#BirDiyeceğimizVar: 25 Kasım’da Neler Yaptık?

Dilruba Akdağ
Rana Kayacan


sustu kaldı, geriye geriye çekilerek
biliyor
her konuşma bir şeyi değiştirir hayatımızda1

Gülten Akın’ın dediği gibi, konuşmanın dönüştürücü gücüne inanarak 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü haftasında sesimizi yükseltip sözümüzü söylemeye devam ettik. Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü (BÜKAK) olarak, pandemi koşulları sebebiyle kampüste yan yana olamasak da birlikte olmanın iyileştirici gücüne inanarak hafta boyunca çevrimiçi platformlarda bir aradaydık. İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik saldırılara karşı BÜKAK’lı kadınlar olarak evlerimizden sesimizi yükselttik, susmadık. Dayanışmamızdan aldığımız güçle şiddete karşı #BirDiyeceğimizVar ve #İstanbulSözleşmesiYaşatır dedik.

25 Kasım etkinliklerimiz, 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü kapsamında Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü (BÜLGBTİ+) ile düzenlediğimiz Trans Mücadeleler: Hukuk ve Medyada Nefret Söylemi adlı söyleşiyle başladı. Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği’nden Efruz Kaya ve Kaos GL’den Yıldız Tar’ın katılımıyla gerçekleştirdiğimiz etkinlikte nefretin, medya ve hukuk alanındaki karşılığı ve bu alanlarda yürütülen mücadele yöntemleri üzerine konuşma fırsatı bulduk. Yıldız Tar; ayrımcı söylemlere, fobiye, kadınların ve LGBTİ+ların din ve aile üzerinden kriminalize edilmesine karşı özellikle medya alanında yürütülen mücadeleler üzerine konuştu. Efruz Kaya; nefret suçunun, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği kavramlarının yasalardaki karşılığına değindi. Yasaların kapsayıcı olmadığı, medya üzerinden kendini yeniden üreten nefret söyleminin meşrulaştırıldığı, kadınların ve LGBTİ+ların yasal haklarının gözetilmediği veya uygulanamaz hâle getirildiği günümüz şartlarında, haklarımızı savunmanın önemini düzenlediğimiz söyleşide tartıştık. Nefrete karşı yaşamı savunduğumuzu, düşmanlığa ve nefrete geçit vermeyeceğimizi bir kez daha vurguladık.

Her yıl beraber döviz yaparak hazırlıklarına başladığımız gece yürüyüşüyle yaşam alanlarımızda “Tacize, şiddete, fobiye, ayrımcılığa hayır!” diyorduk. Bu yıl pandemi koşulları sebebiyle dövizlerimizi yan yana hazırlayamamış olsak da Online Pankart Atölyesi’yle bir arada tasarımlar yaptık, söz ürettik. Bu tasarımlarda pandemiyle birlikte yoğunlaşan, farklı formlarda karşımıza çıkan şiddet de vurguladığımız noktalar arasındaydı. Tasarımlarımızı “Ev herkes için güvenli değil!”, “Dijital şiddete hayır!”, “DM’de, zoom’da şiddete hayır!” gibi sloganlarla doldurduk. BÜKAK sosyal medya hesapları ve kişisel hesaplar üzerinden dövizlerimizi #BirDiyeceğimizVar etiketiyle paylaştık.

İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasıyla ilgili tartışmaların sürekli önümüze geldiği bu günlerde, İstanbul’un ve Türkiye’nin birçok ilindeki sokakları karekodların2 yer aldığı rengarenk afişlerle donattık. 25 Kasım haftası boyunca, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun hakkında doğru bilinen yanlışları ve bu iki hukuki belgenin neden önemli olduğunu hazırladığımız karekodlarla anlattık. “6284 sayılı Kanunda geçen şiddet kavramı neleri kapsamaktadır?”, “İstanbul Sözleşmesi aile kurumunu zedeleyip boşanmaları mı artırıyor?”, “İstanbul Sözleşmesi yuva mı yıkar?”, “İstanbul Sözleşmesi ‘cinsiyetsizliği, translığı, eşcinselliği mi özendiriyor’?” gibi başlıklarla sorular sorduk, yanlışlara “Hayır!” dedik, cevaplar ürettik.

25 Kasım haftasını, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’ndan Kübra Karagöz ve Genç LGBTİ+ Derneği’nden Duygu Yayla ile gerçekleştirdiğimiz Pandemi Herkesi Eşit mi Etkiliyor? Kadınlara ve LGBTİ+lara Yönelik Şiddetisimli etkinliğimiz ile sonlandırdık. Etkinlikte, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın ve Genç LGBTİ+ Derneği’nin hazırladığı raporlama çalışmaları doğrultusunda pandemi sürecinde kadınların ve LGBTİ+ların maruz bırakıldığı şiddet biçimleri hakkında konuştuk. Konuşmacılarımız raporlama çalışmalarından yola çıkarak bazı LGBTİ+ların ve kadınların, salgın döneminde güvenli bir ev ortamına sahip ol(a)madıklarını vurguladılar. Kübra Karagöz, pandemi koşulları öncesi ve sonrası sığınaklardaki koşullar, pandemiyle birlikte çalışmaların dijital platforma taşıması ve yürütülen çevrimiçi çalışmalar hakkında bilgi verdi. Duygu Yayla, pandemi kısıtlamaları nedeniyle yalnızlaşan, sağlık hizmetlerine erişemeyen, sosyal yardımlardan faydalanamayan ve aile evine dönmek zorunda kalan üniversiteli ya da genç LGBTİ+ların farklılaşan deneyimlerini paylaştı ve ilerleyen günlerde neler yaşayabileceklerini değerlendirdi.

BÜKAK olarak her yıl olduğu gibi bu yıl da 25 Kasım’ı coşku ve dayanışmayla geçirdik. Bu yılki 25 Kasım etkinliklerimizi, pandemi koşullarında çevrimiçi platformlarda gerçekleştirdik. Yaşam alanlarımızda, çevrimiçi platformlarda kadınlar ve LGBTİ+lara yönelik cinsiyetçi şiddete, nefrete inat; hayatı, direnişi savunduk. Her konuşmanın, her üretimin bir şeyi değiştireceği bilinciyle, her yerde ve her koşulda #BirDiyeceğimizVar!

  1. Gülten Akın, Beni Sorarsan, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2013, s. 51.
  2. Karekodlara ulaşmak ve dilerseniz kendi mahallelerinize asmak için bkz.
    <http://www.bukak.boun.edu.tr/?page_id=1506>

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir