Barış İçin Kadın Girişimi ile Söyleşi: “Barış kaçınılmazdır, bir ekmek, su kadar ihtiyaçtır.”


Berra Zeynep Dodurka

Gaye Yeşilyurt

Gökçe Oflu

Ronay Bakan

BÜKAK olarak, Türkiye’deki şiddet ortamının ve bu ortamın yarattığı tahribatın son bulması için barış talebinin aciliyetini vurgulamayı önemli buluyoruz. Bu sebeple Türkiye’de barış için çalışan ve dayanışan topluluklarla görüşmeler yaptık. Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG) de 2009 yerel seçimlerinin hemen ardından başlayan KCK tutuklamaları furyasında pek çok kadın hareketi aktivistinin gerekçe gösterilmeden tutuklanıp gözaltına alınması üzerine kuruldu. Sözlerini barıştan yana söylemek adına savaş ortamının yarattığı şiddeti, bu şiddetten kadınların da birçok açıdan etkilendiğini ve dayanışmanın önemini vurgulayarak bir araya geldiler. Söyleşiyi gerçekleştirdiğimiz Barış İçin Kadın Girişimi’nden Avukat Züleyha Gülüm ve DİSK Genel-İş’e bağlı İstanbul Konut İşçiler Şubesi Başkanı Nebile Irmak Çetin bize bir araya geliş biçimlerini, nedenlerini, yaptıkları faaliyetleri ve karşılaştıkları ve karşılaşmakta oldukları engelleri anlattılar. Okumaya devam et Barış İçin Kadın Girişimi ile Söyleşi: “Barış kaçınılmazdır, bir ekmek, su kadar ihtiyaçtır.”

“Savaş kış gibidir, barış yaz gibi. Gelin bu yazı beraber getirelim.”


Ariya Toprak

Burçin Yıldırım

Öykü Tümer

Öğleden sonra Barış Anneleri ile bulaşacağız. Yolumuz önce Taksim’e düşüyor, Cumartesi Anneleriyle Galatasaray’da toplanıyoruz. Taksim Meydanı’nda ise önceki gün yapılan KCK operasyonlarını protesto eylemi var. Kendi eylemlerinden sonra Taksim’e gidiyor Cumartesi Anneleri, biz de onlarla birlikte Taksim’e yürüyoruz. Kar yağışına ve soğuğa rağmen eylemciler de polisler de kararlı alanı terk etmemeye. Polisler zaten hazırlıklı; pelerinleri, bereleri, biber gazları ve silahlarıyla tastamamlar. Eylemciler de yedi bine ulaşmış tutuklu sayısı, bitmeyen baskınlar, önceki haftalarda gerçekleşen Uludere olayıyla tekrar su yüzüne çıkan nefret söylemlerine ve savaş politikalarına olan isyanlarıyla oradalar. Okumaya devam et “Savaş kış gibidir, barış yaz gibi. Gelin bu yazı beraber getirelim.”

Ne Değişti? Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Zorunlu Göç


Berfin Binbay

Meltem Keniş

Vildan Özer

BÜKAK’ta geçen dönemki okumalarımızdan biri de Barış Anneleri ve Cumartesi Anneleri üzerineydi. Bu okumalarımızda bahsi geçen konulardan biri zorunlu göç oldu. Tartışmalarımızda zorunlu göç sürecinin bireylere ve Kürt halkına yaşattığı travmalar, zorluklar konuşulmadan, bu hasarlar tamir edilmeden barış kelimesinin rahatlıkla telaffuz edilemeyeceğini gördük. Bu bağlamda, özellikle 90’lı yıllarda zorla göç ettirilen ve bu yüzden pek çok maddi ve manevi kayıp yaşayan Kürtlerin hayatında o günden bugüne nelerin değiştiğini görmek bizler için çok önemliydi. Kürt kadınlarının ve kız çocuklarının zorunlu göç ve sonrasında yaşadıklarını konu alan; Şemsa Özar, Ayşe Tepe Doğan ve Handan Çağlayan’ın hazırladığı Ne Değişti?[1]adlı kitap, kadınların bu süreçteki tecrübelerinin erkeklerden farklı olduğunu anlamamızı sağladı. Bu yazı, Ne Değişti? adlı kitabın özeti niteliğindedir. Okumaya devam et Ne Değişti? Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Zorunlu Göç

Son Gelişmeler Işığında Türkiye’nin Toplu Mezarları


Özge Sever

Geçtiğimiz dönem, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Haftası Etkinlikleri kapsamında organize ettiğimiz, Aziz Çapkurt’un Annem Barış İstiyor adlı belgeselinin gösterimi sonrasında Barış Anneleri ve Cumartesi Anneleri ile söyleşmiştik. Bu vesile ile uzaktan takip ettiğimiz faili meçhuller konusunu kayıp kişilerin yakınlarından dinledik. Cumartesi Anneleri, yüzlerce faili meçhul cinayetin ve kaybın yaşandığı 90’lı yıllarda bir araya gelmeye ve 1995’in 27 Mayıs’ında “Gözaltında kayıpların akıbeti açıklansın, sorumluları yargılansın ve bu topraklarda bir daha hiç kimse kaybedilmesin.” talebiyle Galatasaray Lisesi önünde yaptıkları oturma eylemi ile eylemlilik süreçlerine başlamış oldular. Bundan sonra her cumartesi aynı eylemi yineleyen anneler ve bu hareketi destekleyen insanların, polis şiddetine ve tehditlerine maruz kalması ve bir kısmının gözaltına alınması ile 1999 yılında eylemlerine bir süre ara vermek zorunda kaldılar. Hukuksal mücadeleyi hiç bırakmamış olan Cumartesi Anneleri, 2009 yılında JİTEM üyelerinin bir kısmının tutuklanması ile eylemlerine yeniden başladılar. Halen her cumartesi oturma eylemlerine ve taleplerini dile getirmeye devam ediyorlar. Okumaya devam et Son Gelişmeler Işığında Türkiye’nin Toplu Mezarları

Vicdani Retçi Kadınlar ile Söyleşi: Sınırsız, sınıfsız, iktidarsız bir dünya için küçük bir adım


İmge Aksoy

İrem Az

Vicdani Retçi Kadınlar Platformu’ndan Canan Soylu ve Merve Arkun ile kadınların vicdani retlerini açıklamalarının önemi ile son dönemdeki vicdani ret ve bedelli askerlik tartışmaları üzerine konuştuk. Canan Soylu ve Merve Arkun aynı zamanda 2009’da kurulduğundan beri Türkiye’deki savaşı durdurmak için ölmeyi, öldürmeyi, kardeşini katletmeyi reddeden vicdani retçilerin bir araya geldiği Barış İçin Vicdani Ret Platformu’nda da aktif olarak çalışıyorlar. Okumaya devam et Vicdani Retçi Kadınlar ile Söyleşi: Sınırsız, sınıfsız, iktidarsız bir dünya için küçük bir adım

Banu Güven ile Vicdani Ret Üzerine Söyleşi


Ayşe Damla Pinçe

Ayşen Şansal

Gazetecilikle üniversite yıllarında ilgilenmeye başlayan Banu Güven 1991 yılında İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Ardından Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. Daha sonra Milliyet gazetesinde dış haberler servisinde gazetecilik yaptıktan sonra NTV‘de 14 yıl çalıştı. NTV’de önceleri muhabirlik yaptı; sonra “Geçen Hafta-Bu Hafta” ve “24 Saat” programlarını hazırladı ve sundu. Okumaya devam et Banu Güven ile Vicdani Ret Üzerine Söyleşi

BÜ’de Küçük Bir Tur: Onlar da Bir Gün Asker Olacak (mı?)


Der.: Ayşen Şansal

İmge Aksoy

Dönem boyunca BÜKAK’ta yürüttüğümüz militarizm, vicdani ret, zorunlu ve bedelli askerlik tartışmalarının ardından, zorunlu askerliğin esas muhatabı olan erkeklerin düşüncelerini merak ettik. Kampüste küçük bir tura çıkarak mezun olduktan sonra askerlik gerçeğiyle yüzleşecek olan Boğaziçi Üniversiteli erkek öğrencilere zorunlu askerliğin onlar için ne ifade ettiğini, bedelli askerliğe ve vicdani redde nasıl baktıklarını sorduk. Okumaya devam et BÜ’de Küçük Bir Tur: Onlar da Bir Gün Asker Olacak (mı?)

Rela Mazali ile Söyleşi: İsrail’de Feminist Bir Antimilitarizm


Hêja Türk

Yıldız Tar

BÜKAK: Öncelikle bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Antimilitarist ve feminist aktivizmle nasıl ilişkiye geçtiğinizle başlayabiliriz.

Rela Mazali: Uzun zaman önce, 1980’de, İsrail işgaline karşı durarak aktivist olmaya başladım. Ancak işgal karşıtı hareket ve diğer gruplardaki aktivizm sürecimde kadınların marjinalleştirilmesine tanık oldum ve arkadaşlarım vasıtasıyla feminizmi keşfettim. Üniversitede feminizm ya da toplumsal cinsiyet çalışmalarına dair herhangi bir eğitim almadım. Bütün feminist eğitimim arkadaşlarıma, okumaya ve kendi kendine öğrenmeye dayanıyor. Arkadaşlarımla karşılıklı öğrenmek, arkadaşlarımın verdiği materyalleri okumak, onlara makale vermek ve tartışmak. İşte feminist eğitim. Bunların bir kısmı akademik materyaller idi; ancak yine de resmi akademik eğitim değildi. Okumaya devam et Rela Mazali ile Söyleşi: İsrail’de Feminist Bir Antimilitarizm

Katılımcı Ekonomi Herkes İçin Arzu Edilir Bir Ekonomi ve Siyaset Biçimi

BÜKAK’ta geçen dönem yaptığımız Feminizmler okumaları sırasında sosyalist feministlerin feminizmle ekonomi arasında kurduğu ilişkiyi tartışırken yaz döneminde alternatif bir ekonomik sistem olan “katılımcı ekonomi” üzerine çalışmaya karar verdik. Feminizmler okumaları boyunca kadın hareketi tarihi hakkında birikimimizi arttırırken kendi içinde bulunduğumuz feminist yapılarda, kadınlar için nasıl bir dünya arzuladığımız ve bunun için nasıl mücadele verdiğimiz üzerine düşündük/tartıştık. Şunu fark ettik ki tarih boyunca deneyimlenmiş feminizmlerin hiçbiri kapsamlı bir ekonomik vizyon sunmuyor. Bu yüzden de en çok tartıştığımız konulardan biri kadınlar için nasıl bir ekonomik sistem istediğimizdi. Okumaya devam et Katılımcı Ekonomi Herkes İçin Arzu Edilir Bir Ekonomi ve Siyaset Biçimi

Yeni Başlayanlar İçin: Katılımcı Ekonominin Temel İlkeleri

Meltem Keniş

Katılımcı ekonomi 68 Hareketi’nin öğrenci liderlerinden Michael Albert ve ekonomist Robin Hahnel tarafından kapitalizme ve pazar sosyalizmine karşı geliştirilen alternatif bir ekonomi ve toplum vizyonudur. Katılımcı ekonomi kapitalizmin yerine gelecek ekonomik bir vizyon önerisiyle 1990’lardan sonra ortaya çıkan alternatif küreselleşme hareketlerinden ayrılır. Çünkü bu hareketler dünya çapında gelir uçurumunun artmasına neden olan kurumları, kapitalizmin yarattığı toplumsal adaletsizlikleri karşısına alırken kapitalizmin yerine ne koyabileceğimize dair bir öneri geliştirmekte yetersiz kalmaktadır. Katılımcı ekonomi ise kapitalizm-sonrası ekonomi için yeni ve tanımlayıcı özellikler önermekte; toplumsal yaşamı şekillendiren eğitim, akrabalık, cemaat ilişkileri, hukuk, bilim, ekoloji, sanat, kültürler arası ilişkiler gibi pek çok alanın nasıl yeniden inşa edilebileceğine dair öneriler geliştirmektedir. Okumaya devam et Yeni Başlayanlar İçin: Katılımcı Ekonominin Temel İlkeleri