PANEL: “Tecavüz Kültürünü Tartışıyoruz: Hukukta ve Medyada Tecavüz Temsilleri”

Son dönemde sıkça duyduğumuz toplu tecavüz vakaları ve özellikle Fatmagül’ün Suçu Ne? dizisinin medyada ele alınışı ve bu dizinin toplumsal tüketiliş biçimleri tecavüz kültürünü yeniden gündeme taşıdı. Bu panelde, tecavüz kültürünün yaygınlaşmasındaki temel mekanizmalardan ikisini, hukuk ve medyada tecavüz temsillerini tartışacağız. Türkiye’de mevcut devlet kurumlarının ve hukuk sisteminin kadına yönelik cinsel şiddeti meşrulaştıran ve failleri koruyan pratiklerini, mağdurların hukuk alanındaki mücadelelerini, ve medyada özellikle haberler ve diziler aracılığıyla yaratılan tecavüz temsillerini ele alacağız. Okumaya devam et PANEL: “Tecavüz Kültürünü Tartışıyoruz: Hukukta ve Medyada Tecavüz Temsilleri”

OYUN: “Cadının Bohçası” – Esmeray

Bir travestinin ezberinizi bozmasına izin verecek kadar cesur musunuz?

Kadınlık, erkeklik, transeksüel yaşam, Doğu‘dan İstanbul’a bir yolculuk hikâyesi, kadınlar, erkekler, “lobunyalar”, sokaklar, barlar, politikler, a-politikler, bir de anti-politikler. Cinselliğin arka sokakları, erkeklerin kadınlara göstermedikleri yüzleri, kadınların aynada fark etmedikleri ölçüleri, kadınların erkeklerden, erkeklerin kadınlardan sakladıkları.
Tarih: 1 Aralık Çarşamba

Saat: 18.30
Yer: ÖFB (Demir Demirgil Salonu)

HAKKIMIZDA

BÜKAK Neden Kuruldu?

Boğaziçi Üniversitesi’nde gender (toplumsal cinsiyet) başlıklı dersler açılıyor olsa da, kampüste kadın araştırmalarını gündemine alan, kadın araştırmalarına ilgi duyan öğrencilerin çalışmalarını yürütebileceği kurumsal bir yapı bulunmuyordu. BÜKAK, böyle bir kurumsallaşmayı gerekli gören bir grup feminist kadın öğrenci tarafından, kadın akademisyenlerin de desteğiyle 8 Mart 2000 tarihinde kuruldu. 2000 yılından beri de kampüste kadın araştırmaları ile ilgilenen kadınlar için alanında önemli bir platform oluşturmaktadır.

Sevim Burak Yazınında Öteki ve Kadın Olmanın İzini Sürmek

Sevim Burak Yazınında

Öteki ve Kadın Olmanın İzini Sürmek

BÜKAK Edebiyat ve Kadın Grubu olarak, 2010 bahar döneminde 70’ler edebiyatında kadın yazarlar üzerine okuma çalışmaları yapmaya başladık. İlk olarak Sevgi Soysal’ın Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu adlı romanını, daha sonra Adalet Ağaoğlu’ndan Bir Düğün Gecesi’ni, son olarak da Sevim Burak’ın Yanık Saraylar adlı öykü kitabını okuduk. Yaz çalışmalarına geldiğimizde ise okumalarımıza kendi döneminde anlaşılmaz ya da toplumsal olaylardan kopuk olmakla eleştirilen Sevim Burak’ın eserleriyle devam etmeye karar verdik. Çünkü bütün bu eleştirilerin aksine, Sevim Burak eserlerinin okuyucuyu aktif bir okuma eylemine davet eden derin katmanları bizi bir hayli heyecanlandırmış, kendi kadınlık durumlarımızın kesişiminde karşılaştığımız kadın karakterleriyle derinden etkile-
mişti. Çalışmamız boyunca Sevim Burak’ın Yanık Saraylar, Sahibinin Sesi, Afrika Dansı ve Everest My Lord / İşte Baş İşte Gövde İşte Kanatlar kitaplarını okuduk. Sevim Burak’ın Yazınında Öteki ve Kadın Olmanın İzini Sürmek adlı dosyamızda Edebiyat ve Kadın Grubu’nda yaptığımız tartışmalardan yola çıkarak hem bugün çok fazla hatırlanmayan Sevim Burak’ı tanıtmaya hem de kendisinin eserlerini feminist bir perspektiften incelemeye çalışacağız.

Dosyadaki yazılar:

Dünyalarını Kaybetmişlere Yazan Sevim Burak
Zeynep Berra Dodurka

Sevim Burak ve Minör Edebiyat
Elif Bozgan

Sevim Burak’ı Okumak ve Anlamak:

Sevim Burak’la Aynı Kolektifin Parçası Olmak

İrem Az

Sevim Burak Yazınında Zamanın ve Tarihin Dışından Seslenen Kadınlar
Merve Tabur

Sevim Burak’ın Tekinsiz Evlerinde Dolaşmak
Burcu Tokat

Dünyalarını Kaybetmişlere Yazan Sevim Burak

Dünyalarını Kaybetmişlere Yazan Sevim Burak

Zeynep Berra Dodurka

50’li yıllarda amatör hikayeleri çeşitli gazetelerde yayımlanmaya başlayan Sevim Burak 1965’de yayımlanan Yanık Saraylar adlı ilk hikaye kitabıyla oldukça ses getiren bir yazar olmuştur. Ancak bir kadın ve azınlık mensubu olan Sevim Burak toplumda ötekileşmeyi irdeleyen, dilde ve biçimde yaptığı değişikliklerle hâkim dile ve topluma karşı duran metinleriyle, yazdığı dönemde ve halen edebiyat çevreleri tarafından anlaşılmamış, görmezden gelinmiş ve tam da metinlerindeki karakterler gibi dışlanmıştır.[1] Okumaya devam et Dünyalarını Kaybetmişlere Yazan Sevim Burak

Sevim Burak ve Minör Edebiyat

Sevim Burak ve Minör Edebiyat

Elif Bozgan

Sevim Burak’ı okurken okuma grubu olarak sıkça dillendirdiğimiz konu Sevim Burak’ın eserlerini anlamada yaşadığımız zorluktu. Elbette başı sonu belli, olayların kronolojik bir çizgide ilerlediği realist anlatı beklentisiyle eserlerini zor olmakla itham etmiyorduk. Sevim Burak’tan önce, modernist anlatının örneklerinden sayılan Adalet Ağaoğlu’nun Bir Düğün Gecesi adlı eserini okumuştuk. Pek çok modernist anlatıda olduğu gibi okuru düşündüren, uğraştıran, zorlayan bir metindi. Fakat Sevim Burak’ın eserlerindeki zorluk bu türden değildi. Alışık olduğumuzun dışındaki dil kullanımı metnin içine girmemizi zorlaştırdı. Başka bir deyişle metnin gösterdiği yöne metnin durduğu yerden bakabilmeyi öğrenmemiz kolay değildi. Burada düştüğümüz yanılgı Sevim Burak metinlerini daha sonra majör olarak adlandıracağımız bir perspektifle okumaya çalışmamızdı. Haliyle “Bunlar da ne böyle? Bir şey anlamıyorum.” dememiz de kaçınılmazdı. Sevim Burak’ın üslubu farklıydı ve bu farklılık zorunluydu. Oğlu Karaca Borar’a yazdığı mektupta bu durumu kendisi şöyle ifade ediyor: Okumaya devam et Sevim Burak ve Minör Edebiyat

Sevim Burak’ı Okumak ve Anlamak: Sevim Burak’la Aynı Kolektifin Parçası Olmak

Sevim Burak’ı Okumak ve Anlamak:

Sevim Burak’la Aynı Kolektifin Parçası Olmak

İrem Az

Sevim Burak, kitaplarının kapış kapış satılmasını, oyunlarının kapalı gişe oynamasını isteyen bir yazardı; oğlu Karaca Borar’a yazdığı mektuplarda[1] böyle söylüyor. Küçük, elit bir kesime yazmakla suçlanan Sevim Burak, yazmanın kendisi için ne kadar acılı ve uzun bir süreç olduğunu anlatıyor. Terziliğini hatırlatan yöntemiyle yazdığı kâğıtları evin her tarafına serdiğini ve üzerlerinde gezinerek, seçerek eleyerek, uzun bir montaj/kes-yapıştır çalışmasıyla onları bir bütün haline getirme yolunda sonsuz bir mücadele verdiğini söylüyor oğluna. Okumaya devam et Sevim Burak’ı Okumak ve Anlamak: Sevim Burak’la Aynı Kolektifin Parçası Olmak