Basına ve kamuoyuna

Basına ve kamuoyuna
4 Aralık’ta Başbakan Erdoğan’ın Dolmabahçe’de rektörlerle yaptığı görüşmeyi protesto etmek amacıyla Kabataş’ta toplanan öğrencilere yapılan polis müdahalesi sırasında vücudunun birçok bölgesine aldığı darbeler sonucunda bir kadın öğrenci bebeğini kaybetmiştir. Polisin, protesto hakkını kullanan öğrencilere uyguladığı şiddet bu kez bir öğrencinin yalnız muhalif kimliğini değil kadın kimliğini de hedef almıştır ve devletin polisinin uyguladığı sistematik şiddet ancak böyle bir olayla gündem olabilmiştir.
Bebeğini kaybeden kadın arkadaşımıza uygulanan şiddet yalnız “fiziksel” olmakla kalmamış, medyada yer alan ahlakçı ve özel hayatına saldırı niteliğindeki haber ve yorumlarla “psikolojik şiddet” boyutuna ulaşmıştır. Bir kadının kaç yaşında hamile kaldığı, hamileyken evli olup olmadığı ve bir eyleme katılıp katılamayacağı, doğrudan onun kendi bedeni ile ilgilidir ve bedeni ile ilgili kararlar onun tasarrufundadır. Medyada gerek köşe yazılarında gerek tartışma programlarında, bu genç kadının evli olmadığı halde çocuk sahibi olmasının onun yeterince namuslu ve ahlaklı olmadığının işareti olarak görülmesi, hamile olduğu halde eyleme katılmasının sorumsuzluk ve kötü annelik olarak eleştirilmesi medyadaki ahlakçı, cinsiyetçi zihniyetin en açık göstergelerindendir. Olayın ekseni bu şekilde kaydırılarak, polis tarafından uygulanan “fiziksel şiddet” örtülmeye çalışılmaktadır. Biz Boğaziçi Üniversitesi’ndeki feminist kadın öğrenciler olarak; kadın arkadaşımızın maruz kaldığı şiddetin eril bir dille örtülmeye çalışılmasına ve her türlü ifade özgürlüğüne uygulanan bu “şiddetli” müdahalelere tepkiliyiz.

Fatmagül, yengesi, Caroline, Zümrüt ve daha niceleri

Fatmagül, yengesi, Caroline, Zümrüt ve daha niceleri

İrem Az

30 Kasım Salı günü, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Haftası etkinliklerimiz kapsamında Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü(BÜKAK) olarak “Hukukta ve Medyada Tecavüz Temsilleri” üst başlıklı bir panel organize ettik. Fikir “Medya Analizi” diye çok genel bir başlık koyduğumuz küçük okuma-araştırma grubumuzdan çıkmıştı. Sonuçta panele üç konuşmacı davet ettik: Feminist bir oyuncu olan Deniz Türkali, avukat Eren Keskin ve Tiyatro Boğaziçi’nden yine feminist bir oyuncu, Pınar Gümüş. Bu yazıda panelin nasıl geçtiğinden, tek tek konuşmacıların vurgu noktalarından bahsederken Pınar Gümüş’ün konuşma çerçevesinin de çıktığı ve BÜKAK’tan iki kişinin de -ben dahil- katıldığı iki oturumluk “Fatmagül’ün Suçu Ne?” dizisi dramaturji tartışmasından daha ayrıntılı söz etmek istiyorum. Okumaya devam et Fatmagül, yengesi, Caroline, Zümrüt ve daha niceleri