Meksikalı Feministler Patriyarkaya Karşı Seslerini Yükseltiyor¹

Natalie Gutiérrez

Çev.: Melisa Damla Telli
Melisa Gençgül

Salgın boyutundaki kadın cinayetleri ve devletin eylemsizliği ile karşı karşıya kalan Meksikalı feministler kolektif adalet talepleri için giderek radikalleşen yöntemlere başvuruyor.

Meksika’daki feminist hareket, ülkeyi etkisi altına alan kadın cinayeti salgınında öldürülen sayısız kadının annelerinin öncülüğünde radikal bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümde önemli bir dönüm noktası 2 Eylül 2020’de, Silvia Castillo ve Marcela Alemán’ın, kendi kızlarına karşı işlenen korkunç suçlar üzerine yürütülen soruşturmanın gidişatı hakkında bilgi almak için Ulusal İnsan Hakları Komisyonu² (İspanyolca kısaltması ile CNDH) binasını ziyaret etmesiyle gerçekleşti. Silvia Castillo’nun 22 yaşındaki kızı Alan Ibarra geçtiğimiz sene öldürülmüş ve Marcela Alemán’ın 4 yaşındaki kızı Lía 2017 yılında okulunda tecavüze uğramıştı.

CNDH başkanı ile görüştükten sonra Marcela Alemán, davasının ilerlemediğini ve onu eve eli boş bir şekilde gönderdiklerini anladı. Bunun üzerine, kendisini bir sandalyeye bağladı ve Silvia Castillo ile birlikte binayı terk etmeyi reddetti. Kimse onları çıkarmaya çalışmadı ama günün sonunda adeta cevapsız bir şekilde ve geceyi geçirmeleri için herhangi bir destek teklifi dahi yapılmadan terk edilmişlerdi. İki kadın, polisin gelme ihtimaline karşı yardım için feminist gruplara çağrıda bulundu.

Kendilerini Bloque Negro veya Kara Blok olarak adlandıran, siyah kar maskeleri takan bir grup genç kadın çağrıya yanıt verdi. Onlara, genç yaşta cinsel istismara maruz bırakılmış çocuğu için son dört yıldır adalet arayan Erika Martínez ve 2016’da öldürülen 19 yaşındaki Marichuy’nin annesi Yesenia Zamudio da katıldı. Ertesi gün, Marcela Alemán ve Silvia Castillo, davalarının ilerlediğini öğrendi ve binayı terk etme kararı aldı.

Ancak Erika Martínez, Yesenia Zamudio ve Kara Blok’tan kadınlar yerlerinden ayrılmadılar ve uzun zamandır geciken adaleti talep etmek için tüm binayı işgal ettiler. Erika Martínez “kaybedecek başka hiçbir şeyi olmadığı için” binada olduğunu açıkladı. Kendisine vadedilen adaleti beklemekten bıkmıştı: “Kızım için şikâyette bulunduktan bir sene sonra aynı istismarcı tarafından dövüldüm ve evimden kovuldum. Çalışmak için tüm aletlerim içerideydi ve hiçbir şeyi kurtaramadık.”

Şimdi işgal edilmiş olan CNDH binası “Okupa Cuba Casa Refugio” (Küba İşgal-Sığınma Evi) veya kısaca “Okupa” olarak yeniden adlandırıldı ve orada kalanların söylediğine göre cinsiyet temelli şiddetten kurtulan ve adalet arayan kadınlar için bir sığınağa dönüştürüldü.

Şu anda sadece Erika Martínez ve Kara Blok’tan kadınlar Okupa’da tam zamanlı olarak yaşıyor. Erika Martínez’e göre mücadele artık sadece kendi kızı için adaleti bulmakla ilgili değil, “aynı zamanda yardım arayışıyla kapılarımızı çalan tüm kadınlar için”. Kadınlara hukuki prosedürler boyunca rehberlik edebildiklerini, o gece veya gerekirse günlerce sığınak sağladıklarını, yetkililerle nasıl konuşulacağına dair tavsiyede bulunduklarını veya sadece duygusal ve manevi destek verdiklerini açıklıyor.

Silvia Castillo, Yesenia Zamudio, Marcela Alemán ve Erika Martínez’in hikâyeleri Meksikalı annelerin yeni ve beklenmedik rollerinin feminist harekette nasıl yer aldığını gösteriyor. Sessiz kalmayı reddediyorlar ve konu sevdikleri için adalet aramaya geldiğinde hükümeti temelinden sarsabilecek doğal bir güç hâline geliyorlar. Sesleri gür çıkıyor, örgütlüler ve en önemlisi hükümetin saçmalıklarından bıkmış hâldeler.

Kadın Cinayetleri ve Cezasızlık

Meksika, kadınlar için dünyada şiddetin en yoğun olduğu ülkelerden biri ve bu sorun büyümeye devam ediyor: Kayıtlar 2015 ve 2019 yılları arasında kadın cinayeti vakalarında %145’lik bir artış³ olduğunu gösteriyor. Ulusal İstatistik ve Coğrafya Enstitüsü’ne göre her gün ortalama 10 kadın öldürülüyor⁴, bu kadınların %66’sı 15 yaşında veya daha büyük ve şiddete maruz bırakılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM), Meksika hükümetini kadınların erkeklere kıyasla vahşice öldürülmesiyle ilgili uyardı.⁵ BM’nin bir raporuna göre kadın cinayetlerinde silah ve kesici alet kullanımı 1,3 kat daha yüksek ve asma, boğma, suda boğma, zehirleme ve yakma gibi dehşet verici metodlar kadınları öldürürken daha sıklıkla kullanılıyor.

İnsani acil durumlarda, afetler ve toplum sağlığı krizleri esnasında -COVID-19 pandemisiyle deneyimlediğimiz gibi- kadınlar ve kızların şiddete maruz bırakılma riski daha fazla. Ulusal Sığınma Evleri Ağı’nın⁶ (RNR) basın açıklamasına göre geçen sene Mart ve Kasım ayları arasında, RNR 38.081 insanın davasıyla uğraşırken kadına yönelik şiddet %48 oranında ani bir şekilde yükseldi. Ev içi şiddet arttı ve Ulusal Sığınma Evleri Ağı’nı arayan kadınların %63’ü eşleri veya partnerleri tarafından şiddete maruz bırakıldıklarını belirtti.

Meksika’daki kadınlar yalnızca şiddetle mücadele etmiyor, aynı zamanda her gün yolsuzluk ve cezasızlıkla da yüz yüze geliyor. 19 yaşındayken öldürülen María de Jesús Jaime Zamudio veya herkesin bildiği ismiyle “Marichuy”nin annesi Yesenia Zamudio’nun davası buna bir örnek. Marichuy 2016’da Meksika’da beşinci kattaki apartman dairesinin penceresinden atılmış ve beş saatten fazla süre olduğu yerde bırakılmıştı. Bir hafta sonra ise hastanede hayatını kaybetti.

Yerel yetkililer Marichuy’nin davasını bir kadın cinayeti olarak ele almayı reddetti ve ölüm nedeninin intihar olduğuna karar verdi. Ama annesi ilk günden beri bunun geçmişte kızını taciz etmiş olan eski bir öğretmeni ve birkaç arkadaşı tarafından işlenmiş bir kadın cinayeti olduğu konusunda ısrar etti. Yesenia Zamudio kızı için adalet aramayı bırakmadı⁷ ve bunu “Beş yıl oldu ve insanların Marichuy hakkında konuşması, davanın toplumsal cinsiyet perspektifiyle yürütülmesi ve kadın cinayeti olarak yeniden tanımlanması için ülkenin altını üstüne getirmem gerekti.” diyerek anlattı. “Bunun gerçekleşmesini sağlamak için Meksika’da ve yurtdışında büyük bir gürültü çıkarmam gerekti.” diye devam etti.

Kadınların insan haklarının ihlal edildiği davalarda uzmanlaşan feminist savunma avukatı Karla Michel Salas, “Kadına yönelik bir şiddet davasının yalnızca yasal yol izlenerek ilerletilmesi mümkün değil.” diyor. “Sistemimiz adaleti sağlamıyor.” diye ekleyerek polis raporunu doldurmanın ve yetkililerin işlerini yapmalarını beklemenin zorluğunu vurguluyor. Meksika, 2020 Küresel Cezasızlık Endeksinde⁸ yer alan 69 ülke arasında 60. sırada yer alıyor ve bu durum, adalet arayan neredeyse tüm ailelerin bunu sokaklarda yapmak zorunda olması anlamına geliyor. Katillerin %95’inin cezasız kaldığı bir ülkede, tüm yasal süreçlere bir çeşit toplumsal baskının eşlik etmesi gerekiyor. Bu toplumsal baskı; gösteriler yapmak, basına konuşmak veya yetkilileri davayı araştırmaları için zorlamak amacıyla sosyal medyada ses çıkarmak olsa da…

AMLO’nun Hatalı Öncelikleri

Kampanyası boyunca Meksikalı Başkan Andrés Manuel López Obrador (AMLO) iktidara geldiğinde Meksika’yı daha eşit bir topluma dönüştüreceğinin sözünü verdi ancak AMLO yönetimi ülkedeki yaygın kadın cinayetleri salgınını kontrol altına almada yetersiz kaldı.

AMLO hükümetinin her gün işlenen cinayetlere sönük ve umursamaz tepkileri ülke genelinde kadın örgütlerini öfkelendirdi. 2019’un başlarında, kadın örgütleri hükümetin derhal Ingrid Escamilla cinayetini⁹ soruşturmasını ve kadın cinayetleri salgınına müdahale etmesini talep etmek için Meksika’daki federal yönetim makamı olan Palacio Nacional (Ulusal Saray) önünde bir eylem düzenledi. AMLO’nun yanıtı ise başkanlık uçağını satmak için yönetiminin düzenlediği piyango çekilişine atıfta bulunarak “kadın cinayetlerinin dikkatleri çekilişten uzaklaştırmasını istemediği” oldu.

Ingrid olayından yalnızca bir hafta sonra, okulundan kaçırılan yedi yaşındaki Fátima Aldrighett’in¹º bedeni şehrin güneyinde bulundu. Herkes en kötüsünden korkuyordu ve gerçekten de bu korkunç tahminler küçük kızın bedeninde cinsel istismar ve işkence belirtileri bulunduğunda doğrulanmış oldu.

Bu bardağı taşıran son damlaydı. Bir kez daha kadınlar sokaklara çıktı
ve başkanlık binasının önünde AMLO’dan sorunu ciddiye almasını
talep etmek için toplandı. Fakat başkan sadece, kadın cinayetlerinin
“medya tarafından manipüle edildiğini” ve “tüm cinayetlerin önemli
olduğunu” iddia ederek “ahlaki yenilenme” ile ilgili boş sözlerle yanıt
verdi. Kadınların yaşamı hakkında konuşmak istemediği kesindi.

Başkan, mağdurlara gerçekten yardım edebilecek kamu politikaları uygulamak yerine ahlak hakkında konuşmaya odaklandı. AMLO, Şubat 2019’daki basın konferansında bir feminist kolektiften bahsederek şunları söyledi: “Onlar bizim desteklediğimiz ahlaki yenilenmeye karşılar. Onların görüşlerine saygı duyuyorum ama onlarla aynı görüşü paylaşmıyorum. Ülkeyi ahlaken geliştirmemiz, sosyal hayatı arındırmamız, kültürel, ahlaki ve manevi değerleri güçlendirmemiz gerektiğine inanıyorum.”.

AMLO yönetimi ayrıca aile içi şiddeti önlermiş gibi yapan bir video¹¹ yayımladı. Videoda insanlara, bir aile üyesine kızmadan ya da umutsuzluğa düşmeden önce “nefes almaları, ona kadar saymaları ve barış bayrağı çekmeleri” söyleniyordu. Video sosyal medyada anında eleştirildi. Yalnızca geçersiz stratejisi nedeniyle değil, aynı zamanda muhalif bir parlamenterin belirttiği gibi¹² “kampanya kadına karşı şiddetin sorumluluğunu yine kadına yüklüyor.”.

Hükümetin pandemiye yönelik uygulamaya koyduğu kemer sıkma planlarının sonucu olarak Meksika’daki aile içi şiddet sığınakları yetersiz kaynaklarla faaliyet gösteriyor. Temmuz 2020’de istatistikler sorunun arttığını gösterse de AMLO, kadın enstitülerinin bütçesinin %75’ini kesti. Ulusal Kamu Güvenliği Sistemi tarafından yayımlanan resmî veriler yalnızca birkaç ay önce mart ayında, kadına yönelik şiddetle ilgili bir önceki aya göre %22,3 artışla 115.614 adet rekor sayıda acil çağrı¹³ aldılar. Ancak AMLO hiçbir kanıta dayanmadan, aramaların %90’ının sahte olduğunu iddia etti.¹⁴

Kadınların Grevi

Kendini bu işe adamış bir hükümet müdahalesinin eksikliğine cevap olarak pek çok kadın örgütü adalet taleplerini sokağa taşımaya karar verdi.

Feminist protestolar ve susturulmaktan yorulmuş tüm kadınlar için bir dönüm noktası olan #MeToo¹⁵ hareketi Meksika’ya 2019 yılında ulaştı. İlk olay çok sayıda kadını istismar ve taciz eden ünlü Meksikalı yazar Herson Barona ile ilgiliydi. İlk başta kimse mağdurlara inanmadı ama hepsi tek bir tweet¹⁶ ile değişti. Bu tepki hızlıca yaşadıkları istismarı ifşa eden kadınların güçlendirici bir hareketine dönüştü.

2020’deki Dünya Kadınlar Günü protestoları başka bir dönüm noktasıydı. Yetkililer yaklaşık 80 bin kadının¹⁷ Meksika’da yürüyüş yaptığını tahmin ediyor ancak kalabalığın 120 bin kişi kadar büyük olduğunu belirten hesaplamalar da yapıldı. Kadınlar üç önemli talep için yürüdü: kadın cinayeti soruşturmalarının ciddiye alınması, kadınları korumak için politikalar uygulanması, mağdurlar ve yakınları için adalet.

Protesto, 24 saatlik kadın grevi ile 9 Mart’a kadar sürdü. #UnDíaSinNosotras¹⁸ (#BizsizBirGün) kampanyası ülkedeki tüm kadınları ve genç kızları bir günlüğüne normalde yaptıklarını yapmayı
bırakmaya davet etti: derse gitmek, çalışmak, ev içi iş yapmak, yemek
pişirmek gibi. Kadınların %70’inin katıldığı grev ülke genelinde çok
büyük bir destek aldı.

Bu kadar çok kadının aynı anda işi bırakması ekonomiye 30 milyar pesoya -1.5 milyar dolara- mâl oldu. Bazı işyerlerinde boşluğu erkekler doldurdu ama asla açılmayan veya erken kapanan bankalar ve okullarda bunaldılar. Yarısı boş sınıfların, metroların ve sokakların fotoğrafları internette dolaştı.¹⁹

Kadınlar Günü protestosu başarılı oldu çünkü her yaştan ve arka plandan kadın katıldı, pek çok kadın için bu katıldıkları ilk protestoydu. Bazıları feminizmde kendi siyasi ideolojisini buldu, diğerleri protestolar sırasında daha radikal ve hatta şiddetli hâle geldi.

Ulusal medya protestolar boyunca kadınların talepleri yerine daha çok kadınların öfkesinin bu şiddetli ifadelerine odaklandı. Örneğin, 27 Eylül Uluslararası Güvenli Kürtaj Günü’nde tüm Meksikalı kadınlar için yasal ve güvenli kürtaj talep eden iki protesto düzenlendi. Kara Blok liderliğindeki bir grup, yerel kongre önünde bir protesto gerçekleştirmeyi planlıyordu. Sadece 40 kadar kadın olmalarına rağmen polis tarafından engellendiler ve dört saat abluka altına alındılar.

Ertesi gün aynısı oldu ve bu sefer daha büyük bir grup aktivist birkaç saatliğine abluka altına alındı. Kadın polis birimi Ateneas’ın protestoculara saldırıları²º sertçe eleştirildi. Aynı zamanda Kara Blok, kadın polislere çekiçle saldırdığı için manşetlere çıktı. Protestocular anıt ve binaları sprey ile boyadığı için medya bu feministleri “yağmacılar”, “vandallar” ve “suçlular” olarak adlandırdı. Kadın polis birimi müdürü Itzania Otero’ya güçlerini kötüye kullanıp kullanmadıklarını sorduğumda yalnızca “öz savunma” yaptıklarını ve “güçlerini asla kötüye kullanmadıklarını” söyledi.

Dünya Adalet Projesi’nde yer alan kıdemli ceza hukuku araştırmacısı Lilián Chapa için şiddet içeren protesto yöntemlerinin doğru olup olmadığını tartışmak “sorunun yanlış kısmına odaklanmak” anlamına geliyor. Lilian Chapa’ya göre şiddetli protesto yalnızca bir yöntem “çünkü biz artık adalet sistemimizde mağdurları böylesine öfkeyle protesto etmeye iten başarısızlığın ne olduğunu tartışmıyoruz”.

Ataerkiye Karşı Ses Yükseltmek

Ulusal İnsan Hakları Komisyonu (CNDH) binasının işgal edilmesinden beş ay sonra, mücadele hâlâ devam ediyor. Kişisel sorunları, Yesenia Zamudio’nun evden ayrılmasına sebep oldu ancak grubun kalanı evleri hâline getirdikleri binayı işgale devam etmekte kararlı. Erika Martínez yetkililerin binada kalmalarını kabul ettiklerini ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti ortadan kaldırmak konusunda işbirliği yapmaya hazır olduklarını söylüyor. Erika Martínez ve diğerleri onlara inanıyor olsa da grup aynı zamanda polisin onları binadan zorla çıkarmaya kalkışması ihtimaline karşı güvenlik protokolleri de koydu.

Neden hâlâ işgale devam ettikleri sorusuna karşı, grup içinde çağrıldığı ismiyle Matancera “buranın Meksika’daki en güvenli yer olduğunu” açıklıyor ve Kara Blok üyesi olan uzun boylu Pitahaya ise “özgür, tutuklu veya ölü bir şekilde de olsa buradan hep birlikte ayrılmadığımız sürece hiçbir yere gitmiyorum” diyor.

Bununla birlikte Kara Blok feministleri aynı zamanda Meksika’daki feminist topluluk içindeki net bölünmenin merkezinde duruyorlar. Kara Blok’tan kadınlar kendilerini “radikal ayrılıkçılar”²¹ olarak tanımlıyor ve yalnızca biyolojik kadınlarla birlikte çalışıp onlara yardım ediyorlar, Erika Martínez bunu “birçoğumuz erkekler tarafından şiddete uğradık” diyerek açıklıyor. Elbette diğer feminist ve LGBTİ+ gruplar Kara Blok’u trans dışlayıcı olmak ve translara yönelik nefret söylemi kullanmakla eleştirdiler. Ekim ayında, ünlü bir trans kadın ve sosyal medya fenomeni olan Ophelia Pastrana, kendisini Kara Blok’un transfobisiyle ilgili en çok rahatsız eden şeyin trans kadınların onlarla işbirliği yapmış olmasına, hatta Okupa’nın onların verdiği parayı “sevinçle kabul ettiklerine” dair bir tweet attı. O zamandan beri Okupa diğer feministler ve LGBTİ+ topluluğundan gelen, bir zamanlar hoşlandıkları desteğin çoğunu kaybetti.

Okupa güçlü bir feminist semboldü ve bazı kadınlar için öyle olmaya devam ediyor. Ancak Okupa tek değil. Zaman içinde yeni feminist gruplar, kadınların kendilerinin organize etmeye başladığı yeni sohbet ortamları, bilgilerin paylaşıldığı yeni Facebook grupları ve hatta yeni ve genç bakış açısına sahip kadın medya kuruluşları ortaya çıktı. Yesenia Zamudio gibi anneler tüm ailelerin ses çıkarmasına ve adalet aramasına şahit olan genç nesillerin eğitiminde önemliler. AMLO hükümeti ülkedeki kadın cinayetlerinin ve kadına karşı şiddetin aciliyetini önemsiz gibi göstermeye devam etse de feminist gruplar güçlü muhalefetlerini göstermeye devam ediyor. Polis baskıları, küresel pandemi ve kadın cinayetlerinin giderek kötüleşen bir salgın hâlini alması karşısında bile feministler protesto etmeyi bırakmadı. Her biri bir sonrakinin kendileri olabileceğini biliyor ve bu nedenle ataerkiye karşı ses yükseltiyorlar.

  1. Metnin İngilizce orijinali için bkz. Natalie Gutiérrez, “Mexican feminists raise their voices against patriarchy”, ROAR Magazine, 20 Şubat 2021, 30 Ekim 2021 tarihinde erişilmiştir. https://roarmag.org/essays/mexico-feminist-movement/ Yazarın izniyle çevrilmiştir. Metindeki vurgular yazara aittir. (ç.n.)
  2. İspanyolca orijinal ismi, Comisión Nacional de los Derechos Humanos. (ç.n.)
  3. Amelia Cheatham, “Mexico’s Women Push Back on Gender-Based Violence”, Council on Foreign Relations, 12 Mart 2020, 31 Ekim 2021 tarihinde erişilmiştir. https://www.cfr.org/in-brief/mexicos-women-push-back-gender-based-violence
  4. Joy Diaz, “Outraged By Femicides, Mexican Women Demand Change During Nationwide Walkout”, 9 Mart 2020, 31 Ekim 2021 tarihinde erişilmiştir. https://www.kut.org/texas/2020-03-09/outraged-by-femicides-mexican-women-demand-change-during-nationwide-walkout
  5. Onu Mujeres, “Violencia Feminicida en México”, 24 Ekim 2021, 31 Ekim 2021 tarihinde erişilmiştir. https://mexico.unwomen.org/es/digiteca/publicaciones/2019/05/infografia-violencia-feminicida-en-mexico
  6. İspanyolca orijinal ismi, Red National de Refugios. (ç.n.)
  7. Video için bkz. https://twitter.com/selena_mzn/status/1235467415435214849
  8. Juan Antonio Le Clercq, “Mexico: Measuring Impunity through the 2020 Global Impunity Index”, The Global Americans, 11 Ocak 2021, 30 Ekim 2021 tarihinde erişilmiştir. https://theglobalamericans.org/2021/01/mexico-measuring-impunity-through-the-2020-global-impunity-index/
  9. 2020 yılında 25 yaşındaki Ingrid Escamilla Meksika’da derisi yüzülerek öldürüldü. Ayrıntılı bilgi için bkz. Rob Picheta ve Natalie Gallon, “A 25-year-old woman was brutally murdered and skinned in Mexico. Then newspapers published photos of the body”, CNN, 14 Şubat 2020, 30 Ekim 2021 tarihinde erişilmiştir.
  10. Natalie Gallon ve Rob Picheta, “Murder of 7-year-old girl in Mexico fuels anger and protests over brutal killings“, CNN, 19 Şubat 2020, 31 Ekim 2021 tarihinde erişilmiştir. https://edition.cnn.com/2020/02/19/americas/mexico-fatima-cecilia-murder-scli-intl/index.html
  11. Video için bkz. https://twitter.com/DeniseDresserG/status/1265451452572581889
  12. Video için bkz. https://twitter.com/MarthaTagle/status/1265363736128258050
  13. Bkz. https://twitter.com/SpotlightAmLat/status/1258469150948839430
  14. Natalie Kitroeff, “Mexico’s President Says Most Domestic Violence Calls Are ‘Fake’”, The New York Times, 31 Mayıs 2020, 31 Ekim 2021 tarihinde erişilmiştir. https://www.nytimes.com/2020/05/31/world/americas/violence-women-mexico-president.html
  15. Hashtag için bkz. https://twitter.com/hashtag/MeTooEscritoresMexicanos?src=hashtag_click
  16. Paulina Villegas, “How a Young Activist Set Off a #MeToo Avalanche in Mexico”, The New York Times, 28 Mart 2019, 30 Ekim 2021 tarihinde erişilmiştir. https://www.nytimes.com/2019/03/28/world/americas/mexico-metoo.html
  17. Daniel Flores, “La Guerra de las cifras en la marcha feminista del #8M”, 9 Mart 2020, 31 Ekim 2021 tarihinde erişilmiştir. https://www.publimetro.com.mx/mx/noticias/2020/03/09/la-guerra-las-cifras-la-marcha-del-8m.html
  18. İlgili tweet için bkz. https://l24.im/ErDsp9c
  19. Kevin Sieff ve Gabriela Martínez, “In Mexico, here’s what a day without women looks like”, The Washington Post, 9 Mart 2020, 31 Ekim 2021 tarihinde erişilmiştir. https://www.washingtonpost.com/world/the_americas/mexico-womens-strikefemicide/2020/03/09/293a7770-615d-11ea-8a8e-5c5336b32760_story.html
  20. “Protesters, police face off at protest for legalized abortion in Mexico”, 29 Eylül 2020, 31 Ekim 2021 tarihinde erişilmiştir. https://www.youtube.com/watch?v=KsSp_NB3ocQ
  21. İlgili kavram için bkz. https://en.wikipedia.org/wiki/Feminist_separatism

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir