Kesişimsellik Savaşları

Bu yazının İngilizce orijinali vox.com sitesinde yayımlanmıştır.1

Jane Coaston
Çev.: Betül Kalben Başyaran
Türkü Su Sakarya

30 yıl önce Kimberlé Crenshaw kesişimsellik terimini ortaya attığında bu terim nispeten muğlak olan bir hukuk kavramıydı. Daha sonra hızlıca yayıldı.

Günümüzde Amerikan muhafazakârlığında kesişimsellikten daha fazla nefret edilen bir kelime olmayabilir. Sağ kesimde, kesişimsellik beyaz ve heteroseksüel olmayan insanların zirvede olduğu “yeni bir kast sistemi2” olarak görülüyor.

Birçok muhafazakâra göre kesişimsellik “sadece azınlık olduğunuz için bazılarının gözünde ayrıcalıklara sahip olduğunuz ve özel muamele gördüğünüz” anlamına gelir3. Bu durum “bireysel düzlemde bencilliği ve sosyal düzlemde bölünmeyi teşvik eder4”. “Sizi etiketleyen” bir feminizm biçimini temsil eder5. Kesişimsellik “ne kadar ezilmiş olduğunuzu dile getirir, neyi söylemeye ve düşünmeye izniniz olduğunu gösterir”. Bu yüzden, kesişimsellik “gerçekten tehlikelidir6” ya da bir “mağduriyet komplo teorisidir7”.

Bu durum, birkaç yıl öncesine kadar akademik çevreler dışında nispeten muğlak, hukuksal bir terim olarak kabul edilen bir kelime için oldukça sıradışı bir küçümsemedir. Bu kavram, 1989 yılında Kimberlé Crenshaw tarafından ırk, sınıf, cinsiyet ve diğer bireysel özelliklerin birbirleriyle nasıl “kesiştiğini” ve örtüştüğünü tanımlamak için ortaya atılmıştır. “Kesişimsellik” bir bakıma son beş yılda hızlıca yayılmış ve sağ kesimden olumsuz tepkiler almıştır.

Kesişimselliği eleştiren sağ görüşlü insanlarla yaptığım görüşmelerde onları rahatsız eden şeyin teorinin kendisi olmadığını anladım. Aslında bu kişiler, bu teorinin farklı arka planlardan gelen insanların dünyayı nasıl deneyimlediklerini tanımladığını büyük ölçüde kabul ediyorlar. Örneğin, siyah bir kadının tecrübeleri -ve yaşadığı ayrımcılık deneyimleri- beyaz bir kadının veya siyah bir erkeğin yaşadığı deneyimlerden çok daha farklı olacaktır. Bu kişiler aslında teorinin etkilerine, kullanım şekillerine, en önemlisi de sonuçlarına itiraz ediyorlar, ki bazı muhafazakârlar bu sonuçları yeni bir hiyerarşi yaratmak amacıyla ırksal ve kültürel hiyerarşilerin şişirilmesi olarak görüyor.

Ancak Kimberlé Crenshaw, siyah kadınların en üst konumda olduğu ırksal bir hiyerarşi kurmaya çalışmıyor. Yaptığı çalışmalarla ırka dayalı hiyerarşileri bütünüyle yıkmaya çalışıyor.

Kimberlé Crenshaw ile Tanışın

Kimberlé Crenshaw ile Ocak ayının yağmurlu bir gününde Manhattan’ın Yukarı Batı Yakası’nda Columbia Hukuk Okulu’ndaki ofisinde tanıştım. Hem Columbia Üniversitesi hem de California Los Angeles Ünversitesi’nde profesör olan Kimberlé Crenshaw, Sorbonne ve London School of Economics’te konuşma yapmak için gittiği denizaşırı bir geziden yeni dönmüştü.

Kimberlé Crenshaw, otuz yıldan fazla bir süredir insan hakları, ırk ve ırkçılık üzerine çalışan altmış yaşında bir Ohio yerlisi. O gece için planlanan ve tesadüfen başlığı “Mitleri Yıkan Kesişimsellik8” konulan panelin hazırlığını yapan öğrencilerin aralıklı olarak ziyaret ettiği sıcacık ofisinde, sorularımı nazikçe ve dostça yanıtladı.

Ancak kesişimselliğin ne olduğu -ya da olmadığı- üzerine dönen kavgaların gerçekleştiği yerler sadece akademik paneller değil. Kesişimsellik, sağ ve sol kesimi bölen bir çizgi hâline geldi. Demokrat Parti’nin New York senatörlerinden Kirsten Gillibrand şöyle bir tweet9 atmıştı: “Gelecek kadındır ve kesişimseldir.” Aynı zamanda, The Daily Wire isimli bir haber sitesinde Ben Shapiro “Kesişimsellik Amerika’daki en büyük sorun mu?” başlıklı videolar10 paylaşmıştı.

Kesişimsellik üzerine yapılan güncel tartışma aslında üç farklı tartışmadan oluşuyor: Birincisi Kimberlé Crenshaw gibi akademisyenlerin bu terimle ne anlattığına; ikincisi gruplar arasındaki eşitsizlikleri ortadan kaldırmak isteyen aktivistlerin bu terimi nasıl yorumladığına; üçüncüsü ise bu terimin aktivistler tarafından kullanılmasına muhafazakârların nasıl tepki verdiğine odaklanıyor.

Kimberlé Crenshaw bütün bu tartışmaları soğukkanlılıkla izliyor ve “Bir fikir, bağlam ve içeriğin ötesine geçtiğinde bu yaşanır.” diyor.

Ancak onunla çalışmış olanlar hatta en yakın müttefikleri bile özellikle ırk konusunda çok zor sorular sorduğuna ve sağlam cevaplar talep ettiğine tanıklık etmişlerdir. Kimberlé Crenshaw ile birlikte yıllarca ırk ve ırkçılıkla ilgili meseleler üzerine çalışan, Hawaii Üniversitesi’nde hukuk profesörü olan Mari Matsuda bana şöyle dedi: “O, insanları rahatsız etmekten çekinen biri değil.”

Kimberlé Crenshaw’ın eski öğrencilerinden olan ve yapısal eşitsizlikleri ortadan kaldırma amacıyla 1996’da Kimberlé tarafından kurulan bir düşünce kuruluşu olan African American Policy Forum’da [Afro-Amerikan Politika Forumu] doktora sonrası araştırma uzmanı olarak çalışan Kevin Minofu ile de görüştüm. Kimberlé Crenshaw’ın Medeni Haklar Kanunu dersinde kendisine Amerikan toplumu, Amerikan hukuk kültürü ve güç sistemlerine dair derin bir anlayış kazandırdığını söyledi.

Kevin Minofu, Kimberlé Crenshaw’ın kesişimsellik anlayışını “kimlik ve temsile dair sığ sorular sormaktan ziyade ayrımcılık ve eşitsizlikle ilgili derin, yapısal ve sistematik sorularla ilgilenmek” olarak tanımladı.

Kesişimselliğin Doğuşu

Kesişimselliğin ne olduğunu ve neye dönüştüğünü anlamak için, Kimberlé Crenshaw’ın son 30 yılda ırk ve medeni haklar konusundaki çalışmalarına bakmanız gerekir. Cornell Üniversitesi, Harvard Üniversitesi ve Wisconsin Üniversitesi mezunu Kimberlé Crenshaw yaptığı araştırmaların çoğunda eleştirel ırk teorisine odaklanmıştır.

2017 yılında Baffler için yazdığı bir makalede detaylandırdığı11 gibi eleştirel ırk teorisi, hukuk üzerine çalışan bir grup bilim insanı12 tarafından 1980’lerde ve 90’larda geliştirildi. Teori ortaya çıktığında, Kimberlé Crenshaw ve meslektaşlarına göre de yanlış olan bir fikir birliğine yanıt verme amacı taşıyordu: Yasada var olan ayrımcılık ve ırkçılık akıldışıydı ve “önyargıların ortaya çıkardığı bu akıldışılık ortadan kaldırıldığında, yasal ve sosyoekonomik düzen temelde olduğu hâle yani tarafsız, iyimser ve kişisel olmayan bir şekilde dağıtılan bir adalet hâline dönecekti.”

Kimberlé Crenshaw, önyargıların ortaya çıkardığı akıldışılık ortadan kaldırıldığında düzenin, temelde olduğu hâle döneceği konusundaki fikir birliğinin rahatlatıcı olduğu kadar tehlikeli de olan bir yanılsama olduğunu savundu. Ona göre ırkçılık, Medeni Haklar Yasası’nın 1965 yılında geçmesiyle sona eren bir durum ya da sadece yasama değişikliğiyle düzeltilebilecek, böylece kanunları ve de bu kanunlara bel bağlayan insanları etkilemeyecek, birkaç yüzyıla yayılmış geçici bir akıl tutulması değildi.

1982 yılından bu yana varlığını sürdüren ırk temelli servet farkının13 ya da “renk körü14” standartlara bağlı olarak oluşturulan alanlarda azınlıkların yetersiz bir şekilde temsil ediliyor olmalarının mantıklı bir açıklaması yoktu. Aksine, Kimberlé Crenshaw’ın yazdığı gibi ayrımcılığın hâlâ varlığını sürdürüyor olmasının sebebi “beyaz egemenliğindeki yapıların inatçı dayanıklılığıydı” -başka bir deyişle, Amerikan yasal ve sosyoekonomik düzeni büyük ölçüde ırkçılık üzerine kuruluydu.

Eleştirel ırk teorisinin yaratıcıları tarafından açılan tartışmalardan önce, hukukun ve toplumsal yapıların ırkçılıkla çarpıtılmaktan ziyade özünde ırkçı olabileceğini açıklayan çok fazla eleştiri yoktu. Bu yüzden ırk kavramının bu kurumlarda nasıl işlediğini anlamamıza yarayan pek fazla araç yoktu.

Bu da bizi eleştirel ırk teorisinde tartışılan fikirlerden ortaya çıkan kesişimsellik kavramına getiriyor. Kimberlé Crenshaw kesişimsellik kuramını ilk olarak Chicago Üniversitesi Hukuk Forumu’nda, “Demarginalizing the Intersection of Race and Sex” [Irk ve Cinsiyet Kesişimini Marjinalleşmekten Kurtarma] başlıklı makalesinde15 yayımladı.

Bu makale hem ırk ayrımcılığı hem de cinsiyet ayrımcılığı konularını ele alan üç davaya odaklanır: DeGraffenreid/General Motors16, Moore/ Hughes Helicopter17, Inc., ve Payne/Travenol18. Kimberlé Crenshaw, her davada mahkemenin ayrımcılık konusundaki dar görüşünün, yasanın ırkçılığı ve cinsiyetçiliği nasıl değerlendirdiğine dair “sadece tek katmana odaklanan analizlerin kavramsal sınırlamaları”nın başlıca bir örneği olduğunu öne sürdü. Başka bir deyişle yasa, siyah kadınların hem siyah hem de kadın olduklarını ve bu sebeple hem ırk-cinsiyet hem de genellikle bu ikilinin kombinasyonuna dayalı ayrımcılığa maruz kaldığını unutuyor.

Örneğin Degraffenreid/General Motors, beş siyah kadının General Motors’a yalnızca siyah kadınları hedef aldığını iddia ettikleri bir kıdem politikası için 1976’da dava açtığı bir vakaydı. Şirket, 1964 yılından önce siyah kadınları işe almıyordu ve 1964 sonrası işe alınan bütün siyah kadınlar, 1970’lerin başındaki bir ekonomik küçülme sırasında işten kıdemli olmadıkları için çıkarıldılar. Böyle bir politika sadece cinsiyet ayrımcılığı ya da sadece ırkçılığa dayalı ayrımcılık olarak ele alınamazdı. Ancak mahkeme, her biri için ayrı davalar açmak yerine, ırkçılığı ve cinsiyet ayrımcılığını bir araya getirme çabalarının işe yaramayacağına karar verdi.

Kimberlé Crenshaw’ın verdiği detaylara göre, 1976 yılı Mayıs ayında Hakim Harris Wangelin davacıların aleyhinde karar verdi ve kısmen “siyah kadınların” yasa çerçevesinde ayrı ve korunan bir sınıf olarak kabul edilemeyeceğini, öyle olması durumunda yasa tarafından tanınmayı talep eden azınlıkların Pandora’nın kutusunu açma riskini beraberinde getireceğini yazdı:

Başlık VII’yi19 kapsayan yasama tarihine göre, tüzüğün amacı siyah bir erkeğe kıyasla daha güçlü bir duruma sahip olacak siyah kadınlar için yeni bir sınıflandırma yaratmak değildir. Sadece permütasyon ve kombinasyonun matematiksel ilkeleri tarafından yönetilen, yeni ve korunan azınlık sınıflarının yaratılması ihtimali, eskimiş Pandora’nın kutusunun açılma olasılığını açıkça ortaya koyar.

Kimberlé Crenshaw makalesinde mahkemelerin, siyah kadınları sadece kadın ya da sadece siyah olarak değerlendirerek -1976 yılında yaptıkları gibi- siyah kadınların bir grup olarak karşılaştıkları belirli zorlukları defalarca görmezden geldiklerini iddia ediyor.

Kimberlé Crenshaw, “Kesişimsellik, ayrımcılık yasası içindeki dina- miklere ışık tutan ama mahkemeler tarafından değeri anlaşılmayan bir prizmaydı.” diyor. “Mahkemeler özellikle ırk ayrımcılığının cinsiyet gözetmeksizin bütün siyahlara uygulandığını, cinsiyet ayrımcılığının da ırk gözetmeksizin bütün kadınlara uygulandığını düşünüyordu. Elinizdeki çerçeve buysa siyah kadınlara ve de diğer beyaz olmayan kadınlara ne olduğunu görmeniz zorlaşacaktır.”

Ama sonra beklenmedik bir şey oldu. Kimberlé Crenshaw’un teorisi olan “kesişimsellik”, 2015 yılında Oxford İngilizce Sözlüğü’ne20 girdi. 2017 Kadın Yürüyüşü’nde21 ise eylemin örgütleyicileri tarafından kelimenin, kadınların “kesişen kimlikleri” olmasının “birçok sosyal adalet ve insan hakları meselesinden” etkilendiği anlamına geldiği vurgulandı. Böylelikle, kelime 2017 yılında Kadın Yürüyüşü’nde ilgi toplayarak ana akımın gündemine girdi. Kimberlé Crenshaw’ın bana gülerek anlattığı gibi “Kesişimsellik hakkında ironik olan, ‘ünlü olması’ için kasabayı yani hukuk dünyasını terk etmesi gerektiğidir.”

Kimberlé Crenshaw, kesişimsellikten bahseden diğer insanlarla karşılaşmasını “sadece beden ile sınırlanmayacak bir deneyim” olarak tanımladı ve devam etti: “Bazen ‘kesişimsellik, şudur budur…’ diyen şeyleri okurken bu yazılanların kimin kesişimsellik tanımından bahsettiğini merak ederdim. Daha sonra benden alıntı yaptıklarını görüp kendi kendime ‘Ben bunu hiç yazmadım ki. Bunu hiç söylemedim bile. Kesişimsellik hakkında düşündüğüm bu değil.’ dediğim oluyor.”

Dediği gibi,

Kafa karıştırıcı olan şu, genellikle insanlar ciddiye aldıkları fikirleri gerçekten öğrenmeye çalışırlar ya da en azından alıntı yaptıkları kaynakları okumaya çalışırlar. Kesişimsellik söz konusu olduğunda ise çoğu zaman böyle olmuyor. Bunun niye böyle olduğuna dair birçok fikir sayabilirim ama kesişimsellik ile ilgili duyulan ya da bilinen şeylerin çoğu aslında insanların gerçekten karşılaştıkları kaynaklardan değil, kendi söyledikleri şeylerden geliyor.

Sağ kesim kesişimsellikten korkmaya ve endişe duymaya nasıl başladı?

2015’te başlayarak ve o zamandan beri yükselerek kesişimselliğe karşı gelen muhafazakâr cevap, yumuşak başlı bir gülünçlükten22 düpedüz dehşete yönelen bir değişim gösterdi. 2017’de yazar Andrew Sullivan kesişimselliğin bir tür din olduğunu savundu23:

[Kesişimsellik] Tüm insanlık deneyimlerinin izah edildiği ve tüm konuşmaların filtrelenmesi gerektiği klasik bir ortodoksiyi önermektir. İlk günahın bu tasviri, bazı kimlik gruplarının diğerleri üzerindeki gücüdür. Bu günahın üstesinden gelmek için ise öncelikle günahını itiraf etmelisin, yani ‘ayrıcalığını kontrol etmeli’ sonrasında hayatını yaşamaya devam etmeli ve düşüncelerini bu günahı senden uzak tutacakları şekilde tertiplemelisin.

Muhafazakârlarla terimin kendisi hakkında konuştuğunuzda, daha ölçülü davranırlar. Kesişimsellik kavramının -insanların çakışan kimliklerine bağlı olarak ayrımcılıkları farklı deneyimlediklerini öne süren düşüncenin- sorun olmadığını söylerler. Çünkü, 2018’de kesişimselliği “tehlikeli inanç” olarak tanımlayan24 National Review yazarı David French de düşüncenin öyle ya da böyle inkâr edilemez olduğunu söyledi.

David French bana, “Afro-Amerikan bir erkek dünyayı Afro-Amerikan bir kadından daha farklı şekilde deneyimleyecek.” dedi. “LGBT birey dünyayı heteroseksüel olan bireyden farklı deneyimleyecek. LGBT ve Afro-Amerikan birey ise dünyayı LGBT ve Latin bireyden daha farklı bir şekilde deneyimleyecektir. Bu, farklı kategorilerden insanların farklı türden deneyimlere sahip olduğunu ifade eden, oldukça aklıselim bir düşünce.”

Birçok muhafazakârın itiraz ettiği, terimin kendisi değil onun üniversite kampüslerinde ve kampüs dışında uygulanmasıdır. Muhafazakârlar, kesişimselliğin onlara karşı kullanılabileceğine (ya da kullanıldığına) ve bir bakıma yeni çeşit bir baskıya dönüşerek onları mağdur edebileceğine inanıyor. Onlara göre kesişimsellik sadece bir baskı hiyerarşisini tanımlamakla kalmaz, pratikte her şeyi tersine çevirerek beyaz heteroseksüel cisgender bir erkek olmayı lanetler.

David French, “Kavganın başladığı yer, kesişimselliğin tanımlayıcı olmaktan kural koyucu hâle geçtiği yerdir.” dedi. Dillendirilmediği sürece kesişimsellik, muhafazakârlar için gerçek sorun teşkil etmeyen bir dil gibiydi.

Muhafazakâr eğitim videolarının yayımlandığı çevrimiçi bir platform olan Prager Üniversitesi 2018 yılında yayımladığı bir klipte25 medyada çokça fikrine başvurulan Ben Shapiro, kesişimselliği “görüşünüzün ne kadar değerli olduğunun kaç tane mağdur grubuna ait olduğunuza bağlı olduğu bir kimlik politikası biçimi” olarak nitelendirdi. “Hiyerarşinin en altında olan, herkesin nefret etmeyi sevdiği kişidir: heteroseksüel beyaz erkek.” diyerek devam etti. Ben Shapiro videoyu “Ama ben ne bilirim ki? Ben sadece heteroseksüel beyaz bir erkeğim.” diyerek bitirdi.

Bir röportajda, Ben Shapiro bana Kimberlé Crenshaw’un teorisini anlamaktan çok uzakta görünen bir kesişimsellik tanımı verdi. “Kesişimselliği -en azından üniversite kampüslerindeki manifestolarda ve siyasi solun çoğunluğunda gördüğüm şekliyle- insanların belirli bir gruba ait olmaları nedeniyle bir mağdur sınıfının üyesi olarak kabul edildiği bir mağduriyet hiyerarşisi olarak tanımlarım. Çeşitli grupların kesiştiği noktada ise hiyerarşide yükselişin kendisi yatıyor.”

Ve Ben Shapiro bana bu yeni “mağduriyet hiyerarşisinde” beyaz erkeklerin en alt tabanda olacağını söyledi. “Başka bir deyişle, eğer bir kadınsanız bir erkeğe göre daha fazla mağdur edilirsiniz ve eğer siyahsanız, o zaman beyaz olduğunuz hâlinizden daha mağdursunuzdur. Eğer siyah bir kadınsanız o zaman da siyah bir erkeğe göre daha fazla mağdur edilirsiniz.”

Ben Shapiro’ya, Kimberlé Crenshaw’ın 1989 tarihli makalesini buluşmamızdan önce göndermiştim. Ben Shapiro, “Bu makale, nispeten sakıncasız görünüyor.” dedi. Makalenin özellikle tartışmalarla alakalı olduğunu düşünmüyordu: “Bu teoriyi ilk olarak kampüsteki birçok tartışma bağlamında, ‘ayrıcalıklarınızı kontrol edin’ tartışmalarında26 duymaya başladım. Teoriyle karşılaştığım ilk yer burasıydı ve dürüst olmak gerekirse, halkın gözünde çoğu insanın da teoriyle karşılaştığı ilk yer bu tartışmalardı.”

“Ben buna kesişimsellik karşıtı kesişimsellik diyorum”

Kimberlé Crenshaw, kesişimselliğe yönelik muhafazakâr eleştirilerin teoriyi gerçekten hedef almadığını söyledi. Alsalardı ve kesişimselliğin kimin avantajı ya da sıkıntısı olduğuna bu kadar odaklanmasalardı, muhafazakârlar kendi kimliklerini eleştirilerinin bir parçası olarak kullanmazlardı (Örneğin, Ben Shapiro’nun alaya alırcasına “Ben sadece heteroseksüel beyaz bir erkeğim.” diyerek sorumluluğunu reddetmesi). Kimlikler gerçekten önemli olmasalardı aslında o kadar da önem taşımazdı ve şu anki kimlik hiyerarşimizin en üstünde bulunan insanlar, bu hiyerarşilerin tamamen ortadan kaldırılmasından çok, yerlerini kaybetmekten korkuyorlar.

“Kimliğinizi ortaya koyarak belirli bir eleştiri öne sürdüğünüz zaman, kimlik politikalarınız eleştirmeye çalıştığınız şeyden tam olarak nasıl farklılaşıyordu? Bu sadece kimin kimliğini öne çıkardığıyla ilgili, en çok endişeli göründüğünüz şey de bu.” dedi Kimberlé Crenshaw.

Bu konuda yeni bir şey yok diyerek devam etti: “Afro-Amerikan Sivil Haklar Hareketi’nin en başından beri, hareketin onlardan aldığı bir şeyler olduğu gerekçesiyle eşitlik haklarını kınayan insanlar olmuştur.”

Kimberlé Crenshaw’a göre, kesişimselliğe yöneltilen ve onun “yeni bir kast sistemini” temsil ettiğini öne süren en yaygın eleştiriler, aslında teorinin temel gerçeğini doğrular: Bireylerin, nasıl görüldüklerini, anlaşıldıklarını ve kendilerine nasıl davranıldıklarını etkileyen şekillerde kesişen bireysel kimlikleri vardır. Siyah kadınlar hem siyah hem de kadındırlar ancak siyah kadınlar oldukları için siyah erkeklerin veya beyaz kadınların maruz kalmayacakları belli ayrımcılık biçimlerine göğüs germek zorunda kalırlar.

Ama Kimberlé Crenshaw, kendisine yöneltilen eleştirilerin aksine kesişimselliğin, sadece “dünyayı şimdiki hâlinden tersine çevirme çabası” olmadığını; asıl vurgusunun daha eşitlikçi bir sistem oluşturmak amacıyla “daha fazla savunucu ve çözüm getiren uygulamalara” yer açmak olduğunu söyledi.

Kimberlé Crenshaw, örneğin sadece renkli insanlar beyaz insanlar üzerinde güç sahibi olabilsinler diye mevcut güç dinamiklerinin ve kültürel yapıların yeniden üretilmesini istemiyor. Oyun alanını eşitlemek için siyasetimizi, hukukumuzu ve kültürümüzü gölgeleyen yapıları değiştirerek mevcut güç dinamiklerinden tamamen kurtulmak istiyor.

Yine de Kimberlé Crenshaw’ın dediği gibi “birçok insan [kesişimsellik] prizmasının kendilerinden bir parça gerektirdiği gerçeğini gözardı etmeyi tercih ediyor.”

Konuştuğum muhafazakârlar kesişimselliğin ne olduğunu çok iyi anlıyorlardı. Dahası, hukuki bir kavram olarak veya bir düşünce olarak kesişimsellikten rahatsız olmuşa benzemiyorlardı. (Ben Shapiro’ya bu soruyu doğrudan sorduğumda o da “Fikrin Kimberlé Crenshaw tarafından ifade edilmiş özgün hâli doğru ve bir sorun teşkil etmiyor.” dedi.) Aksine, kesişimselliğin pratikteki yansımasından ve hatta kesişimselliğin kendilerinden ve toplumdan ne isteyeceğine ya da talep edeceğine dair ulaştıkları sonuçtan dolayı oldukça endişelilerdi.

Gerçekten de kesişimsellik hem bireylere hem de hareketlere birçok soru sormayı amaçlıyor, herhangi bir baskı biçimiyle mücadele etme çabasının diğer baskı biçimlerini de göz önünde bulundurması gerektiğini söylüyor. Irkçılığa karşı verilen mücadelelerin diğer önyargı biçimlerini de -örneğin anti-Semitizm’i27 de- sorgulaması gerekir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini ortadan kaldırmaya yönelik mücadeleler, renkli kadınların toplumsal cinsiyet temelli önyargıları beyaz kadınlardan farklı olarak nasıl deneyimlediklerini (ve beyaz olmayan erkeklerin de beyaz erkeklere kıyasla toplumsal cinsiyeti nasıl deneyimlediklerini) incelemesi gerekir.

Bu durum da -“kesişimselci” değerlere bağlı kaldıklarını iddia edenlerin de içinde olduğu- birçok insanın hazırlıksız yakalandığı ya da cevaplamaya yanaşmadığı büyük ve zor bir soruyu ortaya çıkarıyor: Irk ve ırkçılığın rolünü kabul ettiğimizde, bu konu hakkında ne yapacağız? Ve ırkçılığın üstesinden gelmekten kim, hangi yönden sorumludur?

Kesişimsellik hem güç dengesizliklerinin gözetilmesi ve analizi olarak hem de bu güç dengesizliklerini tamamen ortadan kaldırılabilecek bir araç olarak işler. Ve kesişimselliğin -çoğunlukla yapıldığı şekliyle- güç dengesizliklerinin gözetilmesi amacıyla kullanılması, onları ortadan kaldırabilecek bir araç olarak kullanılmasından çok daha az tartışmalıdır.

  1. Metnin İngilizce orijinali için bkz. Jane Coaston, “The Intersectionality Wars”, 28 Mayıs 2019, 26 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <https://www.vox.com/the-highlight/2019/5/20/18542843/intersectionality-conservatism-law-race-gender-discrimination> Yazarın izniyle çevrilmiştir. Metindeki vurgular yazara aittir. (ç.n.)
  2. Yeni kast sistemi hakkındaki yazı için bkz. Karen Lechman Bloch, “Intersectionality: The New Caste System”, 27 Şubat 2019, 26 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <https://jewishjournal.com/commentary/ columnist/294500/intersectionality-the-new-caste-system/>
  3. Alıntının geçtiği podcast haberi için bkz. Media Matters Staff, “Laura Ingraham: “Because you’re a minority, you get special standards, special treatment”, 23 Ocak 2019, 26 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <https://www.mediamatters.org/laura-ingraham/laura-ingraham-because-youre-minority-you-get-special-standards-special-treatment>
  4. Haber yazısı için bkz. Mattheww Continetti “The Battle of Woke Island”, 7 Şubat 2018, 26 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <https://www.nationalreview.com/2018/04/the-battle-of-woke-island/>
  5. Kadınların 8 Mart Kadın Yürüyüşü’nün neden kendilerini temsil etmediklerine dair hazırladıkları video için bkz. Problematic Women: The Daily Signal, “Why the Women’s March Doesn’t Represent Us”, 18 Ocak 2019, 26 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <https://www.facebook.com/watch/?v=749440008762161>
  6. Haber yazısı için bkz. K.N.C., A.M., “Inside the mind of Ben Shapiro, a radical conservative”, 28 Mart 2019, 26 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <https://www.economist.com/open-future/2019/03/28/inside-the-mind-of-ben-shapiro-a-radical-conservative>
  7. Kesişimsellik ve Müslüman kadınlar hakkındaki tartışma yazısı için bkz. Omayma Mohamed, “How Intersectionalism Betrays the World’s Muslim Women”, 28 Nisan 2019, 26 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <https://quillette.com/2019/04/28/how-intersectionalism-betrays-the-worlds-muslim-women/>
  8. Panel hakkında bilgi içeren Kimberlé Crenshaw’un sayfası için bkz. <https://www.law.columbia.edu/faculty/kimberle-w-crenshaw>
  9. Bahsi      geçen       tweet      için      bkz.      <https://twitter.com/sengillibrand/status/1070106980298186753?lang=en>
  10. Bahsi       geçen       videolar       için       bkz. <https://www.facebook.com/watch/?v=286702432001335>
  11. Makale için bkz. Kimberlé Williams Crenshaw, “Race to the Bottom”, Haziran 2017, 26 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <https://thebaffler.com/salvos/race-to-bottom-crenshaw>
  12. Makale için bkz. Kimberlé Williams Crenshaw, “Twenty Years of Critical Race Theory: Looking Back To Move Forward”, Temmuz 2011, 27 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <http://shain003.grads.digitalodu.com/blog/wp-content/uploads/2014/09/Twenty-Years-of-Critical-Race-Theory-Looking-Back-to-Move-Forward.pdf>
  13. Irk temelli servet farkı hakkında detaylı yazı için bkz. Vann R. Newkirk II, “The Racial Wealth Gap Could Become a 2020 Litmus Test”, 16 Haziran 2019, 26 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <https://www.theatlantic.com/politics/archive/2019/01/new-litmus-test-2020-racial-wealth-gap/579823/>
  14. Renk körlüğü -ya da ırk körlüğü- kişinin renginin veya ırkının önemli olmadığı bir toplum ideali kurar. Bu ideal kapsamında renk körü toplumda kişi, ırkı veya rengi temelli karşılaşacağı yasal veya sosyal muameleden muaftır. (ç.n.)
  15. Bahsi geçen makale için bkz. Kimberle Crenshaw, Demarginalizing the Intersection of Race and Sex: A Black Feminist Critique of Antidiscrimination Doctrine, Feminist Theory and Antiracist Politics”, 26 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir.<https://chicagounbound.uchicago.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=1052&context=uclf>
  16. DeGraffenreid/General Motors davası için bkz. <https://law.justia.com/cases/federal/district-courts/FSupp/413/142/1660699/>
  17. Moore/Hughes Helicopter davası için bkz. <https://openjurist.org/708/f2d/475/moore-v-hughes-helicopters-inc-a-division-of-summa-corporation>
  18. Payne/Travenol davası için bkz. <https://law.justia.com/cases/federal/district-courts/FSupp/416/248/1500534/>
  19. Medeni Haklar Yasası, Başlık VII. için bkz. <https://www.eeoc.gov/statutes/title-vii-civil-rights-act-1964> (ç.n.)
  20. Kesişimsellik kelimesi hakkında kaleme alınmış bir yazı için bkz. Merrill Perlman, The origin of the term ‘intersectionality’, 23 Ekim 2018, 26 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <https://www.cjr.org/language_corner/intersectionality.php>
  21. Haber yazısı için bkz. Kory Stamper, “A Brief, Convoluted History of the Word ‘Intersectionality’”, 9 Mart 2019, 26 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <https://www.thecut.com/2018/03/a-brief-convoluted-history-of-the-word-intersectionality.html>
  22. Politik doğruculuk hakkında kaleme alınmış yazı için bkz. Charles C. W. Cooke, “The Left Realizes Too Late that Political Correctness Is a Virus”, 30 Ocak 2015, 27 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <https://www.nationalreview.com/2015/01/left-realizes-too-late-political-correctness-virus-charles-c-w-cooke/>
  23. Andrew Sullivan’ın kaleme aldığı yazı için bkz. Andrew Sullivan, “Is Intersectionality a Religion?”, 10 Mart 2017, 27 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <https://nymag.com/intelligencer/2017/03/is-intersectionality-a-religion.html>
  24. David French’in kaleme aldığı yazı için bkz. David French, “Intersectionality, the Dangerous Faith”, 6 Mart 2018, 26 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <https://www.nationalreview.com/2018/03/intersectionality-the-dangerous-faith/>
  25. Bahsi geçen klip için bkz. <https://www.prageru.com/video/what-is-intersectionality/>
  26. Bahsi geçen tartışma yazısı için bkz. Liz Scheltens, Carlos Waters, “The University of Missouri situation, explained in 3 minutes”, 10 Kasım 2015, 26 Şubat 2021 tarihinde erişilmiştir. <https://www.vox.com/2015/11/10/9704210/missouri-president-chancellor-protests>
  27. Yahudi karşıtlığı anlamına gelmektedir. (ç.n.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir