer alan haftaların tartışma konuları şu şekildeydi: İstanbul Sözleşmesi, Neoliberalizm ve Feminizm İlişkisi, İfade Özgürlüğü, Kadınların İfade Özgürlüğü, Bir Yöntem Olarak İfşa ve İptal Kültürü.

Bu konular üzerine çalışma yapma ihtiyacının doğması o zamanki okul ve ülke gündeminden bağımsız değildi, henüz birkaç ay önce Türkçe edebiyatın çok bilinen bazı isimlerinin psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladığını beyan eden ifşa metinleri yayımlanmıştı. Ancak bu çalışma programının oluşmasındaki ilk motivasyonumuz, o süreçte üniversitemizde çok sayıda ifşa yapılması ve bu ifşaların hemen her gün arkadaş çevrelerimizde yürütülen en can alıcı tartışmaları oluşturmasıydı. Boğaziçi Üniversitesi’ne 2021’in Ocak ayında rektör atanması ve akabinde başlayan protestolarla birlikte, pandemi sebebiyle uzun süredir okulda fiziksel olarak bir araya gelemeyen öğrenciler yeniden buluşmuş oldu. Eylem süreçlerinde bir araya gelinmesiyle beraber yeni taciz vakaları oldu, aynı zamanda insanların bir kısmı daha önceden kendilerini taciz eden faillerle aynı ortamda uzun süre sonra yeniden bulunmak durumunda kaldı. Tüm bu durumlardan sonra Facebook’ta Boğaziçi öğrencilerinin bulunduğu bir sayfa olan Boğaziçi Buddy’de neredeyse her gün yeni bir ifşa metniyle karşılaşmaya başladık. Daha önceden de bu sayfada ifşa metinleri zaman zaman yayımlanıyordu, ancak ifşaların sıklığının bu denli arttığı ve okul gündeminin ortasına bu kadar oturduğu bir dönemi daha önce yaşamamıştık. İfşa metinlerinin farklı taleplerle -bazen de hiçbir talep belirtmeden yayımlanmasına ve içeriklerinin birbirinden farklı olmasına rağmen vakaların birçoğunda taciz faili olduğu iddia edilen kişinin sosyal ortamlardan dışlanması ve buna dair bir söz hakkı olmaması talebi öne çıkıyordu. Bu okuduğumuz ifşa metinleri sonrasında ifşaya, ifade özgürlüğüne ve iptal kültürüne dair tartışmalar yürütmenin faydalı olacağını düşündük. Bunun için öncelikle neoliberalizm ve feminizm arasındaki ilişkiyi anlamanın günümüzdeki mücadele yöntemlerini tartışırken bize fayda sağlayacağını düşündük, bu yüzden bu konu üzerine bir okuma haftası oluşturmaya karar verdik. Aynı zamanda, 20 Mart gecesi Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğinin Resmî Gazete’de1 yayımlanması en önemli gündemlerimizden biri olduğundan bunu da okuma programının ilk haftasına gündem tartışması olarak ekledik.

Çalışmamızın ilk haftasında, Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun (EŞİK) “İstanbul Sözleşmesi ile ilgili Cumhurbaşkanlığı Kararı Yok Hükmündedir, Sözleşme Yürürlüktedir”2 yazısını ve Esra Aşan’ın kaleme aldığı “İstanbul Sözleşmesi’ni Fesih Girişimi Üzerine”3 isimli metinleri okuduk. Bunların yanında, İstanbul Sözleşmesi’ne karşı kaleme alınan Ercan Özçelik’in “İstanbul Sözleşmesi Bitti. Şimdi Ne Yapmalıyız?”4 yazısını ve İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin (İDSB) “Aile Sözleşmesi”5 isimli kitapçığını okuduk. Bu metinlerden hareketle öncelikle Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’ni imzalama sürecini ve sözleşmenin hangi tartışmalar ile Türkiye’de gündeme geldiğini tartıştık ve tarihsel arka plana dair kısa bir aktarım yaptık. Daha sonra bu sözleşmeyi neden savunduğumuzu ve sözleşmenin sağladığı kazanımları tartıştık. Sonrasında, Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesine giden süreçteki siyasi koşulları, AKP’nin cinsiyet rejimine dair adımlarını, sözleşmenin medya dilinde ne şekillerde şeytanlaştırıldığını ve hakkında yanlış bilgiler verildiğini tartıştık. Bu noktada Ercan Özçelik’in yazısına ve İDSB’nin kitapçığına çokça referans verdik. Son olarak, hukuk ve demokrasinin yok sayıldığı bir ortamda mücadelenin ne şekilde sürdürülebileceğine dair bir tartışma yürüttük ve bu meseleyi umutsuz bir noktada bırakmak yerine sözümüzü nasıl yaygınlaştırabileceğimizi konuşup tartışmayı sonlandırdık.

Neoliberalizm ve feminizmin ilişkisini tartıştığımız ikinci haftada ise %99 İçin Feminizm: Bir Manifesto6 adlı kitabın “Tez 2: Liberal feminizm iflas etti. Onu aşma vakti geldi.” ve “Tez 3: İhtiyacımız olan antikapitalist bir feminizm, %99 için bir feminizm.” bölümlerini, Esra Aşan’ın “Feminizmin Yaşam Tarzına İndirgenmesi… Jessa Crispin’in Feminist Manifestosu Üzerine7 isimli yazısını, Catherine Rottenberg’in “Neoliberalizm Feminizmi Nasıl Sömürgeleştirdi -ve Bu Konuda Ne Yapabilirsiniz?”8 ve “Neoliberal Feminizm ve İnsan Sermayesinin Geleceği”9 adlı metinlerini okuduk. Bu haftaki tartışmamızda öncelikle neoliberalizmin ne olduğunu ve bu kavramın liberalizm ve kapitalizm ile nasıl ilişkilendiğini kısaca anlattığımız aktarımlar yaptık. Ardından yaşam tarzı feminizmi ve bunun bize ne ifade ettiğini tartıştık. Sonrasında, neoliberal feminizm kavramını ele aldık. Feminizmin sınıfçılık, ırkçılık gibi sistemsel sorunların cinsiyetçilikle kesişimlerini ele aldığını ve bunun hareketin merkezinde olduğunu konuştuk. Ancak neoliberal feminizmin, kadınların kapitalist sistemde yükselmesi gibi bir hedefi merkeze aldığını dolayısıyla feminizmin temel eşitlik ilkeleriyle çeliştiğini ve diğer sistemsel eşitsizlikleri göz ardı ettiğini tartıştık. Son olarak %99 için Feminizm: Bir Manifesto adlı kitapta da vurgulanan nasıl bir feminizm örgütlemeliyiz, antikapitalist bir feminizm nasıl kurulur sorularına cevaplar bulmaya çalışarak bu haftanın tartışmasını sonlandırdık.

Çalışmanın üçüncü haftasında, Türkiye’de İfade Özgürlüğü kitabından Noam Chomsky ile yapılan söyleşileri içeren “İfade Özgürlüğü”10 ve “Negatif ve Pozitif Özgürlükler”11 bölümlerini, aynı kitaptaki Ayşen Candaş Bilgen’in “Muhalefet ve Demokrasi: Hem Politik Hem de Liberal Bir Hak Olarak Düşünce ve İfade Özgürlüğü”12 yazısını ve opsiyonel metin olarak eklediğimiz Elif Çelik’in “Nefret Söylemi İfade Özgürlüğünün Neresinde?”13 yazılarını okuduk. Bu haftaki tartışmamıza da kısa bir aktarımla başladık. Öncelikle Ayşen Candaş Bilgen’in yazısında ele aldığı “liberal” kelimesinin bugün hakaret olarak kullanıldığını vurguladığı kısma dair bir tartışma açtık. Bahsi geçen liberal değerlerin neler olduğunu hatırlamak için Fransız Devrimi ve sonrasında ortaya çıkan eşit yurttaşlık kavramını tartıştık. Ardından Noam Chomsky ile Ayşen Candaş Bilgen’in görüşleri doğrultusunda ifade özgürlüğüne ABD ve Avrupa merkezli yaklaşımların farklarını konuştuk. İfade özgürlüğünün sınırlarının nasıl belirlenebileceğini, metinlerde de açılan tartışmalar doğrultusunda ele aldık. Özellikle okul gündemimizde de sıklıkla duyduğumuz bir mesele olan birinin nefret söyleminde bulunması sebebiyle konuşma hakkının engellenmesi durumunu analiz edebilmek için nefret söyleminin ne olduğunu ve sınırlarını tartışmaya açtık. İfade özgürlüğünün politik bir hak olması açısından önemini tartıştık ve bize tartışma zemini sunması açısından kritik olduğunu değerlendirdik.

Dördüncü haftada yine Türkiye’de İfade Özgürlüğü kitabında Hülya Gülbahar ile yapılan “Kadınlar ve İfade Özgürlüğü: Hülya Gülbahar ile Söyleşi”14 adlı söyleşi bölümünü okuduk. Önceki hafta, tarihini, farklı ülkeler ve siyasal rejimlerdeki farklı uygulamalarını tartıştığımız ifade özgürlüğü meselesinin kadınları ne şekilde etkilediğini ele aldık. Sürekli tartıştığımız cinsiyetçi pratiklerin kadınların ifade özgürlüğünün önünde de bir engel oluşturduğunu konuştuk. İfade özgürlüğünün bir önkoşulu olarak kişinin öncelikle düşüncelerini özgürce oluşturacağı bir ortama ve bilgiye erişime ihtiyacı olduğunu, kadınlarınsa bu konularda daha çok kısıtlandığını değerlendirdik. Ardından bu meseleye dair hem metindeki örnekleri tartıştık hem de kendi hayatlarımızdan örnekler verdik. Bir kadın fikrini beyan ettiğinde ona karşı çıkan kişilerin kadının fikri üzerinden değil de kadınlığı üzerinden saldırıya geçmesi gibi örnekleri konuşarak kadın kimliğinin ifade özgürlüğüyle bağlantısını kurmaya çalıştık. Ayrıca, kadının aileye bağlı olarak tanımlanması sebebiyle varlığının yok sayılmasını, kamusal alanda bir birey olarak var olmasının önündeki engelleri konuştuk. Son olarak, kadınlar olarak ifade özgürlüğümüzü nasıl savunabileceğimizi, ne tür dayanışma ağları ve güçlendirici mekanizmalar kurabileceğimizi değerlendirerek bu haftanın tartışmasını tamamladık.

Çalışmamızın beşinci haftasının konusu “Bir Yöntem Olarak İfşa”ydı ve Mine Şirin’in “Kadın Hareketinde İfşa Esas Mıdır?”15, Suzan Saner’in “’İfşanın adaleti, kadınların adaleti’ tartışmasına giriş”16 ve opsiyonel metinler olarak eklediğimiz Cemre Baytok’un “Kadının beyanı esastır”17 ve Ayşe Gülkızı’nın “İfşanın dinleyicisi ve yapıcı müdahalenin imkanları”18 isimli yazılarını okuduk. Ayrıca Amatör Sanat Çevrelerinde Cinsel Taciz ve Çalıştırıcı Etiği Söyleşisi19 isimli 28. İstanbul Amatör Tiyatro Günleri (İATG) söyleşisinin kaydını izledik. Öncelikle ifşanın ne olduğunu ve bunun neden bir yöntem olarak tercih edildiğini tartıştık, özellikle okul gündemindeki ve ülke gündemindeki örneklerden çokça bahsettik. Erkek egemen hukukun ve kurumların süreci oldukça yıpratıcı yürütmesi, bu süreçlerin sonuçsuz kalabilmesi ve mağdur suçlayıcılık gibi meselelerin, ifşanın sıkça başvurulan bir yöntem olmasında etkili olabileceğini değerlendirdik. Sonrasında ifşayı bir yöntem olarak kullanmanın ne gibi sonuçları olabildiğini, kişi ve kurum ifşalamanın farkını, bu ifşaların bir tartışma ortamı yaratıp yaratmadığını veya dönüşüme alan açıp açmadığını konuştuk. Son olarak, ifşalanan kişilerin çoğunlukla “iptal edilmesi”20 yani failin sosyal ortamlardan uzaklaştırılarak bir nevi boykot edilmesi veya bunun yapılmasının beklenmesine kısaca değinerek bu tartışmayı son haftaki okumamıza bağladık.

Çalışmamızın son haftası olan altıncı haftada ise iptal kültürünü tartışmak için Jessa Crispin’in Neden Feminist Değilim?21 isimli kitabının “Girilen Kavgalar” bölümünü, Müge Yüce’nin “Bazı feminist patırtılar: İptal kültürü, politik doğrucular ve duyar kasanlar”22 isimli yazısını ve Louis Chilton’ın “‘İptal kültürünü’ kınayan mektup tartışma yarattı: 150 imzacı arasında J.K. Rowling ve Noam Chomsky de var”23 isimli haber metnini okuduk. Öncelikle iptal kültürünün tanımını ve tarihsel olarak bu kavramın ne zaman ortaya atıldığını konuştuk, ardından boykot ile iptal kültürü arasındaki farkları ele aldık. İptal kültürünü kınayan mektupta ele alınan tartışmayı Boğaziçi’nde bulunduğumuz ortamlar bağlamında değerlendirdik. İptal kültürünün çevremizde de çok yaygın olduğu ve bunun tartışma ortamını güvenli kılıp kılmadığı, ifade özgürlüğüne ve dönüşüme engel olup olmadığı üzerine tartışmalar yürüttük. Özellikle Jessa Crispin’in problemli gördüğü “güvenli alan” kavramını ele aldık ve bu kavramın nasıl ve ne açıdan manipüle edilebilir olduğunu değerlendirdik. Ardından, birine eleştiri getirmek ile birini linç etmek arasındaki farkları bulmaya ve duyduğumuz öfkeyi yıkıcı bir şekilde mi yoksa yapıcı bir şekilde mi ifade ettiğimizi anlamaya çalıştık.

Çalışma programımız dahilinde tartışmalarımızda odaklandığımız konularla bağlantılı olan iki sunum gerçekleştirdik. Çalışmamızın beşinci haftasında Esra Aşan, Cinsel ve Cinsiyetçi Şiddet isimli sunumunu yaptı. Çalışmanın son haftasında ise Efsun Sertoğlu’nun flört şiddeti kavramını ele aldığı Eşitlikçi ve Güvenli İlişkiler adlı bir sunum gerçekleştirildi. İki sunumun da interaktif kurgulanmasına ve katılımcılarla beraber bir tartışma ortamı kurulmasına özen gösterdik, böylece okuma yaptığımız haftalarda tartıştığımız örnekleri sunumlara da taşıyarak çalışmamızı desteklemiş olduk.

2021 bahar döneminde gerçekleştirdiğimiz bu çalışmanın çıktıları olan ifade özgürlüğü, ifşa ve iptal kültürü üzerine yürüttüğümüz tartışmaları ayrıntılı olarak aktaran yazılara ilerleyen sayfalarda ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar diliyoruz!

  1. 3718 No’lu Cumhurbaşkanı Kararı, 20 Mart 2021, 27 Ocak 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/03/20210320-49.pdf>
  2. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), “İstanbul Sözleşmesi ile ilgili Cumhurbaşkanlığı Kararı Yok Hükmündedir, Sözleşme Yürürlüktedir”, 20 Mart 2021, 2 Şubat 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://esikplatform.net/kategori/istanbul-sozlesmesi-basin-aciklamalari/71881/istanbul-sozlesmesi-ile-ilgili-cumhurbaskanligi-karari-yok-hukmundedir-sozlesme-yururluktedir>
  3. Esra Aşan, “İstanbul Sözleşmesi’ni Fesih Girişimi Üzerine”, 1 Nisan 2021, 27 Ocak 2022 tarihinde erişilmiştir. <http://feminisite.net/index.php/2021/04/istanbul-sozlesmesini-fesih-girisimi-uzerine/>
  4. Ercan Özçelik, “İstanbul Sözleşmesi Bitti. Şimdi Ne Yapmalıyız?”, 23 Mart 2021, 27 Ocak 2022 tarihinde erişilmiştir. <http://www.ercanozcelik.com/istanbul-sozlesmesi-bitti-simdi-ne-yapmaliyiz/>
  5. İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB), “Uluslararası Aile Enstitüsü Faaliyet Raporu 2011-2018”, 10 Mayıs 2019, s. 53-58, 27 Ocak 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://drive.google.com/file/d/1NvCK2tP8Y3qVeVSBXKOiDUTb9AjbFngo/view>
  6. Cinzia Aruzzza, Tithi Bhattacharya ve Nancy Fraser, %99 için Feminizm: Bir Manifesto, Utku Özmakas (çev.), İstanbul: Sel Yayıncılık, 2019.
  7. Esra Aşan, “Feminizmin Yaşam Tarzına İndirgenmesi… Jessa Crispin’in Feminist Manifestosu Üzerine”, 12 Ocak 2020, 27 Ocak 2022 tarihinde erişilmiştir. <http://feminisite.net/index.php/2020/01/feminizmin-yasam-tarzina-indirgenmesi/>
  8. Catherine Rottenberg, “Neoliberalizm Feminizmi Nasıl Sömürgeleştirdi -ve Bu Konuda Ne Yapabilirsiniz?”, bü’de kadın gündemi (36), Aysu Yumuşak, Cansel Kademli, Damla Melisa Telli (çev.), 2018, s. 138-142.
  9. Catherine Rottenberg, “Neoliberal Feminizm ve İnsan Sermayesinin Geleceği”, Öykü Tümer (çev.), 20 Şubat 2020, 27 Ocak 2022 tarihinde erişilmiştir.<http://www.feministyaklasimlar.org/sayi-39-40-subat-2020/neoliberal-feminizm-ve-insan-sermayesinin-gelecegi/>
  10. Taner Koçak, Taylan Doğan ve Zeynep Kutluata, “İfade Özgürlüğü”, Türkiye’de İfade Özgürlüğü, Taylan Doğan (çev.), İstanbul: bgst Yayınları, 2009, s. 2-7.
  11. Taner Koçak, Taylan Doğan ve Zeynep Kutluata, “Negatif ve Pozitif Özgürlükler”, Türkiye’de İfade Özgürlüğü, Taylan Doğan (çev.), İstanbul: bgst Yayınları, 2009, s. 7-12.
  12. Ayşen Candaş Bilgen, “Muhalefet, demokrasi, hem politik hem de liberal bir hak olarak düşünce ve ifade özgürlüğü”, Türkiye’de İfade Özgürlüğü, İstanbul: bgst Yayınları, 2009, s. 79-98.
  13. Elif Çelik, “Nefret Söylemi İfade Özgürlüğünün Neresinde?”, 2013, 27 Ocak 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/208301>
  14. Taner Koçak, Taylan Doğan ve Zeynep Kutluata, “Kadınlar ve İfade Özgürlüğü: Hülya Gülbahar ile Söyleşi”, Türkiye’de İfade Özgürlüğü, İstanbul: bgst Yayınları, 2009, s. 369-387.
  15. Mine Şirin, “Kadın Hareketinde İfşa Esas mıdır?”, 15 Aralık 2012, 27 Ocak 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://bianet.org/biamag/kadin/142801-kadin-hareketinde-ifsa-esas-midir>
  16. Suzan Saner, “’İfşanın adaleti, kadınların adaleti’ tartışmasına giriş”, 22 Ocak 2021, 27 Ocak 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://catlakzemin.com/ifsanin-adaleti-kadinlarin-adaleti-tartismasina-giris/>
  17. Cemre Baytok, “Kadının beyanı esastır”, 5 Ocak 2021, 27 Ocak 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://feministbellek.org/kadinin-beyani-esastir/>
  18. Ayşe Gülkızı, “İfşanın dinleyicisi ve yapıcı müdahalenin imkanları”, 17 Şubat 2021, 27 Ocak 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://catlakzemin.com/ifsanin-dinleyicisi-ve-yapici-mudahalenin-imkanlari/>
  19. Bahsi geçen söyleşi için bkz. “Amatör Sanat Çevrelerinde Cinsel Taciz ve Çalıştırıcı Etiği Söyleşisi”, 6 Şubat 2021, 27 Ocak 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.youtube.com/watch?v=2cNCobmvcAY>
  20. İngilizce cancel kelimesinin Türkçe karşılığı olarak kullanılmıştır.
  21. Jessa Crispin, Neden Feminist Değilim?, Ebru Kürkçü (çev.), İstanbul: Zeplin Kitap, 2018.
  22. Müge Yüce, “Bazı feminist patırtılar: İptal kültürü, politik doğrucular ve duyar kasanlar”, 11 Eylül 2020, 27 Ocak 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://catlakzemin.com/bazi-feminist-patirtilar-iptal-kulturu-politik-dogrucular-ve-duyar-kasanlar/>
  23. “’İptal kültürünü’ kınayan mektup tartışma yarattı: 150 imzacı arasında J.K. Rowling ve Noam Chomsky de var”, Independent Türkçe, 8 Temmuz 2020, 27 Ocak 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.indyturk.com/node/208741/dünya/iptal-kültürünü-kınayan-mektup-tartışma-yarattı-150-imzacı-arasında-jk-rowling-ve>

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir