Feminizm Neden Seks İşçilerinin Hak Mücadelesini İçermelidir?

Bu yazının İngilizce orijinali pivotlegal.org sitesinde yayımlanmıştır.1

Kerry Porth
Çev.: Berfin Atar
Yağmur Gönenç

Baskıcı bir ABD başkanı2 tarafından Beyaz Saray’ın ve ataerkinin tetiklediği durmak bilmeyen felaketlerden de gaz alan, 2018 yılındaki kadın yürüyüşü3, geçen hafta sonu bir kez daha ilham verici güç gösterisiyle iftihar etti. Kuzey Amerika’da milyonlarca insanın katılımıyla gerçekleşen yürüyüş adaletsizlikleri, baskıyı ve ataerkil sistemi destekleyenlere meydan okurcasına onlardan hesap sordu. Fakat bu yıl birçok şehirde belirgin bir şekilde farklı olan, kesişimselliğe odaklanma ve bu hareketin benimsemeyi amaçladığı çeşitliliği ve katılımı temsil etmek için en marjinal seslere yoğunlaşma ihtiyacının tanınmasıydı. Vancouver’da, Hailey Heartless4 adında trans bir seks işçisi, trans topluluğunu ve seks işçilerini kadın hareketinin ayrılmaz bir parçası olarak harekete dahil etme ihtiyacının altını çizdi. Buna tamamen katılıyoruz ve feminizmin güçlendirme ve özgürlük ruhunu tümüyle kapsaması için seks işçilerinin ve bu mesleği güvence altına almak için mücadele edenlerin sadece seslerini yükseltmekle kalmayıp aynı zamanda bunun için çalışması gerektiğine de inanıyoruz. Feminizm, kadınları dinlemeyi ve kadınların deneyimlerini kendi ifadeleriyle anlatmaları için güçlendirilmelerini gerektirir. Bu da sağlık ve güvenlikleri üzerinde doğrudan etkiye sahip olan politikalar ve pozisyonlarla ilgili görüşlerine saygı göstermek anlamına gelir. Seks işçilerinin ve araştırmaların büyük çoğunluğu seks işçiliğinin yasallaşmasının çalışanların sağlık durumunu iyileştireceği konusunda hemfikir5. Feminizm özünde kadınların kendi bedenleri üzerinde söz hakkı sahibi olmalarını ve kendi seçimlerini yapmalarını destekler. Eğer feminizm kadınların üremeye dair seçimlerini ve onların istedikleri kişiyle seks yapma (veya yapmama) konusundaki seçimlerini destekliyorsa seks işçilerinin para almasının bu tartışma üzerinde bir etkisi olmamalıdır6. Onlar cinsel rıza üzerine müzakere etme konusunda uzmandırlar ancak bunu yapma şansları, işlerinin ve iş yerlerinin kriminalize edilmesinden ciddi şekilde etkilenir. Seks satın almanın cezalandırılması sokaklarda seks işçileri ve müşteriler arasında hızlı alışverişlere sebep oluyor. Çünkü müşteriler kolluk kuvvetleri tarafından tespit edilmekten korkuyorlar. Bu durum, onların müşterileri düzgün bir şekilde gözden geçirme ihtimalini sınırlar ve şiddete veya istismara karşı savunmasızlıklarını artırır. Reklam ve iletişimin cezalandırılması da müşterilerle pazarlık yapmayı ve müşterileri tanımayı zorlaştırır. Seks İşçisi Dışlayıcı Radikal Feminizm (SWERF), tüm seks işçilerinin kadın ve tüm müşterilerinin de erkek olduğunu öne sürerek seks işçiliğine indirgeyici ve baskılayıcı bir bakış getirir. Ayrıca bu feministler; seks işçiliğinin gerçekleştiği koşullardan, onların kendi deneyimleri hakkında söylediklerinden ve onların meydana gelen şiddeti veya istismarı tespit edip etmediklerinden bağımsız olarak seks işçiliğinin başlı başına kadına yönelik şiddetin bir biçimi olduğunu anlatır. SWERF’ler, kendilerine ait daha incelikli bir tablo çizmeye çalışan gerçek seks işçilerinin seslerini duymazlıktan gelir. Onlara, özellikle bu belirli feminist dünya görüşü tarafından tanımlanan dar parametrelere uymuyorlarsa, kendi deneyimlerini tanımlamaları için alan yaratmazlar. Seslerin bu şekilde susturulması, temel feminist ilkeler olan güçlendirme ve özneliğe aykırıdır. İronik bir şekilde, bu radikal feministler aslında ataerkil bir kibirle seks işçiliğini, bu deneyimi yaşayan bireylerden daha iyi bildiklerini söylerler7.

Radikal feministler seks işçiliğini kriminalize etmek için, cinsel hizmetlerin satışını suç olmaktan çıkarırken hizmeti satın alanları suçlu hâle getiren İskandinav Modeli’ni sunan kişilerdir. Ancak ezici çoğunluktaki kanıt, denklemin her iki ucundaki cezalandırmanın seks işçileri için zararlı olduğunu göstermektedir8. İskandinav Modeli’nin savunucuları iddialarını desteklemek için kanıt sunmakta yetersizler ve bunun yerine insan ticareti mağduru olan ya da sömürülen genç bireylerin, yani seks işçiliği ile uğraştığı söylenemeyecek insanların korkunç, röntgenci tanıklığına güvenmektedirler.

SWERF’ler, aksi kanıtlara9 rağmen insan ticaretini artıracağını savunarak seks işçiliğini kasıtlı olarak insan ticareti ile birleştirmektedir. Onlar aslında insan ticaretine ve ticari sekste gençlerin sömürüsüne karşı mücadelede müttefik olmak istiyorlar ve bu konuda bir şeyler yapmak için en iyi konumdalar. Ancak bunun yasallaşmasını destekleyen seks işçilerinin, insan ticaretiyle mücadelede en önemli çözümlerden birini sundukları görmezden geliniyor.

Seks işçiliği iştir ve geçerli bir gelir getirici faaliyet olarak görülmelidir. Ancak kriminalize edilmiş bir bağlamda, seks işçiliği endüstrisi ve içindekiler sendika, Workers Compensation Board10 (WCB) ve istihdam standartları dahil olmak üzere iş güvencesine başvuramayacaklar. Şüphesiz ki SWERF’ler, seks işçileri de dahil olmak üzere tüm işçilerin, 60’ların ve 70’lerin feminist hareketinin en erken hedeflerin- den biri olan istihdam korumalarını ve eşitliği hak ettikleri fikrini destekleyecektir. Bunun suç olarak kabul edilmesi seks işçilerinin hizmet ve desteklerden yararlanabilmesini engelliyor ve polisle düşmanca bir ilişki kuruluyor; bu da şiddetin daha az rapor edilmesine yol açıyor. Bu, sömürenleri, ceza almadan mağdur etmeye devam etmeleri için cesaretlendirir ve gerçek feministler için büyük bir endişe kaynağı olmalıdır. Kriminalizasyon özellikle sokak temelli seks işçiliğinde ve hapishanelerde veya ceza hukuku sistemimizde fazlasıyla temsil edilen kadınların -bilhassa Amerika’daki yerli kadınların- şiddet ve sömürü geçmişine rağmen polis ve kolluk kuvvetlerini seks endüstrisini kont- rol eden insanlar hâline getiriyor.

#MeToo11, #TimesUp12 hareketleri ve kadınların polis ve mahkemeler aracılığıyla adalet ararken karşılaştıkları zorluklar düşünüldüğünde, seks işçilerinin yaşadıklarını hayal edin. Onları diğer kadınlardan ayıran anlatı, onların çaresiz kurbanlar olarak resmedilmesiyle birlikte seks işçilerine zarar vermek isteyenlere doğrudan bir davettir. Onlar genellikle kendilerini radikal feministlere şu soruyu sorarken buluyor: Bizler kadın değil miyiz?

  1. “Why feminism must include the fight for sex workers’ right” adlı metnin İngilizce orijinali için bkz. Kerry Porth, “Why feminism must include the fight for sex workers’ right”, 26 Ocak 2018, 12 Ekim 2020 tarihinde erişilmiştir. <https://www.pivotlegal.org/why_feminism_must_include_the_fight_for_sex_workers_rights> Yazarların izniyle çevrilmiştir. Vurgular orijinal metne aittir. Metnin orijinalinde geçen linklere yazı boyunca referans verilecektir. (ç.n.)
  2. Amerika Birleşik Devletleri’nin 45. ve günümüzdeki devlet başkanı Donald Trump. (ç.n.)
  3. Yürüyüş, senatörlerin “kısa vadeli bir harcama tasarısı veya bir göçmenlik teklifiyle ilgili bir uzlaşmaya” ulaşamadığı 2018 ABD federal hükümetinin kapatılmasının ertesi günü gerçekleşti. (ç.n.)
  4. “Sex work and stigma” [Seks İşçileri ve Damgalanma] adlı yazı için bkz. Hailey Heartless, “Sex work and stigma”, 20 Ocak 2018, 12 Ekim 2020 tari- hinde erişilmiştir. <https://medium.com/@SadistHailey/march-on-vancouver-2018-f7e57e6c1785>
  5. Dünya Sağlık Örgütü’nün ilgili raporu için bkz. <https://www.who.int/hiv/topics/sex_work/en/>
  6. “Evaluating Canada’s Sex Work Laws: The Case for Repeal” [Kanada’nın Seks İşçiliği Yasaları Üzerine Değerlendirme: İptal Davası] adlı yazı için bkz. Kevin Hollett, “Evaluating Canada’s Sex Work Laws: The Case for Repeal”, 6 Aralık 2016, 12 Ekim 2020 tarihinde erişilmiştir. <https://www.pivotlegal.org/evaluating_canada_s_sex_work_laws_the_case_for_repeal>
  7. “My work shouldn’t cost me my life” [İşim hayatıma mâl olmamalı] adlı yazı için bkz. Katrina Pacey, “My work shouldn’t cost me my life”, 3 Haziran 2014, 11 Ekim 2020 tarihinde erişilmiştir. <http://www.pivotlegal.org/MY_WORK>
  8. “Ten Reasons to Decriminalize Sex Work” [Seks İşçiliğini Suç Olmaktan Çıkaran On Sebep] adlı yazı için bkz. Open Society Foundations, “Ten Reasons to Decriminalize Sex Work”, 10 Nisan 2015, 12 Ekim 2020 tarihinde erişilmiştir. <https://www.opensocietyfoundations.org/publications/ten-reasons-decriminalize-sex-work>
  9. “Report of the Prostitution Law Review Committee on the Operation of the Prostitution Reform Act 2003” [Fuhuş Reformunun İşleyişi Hakkında Fuhuş Kanunu İnceleme Komitesi Raporu] adlı yazı için bkz. “Report of the Prostitution Law Review Committee on the Operation of the Prostitution Reform Act 2003”, Mayıs 2008, 12 Ekim 2020 tarihinde erişilmiştir. <http://prostitutescollective.net/wp-content/uploads/2016/10/report-of-the-nz-prostitution-law-committee-2008.pdf>
  10. İşçi tazminatı sigortası, işverenlerin, iş yerinde yaralanmaları durumunda işçilerle ilgilenilmesini sağlamak için fon sağladığı bir sistemdir. (ç.n.)
  11. Ekim 2017 itibarıyla yaygınlaşan, kadınların maruz bırakıldıkları cinsel taciz ve benzeri fiilleri ifşa ettikleri bu hareket zamanla birçok sektörde yaygınlaşmış ve dünya çapında ses getirmiştir. (ç.n.)
  12. #TimesUp cinsel tacize karşı bir harekettir ve 1 Ocak 2018’de ABD’li film yapımcısı Harvey Weinstein’in sinema dünyasından birçok kadına cinsel saldırıda bulunduğunun ortaya çıkmasının ardından #MeToo’ya yanıt olarak Hollywood ünlüleri tarafından kurulmuştur. (ç.n.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir