Medyada Cinsel Şiddet Temsilleri ve Kadın Odaklı Habercilik: Burçin Belge ile Söyleşi

Merve Tabur

Öykü Tümer

Bağımsız haber portalı bianet’in editörü Burçin Belge ile ana akım medyada kadına yönelik şiddetin yansıtılma biçimleri, cinsel şiddeti gündemleştirmeyi amaçlayan kampanyalar, medyada çalışan kadınların maruz kaldığı cinsiyetçi tutumlar ve alternatif medyada kadın bakış açısıyla habercilik yapmanın önemi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Okumaya devam et Medyada Cinsel Şiddet Temsilleri ve Kadın Odaklı Habercilik: Burçin Belge ile Söyleşi

Kadın Cinayetlerine İsyandayız! Hilal Esmer ile Kampanya Üzerine Söyleşi

Melce Hüsünbeyli

Öykü Tümer

“Erkeklerin Sevgisi Her Gün Üç Kadını Öldürüyor!” son zamanlarda en çok duyulan sloganlar arasında. Bu slogan, bir taraftan çarpıcı bir istatistikî veriyi sunarken diğer taraftan kadınların kadın cinayetlerine karşı yükselen öfkeli sesini de duyuruyor. Bağımsız Feminist Kadınlar, MOR ÇATI, Amargi, Filmmor, KADAV ve Sosyalist Feminist Kolektif’ten kadınların bir araya gelerek kurdukları İstanbul Feminist Kolektif (İFK) 2010 Nisan ayından bu yana “Kadın Cinayetlerine Karşı İsyandayız” platformunu oluşturup aynı isimli kampanyayı başlattı. Kampanyanın ilk eylemi Taksim Hill Otel’in çatısından, üzerinde “Kadın Cinayetlerine İsyandayız” yazan altmış metrelik bez afişin sarkıtılmasıydı. Kampanyanın en çok ses getiren ve basında kendine yer bulan eylemi ise 5 – 6 Kasım tarihlerinde İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İKAM (İstanbul Kadın Araştırmaları Merkezi Derneği) ortak çalışması sonucu düzenlenen Başbakan’ın, Kadından Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’ın ve üst düzey yetkililerin yoğun olarak katıldığı İstanbul Kadınist (Womanist) Konferansı’nda gerçekleşti. İFK’lı kadınlar konferansta, “Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum” diyen ve kadın cinayetlerine kesinlikle değinmeyen Başbakan ve diğer konuşmacıları konferans salonunda açtıkları dövizlerle protesto ettiler. Dövizlerdeki sloganlar kampanyanın örgütlenme nedenini hem salonda bulunanlara hem de tüm Türkiye’ye gayet açık bir şekilde izah ediyordu: “Erkeklerin sevgisi her gün 3 kadını öldürüyor”, “Eşit değiliz denildikçe daha çok öldürülüyoruz”. Aynı gün yaptıkları basın açıklamasında da her geçen gün üç kadın daha ölmeden söylenmesi gerekenin kadınların kaç çocuk doğuracağı ya da ne kadar eşit olup olmadıkları değil, kadınların erkek egemen şiddetten nasıl korunabileceği olduğunu belirttiler. Okumaya devam et Kadın Cinayetlerine İsyandayız! Hilal Esmer ile Kampanya Üzerine Söyleşi

MOR ÇATI Kadın Sığınağı Vakfı ile Söyleşi

Büşra Karpuz

Esra Aşan

Meltem Keniş

MOR ÇATI Kadın Sığınağı Vakfı yaklaşık 20 yıldır, şiddet gören kadınlara dayanışma ve sığınak desteği sağlıyor. BÜKAK’ta kadına yönelik şiddet üzerine yürüttüğümüz okuma çalışmaları sonrasında feminist dayanışmayı ilke edinmiş MOR ÇATI’lı kadınları ve çalışmalarını daha yakından tanımak amacıyla bir söyleşi yaptık. MOR ÇATI’dan Birgül Akay, Fatma Mefkure Budak ve Gökçe Kartaler’le MOR ÇATI’nın kuruluşu, kadın sığınaklarının işleyişi, çalışma yöntemleri ve geçtiğimiz Aralık ayında gerçekleştirilen 13. Kadın Sığınakları Kurultayı üzerine konuştuk. Okumaya devam et MOR ÇATI Kadın Sığınağı Vakfı ile Söyleşi

Flört Şiddeti: Güzin Yamaner ile Söyleşi

Ceren Şafak

Elif Bozgan

Kadına yönelik şiddet konulu dosya çalışmamızda Türkiye’de çok gündemde olmayan ama üniversiteli kadınlar olarak bizi etkileyen bir konuyu tartışmaya çalıştık: Flört şiddeti. Çalışmamızda konuya dair kısa ve giriş niteliğinde bir aktarım gerçekleştirdik ve flört şiddetinin tanımı, mücadele yolları üzerine tartışmalar yürüttük. Yurtdışında bu konuda oldukça geniş çalışmalar ve detaylı incelemeler yapıldığı halde, çalışmamız esnasında Türkiye kaynaklı oldukça sınırlı sayıda çalışmayla karşılaştık. Bu çalışmalardan biri de Nevşehir Üniversitesi Cinsiyet Eşitliği Kulübü’nün geçen yıl 8 Mart etkinlikleri kapsamında düzenlemiş olduğu flört şiddeti konulu konferanstı. Biz de konferansın konuşmacılarından biri olan Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Güzin Yamaner’le internet üzerinden flört şiddetinin tanımı, bu konuda Türkiye’de yapılanlar ve yapılması gerekenler hakkında kısa bir söyleşi gerçekleştirdik. Okumaya devam et Flört Şiddeti: Güzin Yamaner ile Söyleşi

Şiddetin Normalleştirilme Süreci: Aktarım Notları

Özetleyen: Melce Hüsünbeyi

Uppsala Üniversitesi’nden sosyolog Eva Lundgren’ın Şiddetin Normalleştirilme Süreci[1] adlı kitabı, toplumda kabul gören şiddet tanımlarını ve eksikliklerini anlamak adına yola çıkan bir araştırmanın ürünüdür. Lundgren kitap boyunca kullandığı kavramsal çerçeveyi yaklaşık altmış kadar kadın ile onların eşleri ve çocuklarıyla yaptığı görüşmelerden hareketle geliştirmiş. Berna Ekal’ın çevirisiyle Rengahenk Sanatevi/Gökkuşağı Yayınları tarafından 2009 yılında yayınlanan Şiddetin Normalleştirilme Süreci, kadına yönelik şiddeti feminist bir bakış açısıyla nasıl ele alabileceğimiz konusunda oldukça yol gösterici bir kitap. Okumaya devam et Şiddetin Normalleştirilme Süreci: Aktarım Notları

Türkiye’de Aile içi Şiddete Karşı Feminist Mücadele: Aktarım Notları

Derleyenler: Aydan Saraç

Büşra Karpuz

Meltem Keniş

Merve Tabur

BÜKAK’ta bu dönem aile içi şiddet biçimleri ve bunlarla mücadele yöntemleri üzerine bir çalışma yaptık. Bu çalışma kapsamında MOR ÇATI’nın yayımladığı Evdeki Terör[1], Kadın Sığınakları III. ve IV. Kurultayları[2], Geleceğim Elimde[3], ve Şiddete Karşı Anlatılar[4] isimli kitaplardan bölümler okuduk ve MOR ÇATI broşürlerinden yararlandık. Bu yazı, kulüp içinde yaptığımız aktarım çalışmasının notlarından oluşmaktadır. Okumaya devam et Türkiye’de Aile içi Şiddete Karşı Feminist Mücadele: Aktarım Notları

BÜ’de Neler Oluyor?

Begüm Ay

Ceren Gülbudak

5 Kasım 2010 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri üniversitelerinde pek de alışık olmadıkları bir manzarayla karşılaştılar. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Teknopark, Yüksek Akım Laboratuarı ve Yaşam Bilimleri ve Teknoloji Merkezi’nin açılışı nedeniyle üniversitemize yaptığı “ziyaret” kampüsümüzün sivil polis ve çevik kuvvet tarafından işgaline dönüştü. Yaklaşık beş yüz kadar polis kampüsün dört bir yanında kol geziyordu, öğrenciler kimlik göstermeksizin ve üst baş araması yapılmaksızın kampüse alınmıyorlardı. Dahası, günün ilerleyen saatlerinde, protestoların ve polis müdahalelerinin artması üzerine, öğrencilerin kampüse girişi ve çıkışı tamamen engellendi. Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri sahibi oldukları üniversiteye başbakanın geleceğine dair 4 Kasım gecesi atılan bir mail ile “bilgilendirildiler”. 5 Kasım günü başbakanın üniversiteye gelişini, hükümetin eğitim politikalarını protesto etmek isteyen öğrenciler; sivil polis, çevik kuvvet ve başbakanlık korumalarının “orantısız güç” kullanımıyla engellenmeye çalışıldılar. Öğrencileri kovalayan çevik kuvvet Fen-Edebiyat Fakültesi’ni bastı! Üniversitenin birincil olarak gözetmesi gereken eğitim öğretim hayatı başbakan ve polislerin üniversiteye yaptıkları “ziyaret” ile kesintiye uğradı. Okumaya devam et BÜ’de Neler Oluyor?

Hepsi Gerçek – Devlet Kaynaklı Cinsel Şiddet: Aktarım Notları

Özetleyenler: Esra Aşan

Gökçe Oflu

Seda Karakaş 

Hepsi Gerçek – Devlet Kaynaklı Cinsel Şiddet[1] Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu aktivistlerinden Avukat Eren Keskin ve Leman Yurtsever’in yayına hazırladığı, Punto Yayınları tarafından Aralık 2006 yılında yayınlanan ve büronun on yıllık çalışmalarının dökümünü sunan bir kaynaktır. Bu çalışmayla Türkiye’de militarizm güdümündeki şiddet ortamının ve özellikle devlet kaynaklı cinsel şiddetin kadınların hayatı üzerindeki tahrip edici etkileri görünür kılınmaya, konunun daha fazla konuşulmasına ve hak arama bilincinin güçlenmesine katkı sunulmaya çalışılmaktadır. Yaşadığı şiddeti açıklama cesareti gösteren ve bunu bir hak arama mücadelesine dönüştüren kadınların çalışmaları sonucunda şekillenen bu kitap ülkemizde tartışılması tabu olan devlet kaynaklı cinsel şiddeti tüm veçheleriyle gözler önüne seriyor. Kadın avukatların, doktorların ve kadın hareketi aktivistlerinin bu alandaki detaylı çalışmalarına yer verirken asker, polis, jandarma gibi devlet güçlerinin taciz ve tecavüzlerine maruz kalan kadınların tanıklıklarını da belgeliyor.

Bu yazıda Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu’nun kuruluş sürecini ve çalışma alanını, büroda şiddetin tanımı ve belgelenmesi üzerine yürütülen çalışmaları, hukuk süreçlerinin işleyişi ve sınırları üzerine yapılan değerlendirmeleri aktarmaya çalışacağız. Okumaya devam et Hepsi Gerçek – Devlet Kaynaklı Cinsel Şiddet: Aktarım Notları

Kadın Sömürüsünün Küreselleşen Yüzü: İthal Köle Moldovalı Kadın İşçilerin Sömürüsü

Gaye Yeşilyurt

Sovyet yönetimi sonrasında özellikle Doğu Avrupa ülkelerinde yaşanan ekonomik darboğaz sebebiyle buralarda yaşayan insanlar için yurt dışında iş bulmak zaruri hale geldiğinden, kadınların çoğu yurtdışına göç ederek ailelerinin geçimini sağlamaya başladı. Yazımda ele alacağım kadın göçmenlerin durumu, enformel sektörü genişleten neoliberal politikaların etkisinde şekilleniyor. Spesifik olarak inceleyeceğim Türkiye’ye göç eden Moldovalı kadınların çoğu, kayıt dışı/kanundışı sektörlerde yer ediniyorlar. Bu alanların başında kadın görevi olarak görülen ev içi işler; bakıcılık, dadılık, ev işçiliği ya da seks işçiliği yer alıyor. Moldovalı kadınlar, göç kararı alarak her iki ülkede de ahlaksızlıkla ya da aile kurumuna zarar vermekle suçlanmayı göze alıyorlar.[1] Özetle; siyasi ve ekonomik politikaların var ettiği koşullar, birçok kadını göç etmeye itiyor. Bu politikalar; ailesinde ve toplumda üzerine yüklenen görevlerle cinsiyetçi gelenekler altında ezilen kadının, gittiği ülkede toplum dışına itilmesine, bedeninin ve emeğinin sömürülmesine neden oluyor. Okumaya devam et Kadın Sömürüsünün Küreselleşen Yüzü: İthal Köle Moldovalı Kadın İşçilerin Sömürüsü

Üniversitede Trans Olmak

Sema Semih

Bu metin 21-22 Ekim 2010 tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleşen “Queer Türkiye ve Trans Kimlik” adlı konferansta sunulmuştur.

Merhaba,

Sunumumun başlığı “Üniversitede Trans Olmak.” İlk önce bu başlığı sorunsallaştırıp söze başlamak istiyorum. Altı yıldır Boğaziçi Üniversitesi’ndeyim ve bu süre boyunca istikrarlı bir şekilde “bir şey” olmadım. Bazen kadın, bazen erkek, bazen ne kadın ne erkek, bazen hem kadın hem erkektim. Üç yıl önce “Transseksüel bir kadınım ben.” diye çevreme açılmıştım. O zaman yazdığım bir yazıda kendi durumumu şu şekilde ifade ediyorum:

Üniversiteye gelmem, kulüpte çalışma yapan feminist kadın arkadaşlarla karşılaşmam hâlihazırda kafamda yer alan cinsiyet kimliğime dair soruları kendime tekrar sormama fırsat yarattı. Uzun ve meşakkatli bir sorgulama sürecinin ardından transseksüel olduğumu kabul ettim. İçimde, bir yandan bireysel var oluşumu tanımlamamın, hayatta durduğum yeri bulmanın sevinci vardı, bir yandaysa şimdiye kadar sindirilen, ötekileştirilen, istenmeyen kadınlığı(mı) olabildiğince çok insana duyurabilme isteği. Okumaya devam et Üniversitede Trans Olmak