Merhaba,

bü’de kadın gündemi’nin 41. sayısında sizleri pandemide kapandığımız evlerimizden çıkıp yeniden fiziksel olarak bir araya gelebilmenin mutluluğuyla selamlıyoruz. Kadına yönelik şiddet her geçen gün artarken biraradalığımızın ve kadın dayanışmasının en büyük gücümüz olduğunu biliyoruz.

Elinizdeki bülten kampüste yürüttüğümüz çalışmalar ve açtığımız tartışmalardan hareketle hazırlandı. Kadına yönelik şiddet tüm dünyada yayılırken kadınlar hakları ve yaşamları için mücadele ediyor. 2020 yaz döneminde dünyadaki güncel feminist tartışmalardan haberdar olmak ve çeşitli coğrafyalarda feministlerin ele aldığı konuları araştırmak amacıyla bir çalışma yürüttük. Bu çalışma kapsamında Cinzia Arruzza, Tithi Bhattacharya ve Nancy Fraser’ın kaleme aldığı %99 için Feminizm: Bir Manifesto¹ adlı kitabı okuduk. Bu çalışmamızın raporuna ve kitap üzerine yazdığımız değerlendirme yazısına ilerleyen sayfalarda ulaşabilirsiniz.

2021 yılının 8 Mart’ını pandemi koşullarına rağmen dolu dolu geçirdik ve her sene gerçekleştirdiğimiz bü’de kadın şenliği boyunca birçok etkinlik düzenledik. Bunlardan biri feminist yazar, kuramcı ve Profesör Cynthia Enloe ile düzenlediğimiz Women, Democracy and Education: Feminists Shine a Bright Light on the Vital Connections [Kadınlar, Demokrasi ve Eğitim: Feministler Hayati Bağlantılara Güçlü Bir Işık Tutuyor] adlı açık dersti. Kadınların eğitimini, feminist merakı ve bu merakın ataerkiyle mücadelemizdeki rolünü tartıştığımız etkinlikte aynı zamanda bugünlerde gündemimizde olan akademik özgürlüğe ve pandemi koşullarının toplumsal cinsiyet eşitliği mücadeleleri üzerindeki etkilerine değindik. Etkinliğimizin edisyonunu bu bültende okuyabilirsiniz.

bü’de kadın şenliği kapsamında yaptığımız bir diğer etkinlik de Cumhurbaşkanlığı’nın 2019-2023 dönemini kapsayan 11. Kalkınma Planı’na dahil olmasıyla gündemimize giren kadın üniversiteleri üzerineydi. Günümüzde kadın üniversiteleri kadınlar olmadan tartışılırken biz de ODTÜ Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Topluluğu ile beraber, Doç. Dr. Emel Memiş ile gerçekleştirdiğimiz Akademide Cinsiyetçilik ve Kadın Üniversiteleri adlı söyleşimizde kadın üniversitelerinin olası avantajları ve dezavantajlarını dünyadaki örnekler üzerinden konuştuk. Bu söyleşinin edisyonunu bültenimizin ilerleyen sayfalarında bulabilirsiniz.

Bültenimizde dünyadaki feminist tartışmalara da çeviriler aracılığıyla yer veriyoruz. Çevirilerimizden ilki Natalie Gutiérrez’in yazdığı Meksikalı Feministler Patriyarkaya Karşı Seslerini Yükseltiyor adlı yazı. Bu yazı, Meksika’daki feminist mücadelenin geldiği noktayı ele alıyor. Devletin cezasızlığı veya zora dayalı geç kalmış adaleti karşısında Meksikalı kadınların mücadelelerini, Meksika’da son yıllarda gelişen örgütlenmeleri değerlendiriyor; yüzümüzü birbirimize ve deneyimlerimize çevirmenin mümkün olup olmadığını sorguluyor.

Geçen aylarda Afganistanlı kadınların ülke yönetimini ele geçiren Taliban’a karşı verdikleri varoluş mücadelesi tüm dünyada gündem oldu. Kadınlar yalnızca Taliban’a değil kendilerini görmezden gelen devlet başkanları, uluslararası kurum ve örgütlere de seslenerek dayanışma çağrısında bulundular: “Afganistanlı kadınların bir kez daha tarihten silinmesine izin vermeyin.”² Nermeen Shaikh’in Ortadoğu’da kadın sorunları üzerine çalışan akademisyen Lila Abu-Lughod ile yaptığı Afgan Kadınları Neden Kurtaramayız? adlı röportaja bültenimizde yer vererek hepinizi Afganistanlı kadınların çağrısına kulak vermeye davet ediyoruz. Tıpkı çevirdiğimiz röportajdaki gibi bizler de Afganistanlı kadınların mücadelesini kendi mücadelemizden ayırmıyor, bunu yaparken de üstenci bir “kurtarma” misyonu yüklenmeden dayanışma yolları nasıl üretilir sorusunun cevabını arıyoruz.

Bültenimizde son olarak, İnsellerin Mizojinik Eylemleri ve Bu Eylemlerin Psikolojik Arka Planları adlı öğrenci ödevine yer veriyoruz. Bu ödevde kendilerini insel olarak adlandıran bir erkek grubunun çevrimiçi ve çevrimdışı ortamlarda gösterdikleri cinsiyetçi eylemler ve bu eylemleri açıklayabilecek bazı psikolojik analizler ele alınıyor.

Bu bültenimizi hem pandeminin hem de Boğaziçi Üniversitesi’nin özel koşullarında hazırladık. 2021 yılının Ocak ayında üniversitemizin iç işleyişi göz ardı edilerek üniversite dışından bir rektör atandı. Üniversitelerin özerk, demokratik ve özgürlükçü bir işleyişe sahip olmasını savunanlar için Melih Bulu’nun bu şekilde atanması kabul edilemezdi. Üniversite bileşenlerinin tepkileri sonrasında Melih Bulu görevinden alındı. Bu dönemde üniversitemizin cinsiyet eşitliğinden yana kazanımları da zarar gördü. Bir öğrenci kulübü olan BÜLGBTİ+ Çalışmaları Kulübü yapmadığı bir etkinlik gerekçe gösterilerek kapatıldı. BÜKAK’ın BÜLGBTİ+ Çalışmaları Kulübü ile ortak kullandığı odası üniversite işleyişi ve hukuki prosedür dikkate alınmayarak emniyet tarafından arandı. Bu dönemde BÜKAK olarak odamızı uzun bir süre kullanamadık. Eylül 2021 itibarıyla odamızı kullanmaya başladık.

Üniversitemizin Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu (CİTÖK) kadın öğrencilerin ve akademisyenlerin uzun yıllar süren çalışmaları sonucunda kurulmuştu. Tacize maruz bırakılan kişilerin danışmanlık alabileceği, bu alanda uzman olan bir çalışan ve fiziksel bir mekânın varlığına olan ihtiyaç neticesinde de Cinsel Tacizi Önleme Eğitim ve Destek Koordinatörlüğü (CİTÖK Ofisi) açılmıştı. Başvuranlarla çıkar çatışması barındırmayan bir ilişki kurulabilmesi ve başvuranlara güven verebilmesi açısından bağımsız bir çalışanın CİTÖK Ofisi’nde bulunması oldukça önemliydi. Pandemi koşullarında işten çıkarılan üniversite çalışanları arasında 2016 yılından beri ofis koordinatörü olarak çalışan Cemre Baytok da yer aldı. Medyada yer alan haberlere göre ofis koordinatörünün feminist olduğu gerekçesiyle işten çıkarıldığı söylense de okul yönetimi bu konuya dair herhangi bir açıklama yapmadı.³

Kamuoyunda yayılan söylentilerden biri de CİTÖK’ün kapandığı yönündeydi. Bunun doğru olmadığını belirtmek isteriz. Cinsel tacizin önlenmesi amacıyla üniversite bileşenlerine yönelik eğitim programları tasarlamak ve uygulanmasını sağlamak amacıyla kurulmuş olan CİTÖK varlığını sürdürüyor. Kampüslerimizde cinsel tacizin önlenmesi ve bu konuda farkındalık çalışmalarının yürütülmesi açısından tüm üniversite bileşenlerinin CİTÖK’e sahip çıkması ve komisyonun çalışmalarını desteklemesi önemli bir yerde duruyor.

Güvenli bir eğitim ve üniversite ortamı kurabilmek için kadına yönelik şiddetin, cinsel şiddetin önlenmesi tüm üniversite bileşenlerinin sorumluluğunda. 25 Kasım’a girerken bizler de bu sorumluğumuza sahip çıkıyor ve tüm üniversite bileşenlerini de sorumluluk almaya davet ediyoruz.

  1. Cinzia Arruzza, Tithi Bhattacharya ve Nancy Fraser, %99 için Feminizm: Bir Manifesto, Utku Özmakas (çev.), İstanbul: Sel Yayıncılık, 2019.
  2. İlgili video için bkz. https://www.instagram.com/tv/CSycyQNAOKd/?utm_medium=copy_link
  3. İlgili haber için bkz. “Sönmez, feminizme karşı: ‘Kadının beyanı esastır’a inanmıyor’”, 23 Haziran 2021, 14 Kasım 2021 tarihinde erişilmiştir. https://m.bianet.org/bianet/egitim/246160-sonmez-feminizme-karsi-kadinin-beyani-esastir-a-inanmiyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir